İmla Hatası Bir Yalnızlık
Gözyaşımın tuzuna basarken ayaklarımla birlikte gönlümü yakmış gibiyim. Hani nerede o çok sevdiğim dostlarım? Birlikte gülüp birlikte ağlarken demlendiğim o saf sevgilerim? Hepsi bir yıkım, hepsi bir kıyım, hepsi bir boşluk.
Gözyaşımın hatır soran ve izinsiz kapıyı çalan yüzsüzlüğünü görüyorum. Simyanın bir halden komaya girip imla hatası verdiği dostlukları, bir silme tuşuna bakıyor artık. Kaç kişiyi birden bitirdik, kaç yara aldık kalben. Fikri mücevher sandığım ve her merhabada kendimi gördüğüm o saflıklar, bir uzaklık şimdi.
Dost gülüşünde hayat, yakınlıkta güven kalmadı. Ağlıyorum. Hiçbiri fark etmiyor. Yollar eskiyor, yıllar eskiyor, zaman bile kendine bir yol çiziyor ve ben gözyaşımın yürek burkan yıldızında kendi ellerimden, kendi gençliğimden, başkalarının ardından bakmalardan kayıyorum.
Peki beni neden sevemediniz? Sırrı mukaddes bir sesleniştim, gönül eriydim, taze budaktan dallara konan uçsuz bucaksız ve sadece sizin gönül heybenize uçmak isteyen bir hakikattim. Beni neden sevemediniz? Eleniyor, öteleniyor her konukluğun şiirlere yön verdiği acılı bekleyişler. İnsan tanıdıkça ve insan biriktirip azaldıkça kendimden kopmayı borç bildiğimi sanmayın. Dosttuk biz. Ne mesafeler, ne şikâyetler, ne kırgınlıklar savururken bizi; birbirimizden kopmayandık. Bağ bozumunda düş hicazıydık ama ayrılmayandık. Hani, neredesiniz dostlarım? Sizi göremiyorum, sizi hissedemiyorum, sizi seçemiyorum. Bir hırıltının hadiseyi mukavvadan gün ışığı zannettiği ve bir iç çekişin duvara çarptığı kırgınlıktayım. Siz neredesiniz?
Madem hiçtik, onca anıyı paylaşırkenki gerçekliğimiz neden birbirimize el verdi? Sahtelikle gündelik yok oluşların sırrı müdavimi olurdunuz benden sonra. Puf! Bakın işte uçtunuz.
Benden başka bir yaşamın imza, mühür, kaşe ve yol ekseninde başka sevgilere çiçek gibi konarken beni unuttunuz. Halbuki ben ağlayanı şiire dökmeden ağlarken dinlenecek şarkıları seslendirmeden sadece kalbinizde yaşamak istiyordum.
Birbirimizden birbirimize karşı taraf olurken yaşamak için çabalamayı kalpte; meskenden saymazken birbirimiz için ölmüşüz meğer eski dostlarım.
Eskiyi getir yeniyi götür kampanyasında verilen değildim. Siz bu sadık dostunuzu çok yanlış anlamışsınız.
Benden bir unutmak ve sizden vazgeçmek geliyor.İadeli taahhütsüz.Her anıyı çöpe, sizi bende yaşatmazdan evvelki sahteliğinize gönderiyorum. Benim tenekeyi gerçek, samimiyeti derdest bilen eski dostlarım.
Dilara AKSOY