Geleceğimizi Hep birlikte İnşa Edelim
Yaşadığımız şehirleri güzel kılan sadece o şehrin parkları, oyun alanları, binaları değildir. Bir şehri asıl güzelleştiren, asıl güzel kılan şey o şehirde yaşayan insanların kendini geliştirmesi, üretmesi, çalışması geleceğe umutla bakmasıdır. İşte bende bu yüzden bende bugün sizlere Doğu’nun Paris’i Van’ın gözbebeği inci kefali olan Erciş’i anlatacağım sizlere.
Erciş sadece Van’ın yüz ölçümü bakımından yüksek kesimine sahip bir ilçesi değildir; Aynı zaman da gençlerin kendisini geliştirebileceği kötü alışkanlıklardan uzak tutmak amacıyla çeşitli faaliyetlere boy gösterebilecek bir ilçedir. Erciş aynı zamana da gençler için bir fırsat doğabilecek bir ilçedir. Nasıl mı derseniz size şöyle ifade edeyim; Gençler yeni bilgiler öğrenebilmek, hayallerine bir adım daha ulaşmak çok daha kolaydır. Ne yazık ki bu imkânların bir kısmı yeterince ya bilinmiyor ya da varlığından bihaber darız birçoğumuz.
Şimdi bugün birçok aile, çocuklarının elindeki telefon, tablet yani kısaca sosyal medyanın kötü alışkanlıklarından şikâyetçi. Birçok genç ise “ Elimizde yapacak hiçbir şey” diyerek zamanını boşa harcadığını düşünüyor. Oysa Erciş’te değerlendirebileceğimiz o kadar imkân var.
Örneğin Atakan Çelik Kültür Merkezi gençlerin kültür ve sanat arasında buluşabileceği en önemli mekânlardan biri. Düzenlenen faaliyetler, etkinlikler, programlar ve kültürel çalışmalar sayesinde gençler yeni bilgiler öğrenebiliyor hem de sosyal alanda kendini geliştirebiliyor.
Yine Erciş İlçe Halk Kütüphanesi sadece kütüphaneden ibaret değildir. Burası hayal kurmanın, araştırmanın, kendini geliştirmenin veya yenidünyalara kapılmanın aralandığı çok değerli bir mekândır. Kitap okuyan biri burada sadece bilgi değil; Düşünmeyi, sorgulamayı ve hayata farklı bakış açısı da kazanır.
Bunun yanında gençlik merkezinde düzenlenen eğitimler, spor faaliyetleri, sanatsal çalışmalar ve sosyal çalışmalar da gençlerimiz için çok önemli faaliyetler sunuyor. Boş vakitlerini değerli etkinliklerde değerlendiren gençler hem kendini geliştiriyor hem de zararlı alışkanlıklardan uzak kalıyor.
Unutmalıyım ki kötü alışkanlıklar ile mücadele sadece “ uzak dur” demek ile olmaz. Gençlere alternatif seçenekler sunmak gerekir. Bir gencin eline kitap verdiğimiz vakit, bir spor salonuna yönlendirdiğimizde, bir kültür etkinliğine davet ettiğimizde ya da bir kursa katılmasına vesile olduğumuzda onun hayatına da bir vesile olmuş oluruz.
Erciş’in geleceği sadece yöneticilerin değil, hepimizin sorumluluğudur. Ailelerin, öğretmenlerin, kurumların ve bizlerin el ele vermesiyle daha bilinçli daha üretken ve daha güçlü bir nesli yetişebilir.
Ben inanıyorum ki; Erciş’in gençleri büyük başarılara imza atacaktır. Bizler yeter ki onların elinden tutalım, onlara güvenelim, sahip olduğumuz imkânları birlikte değerlendirelim…
Çünkü güçlü bir Erciş, kültürle büyüyen, kitaplarla gelişen, sanatla nefes alan ve geleceğine umutla bakan gençlerimizle mümkündür. Bu gelecek ise bugünden atacağımız küçük ama doğru adımlarla bunu başaracağız.
Ekonomi Ne Ara Bu Kadar Bozuldu?
Bazı sorular vardır ki cevabı herkesten tarafından çokça merak edilir. Ama kimse cevabını tam olarak bilmez. Son yıllarda sokakta, pazarda, meydanda, markette otobüste en çok duyduğumuz cümle de şu oldu; “ Ekonomi ne ara bu kadar bozuldu?”
Aslında hiçbir şey bir gecede ansızın olmadı. Tıpkı yavaş yavaş yaşlanan bir insan gibi. Ekonomik sıkıntılar da zaman içinde büyüdü. Fakat insan, günlük hayatın telaşı içinde bunu fark dahi edemedi. Bir gün ekmek fiyatı arttı. Başka gün kiraya zam geldi. Sonra ise elektrik, su faturaları kabardı. Derken bir sabah uyandık ve hayatın bir daha eskisi gibi olmadığını gördük.
Eskiden insanlar geleceğe dair planlar yapardı. Bir ev almak, çocuklarını okutmak, küçük de olsa da bir birikim yapmak kolaydı. Şimdi ise bugün bunları yapmak çok ama çok zor. Gelecek planları yerini geçim sıkıntısına bıraktı.
Pazarda elindeki listeyi sessizce katlayan bir anne, emekli maaşını hesaplarken içi buruk kalan dede, Çocuğuna istediği elbiseyi alamayıp mahcup olan bir baba… Ekonominin gerçek yüzü bazen istatistlerde değil, bu insanların gözlerinde görülür. Çünkü ekonomi sadece rakamlarla değil, insan hayatı ile ilgilidir.
Bir toplumda ekonomi sıkıntılar arttığında yalnızca alım gücü düşmez. İnsanların umudu da azalır. Çünkü umut geleceğe güven duyabilmektir. Yarın bugünden daha iyi olacak diye düşünebilmektir. O güven sarsıldığında insanlar hayal kurmaktan vazgeçmeye başlar.
Belki de asıl mesele budur. İnsanlar sadece fiyatın yükselmesinden şikâyet etmiyor. Belirsizlikten yoruluyor. Bugün yaptığı hesabın yarın geçersiz olmasından geleceği görememekten korktuğu için yoruluyor.
“ Ekonomi Ne Ara Bu Kadar Bozuldu? “ sorusuna kesin bir cevap bulamayabiliriz. Ancak şu bir gerçek ki ekonomi sorunlar sadece cüzdanları değil, insanların ruhunu da etkiler. Çünkü geçim derdi büyüdükçe hayat sevinçleri küçülür.
Yine de toplumu ayakta tutsan şey yalnızca para değildir. Çalışma, azmi üretme isteği ve geleceğe dair umut da en az ekonomi kadar değerlidir. Çünkü insan zor zamanlarda ekmek kadar umuda da ihtiyaç duyabiliyor.
Belki bir gün bu soru daha az sorulacak. Ama o gün gelene kadar milyonlarca insan aynı soruyu sormaya devam edecek.
“ Ekonomi Ne Ara Bu Kadar Bozuldu?”