Kolektif Kütle 38
Çünkü içinde olduğumuz sistemin normallerine dönüşmüş kurallar içinde yaşadığımız için bunların nasıl bir illüzyon olduğunu kolay kolay anlayamayız. Facialar öylesine sistem normali olmuştu ki, ihmale vurdum duymazlığa, sorumsuzluğa, sömürüye, eşitsiz tutumlara fıtrat deniyordu.
Kader deniyordu. Takdiri ilahi deniyordu. Allahın dediği olur deniyordu. Vesselam sistem anomalileri karşısında bu itaatçi, biyatçı normalleşmeler olmasa pusulamız şaşardı. Pusula yol tutturmuş değildi. Yolu pusuladan sanıyorduk.
El mülkü sahipliği ile ortaya çıkan normalleşmiş birkaç faciayı sayalım. Yardım etme, inayet, iyilik, sadaka, zekat, hırsızlık, gayretıllah gibi geçmişe dönük aydınlığı karartacak yardım etme, iyilik gibi binlerce kavram ve sözcükler “köleci mana ve köleci enerji içine yorumlama olarak sokulmuştu”.
3•Tamahkar kişisi arzular kolektif ilkeye karşı kişisi keyfi tüketim ve kutuplaşma hareketiydi. Çoğunluğun her daim bulamadığını bulmak. Çoğunluğun tüketemediğini tüketmek, Çoğunluğun hiç bulamadığını ya da kıt bulduğunu bol bol savurup harcamanın facia ve kutuplaşmasıydı.
Bu istismarcı (sömürücü-aldatıcı) duygu, düşünce, keyfiyet nedenli ayrışmayla senkron bozulmuştu. Kolektif olumluluk la, keyfiyetin kullanımından doğan olumsuzlukların cebirsel toplamı birbirini nötralize edip yok etse de keyfiyet kaynaklı olumsuzluk olan facialar ve kutuplaştırması daha çoktu.
Bu tür olumsuzlukların çokluğunun somut nedeni aranıp “karşılıklı kolektif emekler takasından vaz geçmekle” özel mülk sahipliği ve özel mülk sahipliğinin keyfi iradesiyle oluştuğu söylenecek yerde; bunlara rızık takdiri dendi. Takdiri ilahi dendi. Aç gözlülük dendi. Şükürsüzlük dendi. Dendi oğlu dendi. İpe sapa gelmez soyut, inakçı, biati, teslimiyetçi söylemlerle güya olumsuzlar açıklanmıştı.
*Bu teslimiyetçi ve akıldan yoksun söylemler kütle merkezindeki kolektif kütleye duyulan zorunlu bağlayıcı duygularda aşındırıcı etkiler ortaya koydu. Aşındırıcı etkili tavsama hareketi rızık veren özelleştirici hareketten doğan menfi yansımadan ötürüydü. Bu kolektif bağların kendini salmasıydı.
4•Kolektif bağların kırılmasından doğan bu tavsama “çalışmadan köşe dönmeyi, parayla rahat yaşamayı” arzulamakla kolektif paydaşlığı reddeden bencilleş meydi.
Tavsama dediğimiz şevleşme kolektif üretim ilişkileri üzerindeki zemin alanın kolektif olanakları ile hortlayan biyolojik bencilliktir.
Bu şevleşme kolektif ligi kayan bağ ilişkilerinin zayıflığıydı. Bencilleş meydi. Bencil oluş özgecil olmuş kolektif özneli ve dıştan organik bağlanımlı kolektif üst inşayı; biyolojik alt tabanlı bencil inşa ile yönetmekten kaynaklı şevleşmeydi.
5- Özel mülkiyetçi alanda kişiler yine birbiri için karşılık üretiyordu. Birinin ürettiği 5 parça iş; diğer 5 kişinin ürettiği her bir işlerin beşte birine karşılıktı. Kişiler üretiyordu ama mukabil karşılıklarını alamıyorlardı. Buna nasip kesikliği deniyordu.
Karşılığını alamayan nasibi kıt (!) emekler yüzünde kolektif ortamın kolektif paydaşlığı azaltmıştı. Nefsi çekenle, nefsini tıka basa edenler arasında kolektif bağlar kırmakla; açlık, muhtaçlık, zalim oluş gibi ahlaksızlıklar ortaya konuyordu. Aksi halde nefsinize hakim olacaktınız. İlk kolektif inşa temel ihtiyaçlar için kurulmuştu. İlk inşa köleci dil ile “nefsin telafisi için kurulmuştu”.
Sistem öyle yozlaşmıştı ki sistem şimdi nefsinize hakim olun diyordu. Tanrı da tıpkı böyle diyordu. Üretim ilişkisi ve üretim hareketi köleci mana ile nefse hakim olmak için değil nefsi doyurmak için vardı. Köleci algı kendinin ortaya çıkardığı muhtaçlığın çevresini şükür diyen ahlak ile kuşatmıştı.
Kolektif disiplin temel bir inşa olmanın dinamiğiyle kavranan inşa harcı bir AHLAKTI. Karşılıklı transferdi. Kolektif emekti. Kolektif birim zaman ile bağlanım dı vs.