Hayatın Bilmecesi
Bir gün yıkılacağını bile bile büyük büyük evler yapmak, er yada geç birgün sona ereceğini bildiğimiz dünya için ahireti unutmak kadar saçmaydı aslında.Yaşantımızda önceliklerimiz öyle fazla ve öyle hızlı değişti ki aynı nesildeki insanlar bile anlaşamaz, uyuşamaz bir hale geldi.Sonunun nereye varacağı belli olmaya sahte dostuklar, sadece mecbur oldukları için kurulan yalancı arkadaşlıklar kaldı elde... Nelerin değerini öyle azaltmadık ki kalbizde,neleri baş tacı etmemiz gerekirken unuttuk bir köşede.Hangi secdeye eğilirken arttı kalp ritimlerimiz yada hangi secdeden doğrulurken yaş doldu gözlerimiz,bir daha Sana bu kadar yakın olmazsam diye kaç secdeyi uzattık sadece aşkımızdan??Aslında sorulması gereken ama cevapları verilemeyen o kadar soru varki hayatımızda nereden başlasak sonu gelmiyor. Hatta hakikatten kalplerimiz sıkılıp, ruhlarımız daralıyor çoğu zaman. İnsanlar elbette hata yapar bu fıtratta olan fakat tekrarı hoş olmayan bir davranış. Lâkin neden hatalarımızı affetmeleri için yanlış kişilere sarıldık çoğu zaman?Biz bir adım atsak bize on adım atacak bir Sevgili dururken neden on adım atsak bile ayağını kaldırmaya dahi üşenen dostlar seçtik kendimize?? Neden neden.. dedim ya sorular o kadar fazla fakat cevapları da sessiz çığlıklar halinde kalplerde yankı yapmakta. Aynada kendimize ayırdığımız süre kadar olmasa da günde bir defa bile olsa kalbimizi de yoklamak lazım aslında.Bu gün ne yaptım?Benim ayağım taşa takılsa ona dahî üzülen Sevgili için ben bugün ne yaptım? Hamd olsun fark ettirene,hamd olsun yaşatana ve anlamamızı sağlayana, hamd olsun bizlere tövbe kapılarını açana ve Allah nasip etsin iman üzere yaşayıp imanlı bir şekilde bu hayatı sonlandırmaya...