Küçük Kadınlar

Küçük kadınların ilk umut duraklarından birisi, on sekiz yaşına geldiğinde her şeyin değişeceğine dair olan inançlarıdır.

Hukuk karşısında birey sayılacağı için aileleri karşısında da birer yetişkin olarak kabul göreceğini düşünürler.

Sanki takvimdeki o gün geldiğinde özgürlüğün kapıları açılacak, sözleri daha çok dinlenecek, kararlarına daha fazla saygı görecektir… 

Evdeki karmaşık tartışmaların ya da insanı boğan sessizliklerin ortasında bu yaş bir silah gibi kullanılır. “Ben artık on sekiz yaşındayım.” Oysa bu cümle sanıldığı kadar güçlü değildir. İçinde biraz umut ve çokça kabul edilme isteği taşır. Bir başkaldırıdır ama aynı zamanda kırılgandır da.

Ne var ki çoğu zaman ebeveynlerin küçümseyici bakışları arasında kaybolur gider. “On sekiz olduysan ne olmuş?” der gibi bir tavırla karşılaşır. Ardından kapı sertçe kapanır: “Bize karşı gelmeye çalışan bir evlatsın hâlâ.” Böylece yaşın büyümesiyle değişeceğine inanılan şeylerin aslında hiç değişmeyeceği kaygısı yüklenmiş olur.

Bir süre sonra insanın içinde tanımlanması zor bir huzursuzluk büyümeye başlar. Özellikle akşam yemeklerinden sonra kurulan sözde aile saadeti toplanmalarında hissedilir bu. Herkes konuşurken siz de bir konu hakkında fikrinizi belirtirsiniz. Fakat nedense her seferinde yanlış olanı söylemişsiniz gibi hissettirilirsiniz. Odanıza dönerken içinizde büyüyen öfkeyi asacak bir ağaç ararsınız adeta.

Çünkü insanoğlu yalnızca yaşamak değil, var olmak da ister. Görülmek, duyulmak ve ciddiye alınmak. Bunları elde edemediğinde başka yollar aramaya başlar.

Dikkat çekebilmek için karşıt düşünceleri benimsemek de bu yollardan sadece biridir. Önce evin içinde hâkim olan siyasi görüşe öfke duyarsınız. Daha sonra, çoğunluğa aykırı bulunan her düşünceyi cezalandıran anlayış nedeniyle inancınızı sorgulamaya başlarsınız.

Dışarıdan bakıldığında buna “asilik” denir. Oysa asilik çoğu zaman yersiz değildir. İnsan duyulmaz olmaktan yorulduğu için bazı şeylere karşı çıkar. Bu çoğu zaman yıkıcıdır.

Kimse huzurlu olduğu bir yerde sırf farklı olabilmek için savaş açmaz.

Belki de bütün bu karşı çıkışların altında tek bir cümle saklıdır: “Beni olduğum gibi kabul etmiyorsanız, en azından farklılığımla görün.” Çünkü bazen insanın en büyük kavgası özgürlük için değil, fark edilişi içindir.

20 Haziran 2026 2-3 dakika 11 denemesi var.
Beğenenler (1)
Yorumlar