İki Yüzlü İnsan
Vazgeçmeden savaşmak ve savaşmak için bir nedeni benimsemek...İnsanlarca aranan bu değil mi ? Sebepler ne kadar baki kalır,bilmeden,yürüyoruz.Elimizde yıkıntıları kalan hayattan hala umut talep etmek ne kadar zor (!) Zor olmasına zor da insan vazgeçer mi ?
Sokaklara taşan bir öfkeyle,bir hırsla didinerek ve yenilgiyi hiç düşünmeden mücadele ederek konum sahibi olmak geliyor içimizden.Dinginleşiyorum.Asıl olanın hiçbir zaman kazanamayacağımı anlatması korkunç.Ne yapmalı insan ? Ne yapacağını düşünmeli önce.Düşünürken ne yapmalı ?
Her insan korkuyor.Korkusunu bir kenara koyup vazgeçmeden savaşan kazanır mı hep ? Bu soruya cevap vermek isterim ; ancak kesin yargılarım yok.Kendimle verdiğim mücadele bitmeden,ne ile savaşırsam savaşayım,galip gelmemin de imkanı yok.Kendimi aştıktan sonra koşarak hayata atılsam da başarılı olup olmayacağım belli değil.Peki ya savaş vermedim mi ? Verdim.Yeterli miydi ? Belki evet,belki hayır.Peki ya ben,kendi mücadelemin yeterliliğini düşünürken henüz,birinin kalkıp "Yeteri kadar savaşmamışsın demek ki." diyerek söylenmesi ne kadar kabul edilebilir ? Savaştım.Bir başkası da savaştı.Olmadı.Madem beni sorgulayacak cürete sahipsin söyle bakalım : Neden kaybediyorum,hiç pes etmediğim halde ?
İnsanın iki yüzü...Ne kadar komik "Yeteri kadar savaşmamışsın demek ki." diyenin de savaşmaya devam edenin de kendimin olması (!) Bu kısır döngüden çıkacağım zaman gelecek mi,bilmiyorum.O zamana dek,tabii gelecekse o zaman,savaşım,hayatla falan değil,savaşım hep kendimle...