Galiba Aşk
...esrarengiz olmak iyidir. Saklarsınız kendinizi. Kuşlardan, kurtlardan, hava da uçan sinekten, henüz erken ama,cırcır cırcır ötüp duran çekirgelerden, sonra kendinizden, kalbinizin atışından, gürültüden, şamatadan, niçin olmasın eski bir sevgiliden.
Kaç gündür ha yağdı ha yağacak diye beklersiniz. Gözleriniz pek kimsenin tenezzül edip de bakmadığı bulutları tarar, dağılmalarına, belli bir noktada toplanmalarına siyah olup olmadıklarına dikkat eder. İçinizden yağsa da kurtulsak diye geçirirsiniz sanki yeğnikleşeceksiniz veya öyle olmuş takıntınız da, sıkıntılarınızdan düzlüğe çıkacakmışsınız duygusuna kapılırsınız. Kocaman bir avutmadır. Aslında bilirsiniz ama umut işte, çıkmayan candan kesilmez derler ya...
Tuaf; yalnızsınızdır. Şu kalabalıklar içinde derler, meşhurdur, kalabalıklar içindeyim ve ne kadar da yalnızım. Canınız hiç bir şey çekmez. Caddeler sıkıcı gelir, konuşmalar anlamsızlaşır, dikkatiniz dağılır, üstünüzdeki ağırlıklar fazlalaşır, durduk yerde ağlamak istersiniz, dalarsınız, okeye çağırırlar, bir şey danışırlar yanıtsız kalırsınız, yediğiniz sevdiğiniz yemeklerden uzak durursunuz, ah şimdi şöyle bir kıyıda olsaydım, kumsala yalın ayak bassaydım, deniz kokusunu içime çekseydim, sırtıma rüzgâr vursaydı, derken, keşke demeye başladığınız an, çünkü o yoktur artık, ellerinizi ister istemez ceplerinize koyarsınız, saklanacak zırlayacak bir yerler ararsınız. Bulur musunuz?