Hevesli Olanlara Hocalık Taslamadan
lise de edebiyat hocalarımla çok ters düştüğümü hatırlarım. Şiirin belli kurallarla yazılması konusunda. Benim bildiğim şiir; vezinsiz kafiyesiz ölçüsüz feilatünsüz uyaksız olmalıydı. Bu kurallar şiiri hapsetmekten başka ne işe yarayabilirdi? Hâlâ da anlamam bu kuralları gramerleri noktalamaları. Bir kaç yıl önce 'İmlasız Yaşamak' adlı minik bir yazı yazdım. Yanlış anlaşıldı. Kendilerini dil bilimci sanan soytarılar üzerime saldırdı. Oysa o yazının amacı özgürlüktü. Noktalamasız virgülsüz gibi.Şiir de böyle yazılmalıydı. Kanatlarını açıp uçmalıydı.
şiir hakkında bir kaç kitap okudum. Hepsi boş geldi. Felsefi şiir didaktik şiir pratik teorik filan gibi. Şiir yazacağım diye; bir yerde okumuştum...adamın kıçından ter akarmış. Güldüm. Zaten yapacak bir şey yok. Abe kardeşim dedim kendi kendime kıçından ter gelene kadar uğraşıyorsan şair değilsin. Ülkemizde şair zaten yok. Bana bakmayın ben de dahilim bunlara...
yine de küçük aklımla şair ve şiir için şunları söyleyebilirim kendilerini şiir uğraşına verenler için;
eğer siz, incir ağacına tırmanırken bacaklarınızı kollarınızı çizmiyorsanız ve incirleri koynunuza doldurup Hakkı Amcanın Kurt köpeklerinden korkupta daldan dala aşağıya atlamıyor ve koynunuzdaki incirlerin verdiği kaşıntıya katlanamıyorsanız zor, şiir yazarsınız ama şair olamazsınız.
eğer siz, çok okumuyor çok merak etmiyor çok araştırmıyorsanız zor, şiir yazar ama şair olamazsınız.
eğer siz, gazetelerle televizyonlarla vaktinizin çoğunu öldürüyorsanız, zor, şiir yazarsınız ama şair olamazsınız.
eğer siz, daracık bir çevrede daracık düşlerle idare ediyorsanız zor, şiir yazarsınız ama şair olamazsınız.
eğer siz, canınız balkonda yatmak istediği halde yatmıyorsanız ve yıldızları sabaha kadar seyretmiyorsanız zor, şiir yazar ama şair olamazsınız.
eğer siz, bir çekirgeyi yakalayıpta tâ gözlerinin içine baka baka o çekirgenin soluğunu duymuyorsanız zor, şiir yazar ama şair olamazsınız...
eğer siz, dilbilgisi kurallarına göre yaşıyorsanız zor şiir yazar ama şair olamazsınız.
eğer siz, hayvanları sevmiyor onlara verilen zararlara yıkımlara göz yumuyorsanız zor, şiir yazar ama şair olamazsınız.
eğer siz, nezarethaneleri bile sıcak bulmuyorsanız zor, şiir yazar ama şair olamazsınız...
eğer siz, öfkelenmiyor ruh gibi yaşıyorsanız ve kibar olacağım diye uğraşı veriyorsanız zor şiir yazar ama şair olamazsınız...
eğer siz, sevdiğiniz birileri tarafından aldatılmıyorsanız zor, şiir yazar ama şair olamazsınız...
eğer siz, intihar nasıl bir şey diye merak etmiyor bu nedenle her iki bileğinize kıpkırmızı pastel boyayla çizikler atıp kendinizi kanepeye atıp ananıza babanıza kalp krizi geçirtmiyorsanız ve arkanızdan soba boruları terlikler o biçim küfürler ve hatta tüm apartman sakinleri koşmuyorlarsa zor,şiir yazar ama şair olamazsınız.
eğer siz, bir tinercinin yaşamını merak edip o tinerciyi takip etmiyorsanız girip çıktığı yerlerden kaçıyorsanız zor, şiir yazar ama şair olamazsınız.
eğer siz, girilmez denilen semtlere girmekten korkuyorsanız ve giremiyorsanız yakınından dahi geçmiyorsanız zor, şiir yazar ama şair olamazsınız.
eğer siz, diazem hapı içip kendinizi ikinci kattan boşluğa bırakmıyor ve olmadık bir yer de olmadık bir zamanda birileriyle paket kâğıtlarının üstünde çılgınlar gibi sevişmiyorsanız zor, şiir yazar ama şair olamazsınız.
eğer siz bir balinanın bir orkanın bir kaplumbağanın ve kendi halinde canı sıkılan bir kedinin neden canlarının sıkıldığını merak etmiyorsanız zor, şiir yazar ama şair olamazsınız...
eğer siz, sürekli o dört duvar arasında yaşarsanız sürekli aynı şiirleri yinelediğinizin farkına varamazsanız zor, şiir yazar ama şair olamazsınız...
eğer siz, yeryüzünü hissedemezseniz bu çok zor ve kötü, şiir yazamadığınız gibi evrenselliğin ne olduğunu da anlayamazsınız.
eğer siz kanınızı sık sık yalamıyorsanız bir jiletin neler yapabileceğini merak bile etmiyorsanız zor şiir yazar ama şair olamazsınız. Vs. vs.