Makale 12 / Ülke Kalkınması mı Düşünülüyor
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ülkemizi saran ekonomik krizden kurtulunması amacıyla alınan tedbirleri açıklamış. Buna ''Yeni teşvik paketi'' deniyor. Bkz: http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=122552
Sırasıyla açıklanan tedbirler, anladığımız kadarıyla, umumiyetle işverenleri ve işveren olacakları ilgilendiriyor. Kursa alınacak 200 bin kişi dışında sefalet içindeki vatandaşları ilgilendiren tedbir yok. Aslında, bu paketi büyük işverenlerin dışında kalanların uygun göreceğine emin değilim.
Neden mi?..
a) İş kurmak isteyenler, kasalarında paraları yoksa, sermaye bulmak için bankaya gideceklerdir. Banka her önüne gelene kredi vermek istemeyeceğinden, orada zorluk başlar.
b) Krediyi bulan veya hazırda parası olan, iş kurmak istediğinde, AKP'ye sırnaşmayacaksa başarılı olması mümkün değil. Parasını da kredisini de batırır.
c) İşveren olacak kişi işini kurup işletmeye başladığında, çalıştıracağı elemanların SGK pirimin işveren hissesinin bir bölümünü ödemeyecekmiş. Mevcut işyerlerinde halen çalışanlardan hükümetin haberi yok galiba. İşverenler, SGK'nın işveren hissesini boşver, elemanın normal piriminden de kurtulmak istiyorlar. Mevcut çalışanların hakkının gaspedilmesi alışkanlık hâline getirilmişken, yeni işveren olacakların hakka riayet edeceklerinden kim emin olabilir?
d) Halkın çoğunluğunun sefil kaldığı ortamda, oluşturulacak 6 aylık iş imkanına insanlar acaba itibar ederler mi? Hele ki kiracı iseler, oturdukları yerin uzağındaki 527 TL maaşlı işe girerler mi? Dün bir haberde okudum, yetkili biri tarafından maaşın net olacağı dile getiriliyordu. Yani 'asgari ücret' demiyordu da 'net 527 TL ücret' diyordu.
Asgari ücrete kimsenin diyeceği olmaz. Ama, ''net şu kadar alınacak'' dendi mi, büruttan kesilecek hakkın, elemanın menfaatine mi, yoksa, işveren olacak kişinin menfaatine mi olacağı şüphelidir. Yani, hak edilen asgari ücretten kesilen paranın çalıştıran tarafından iç edileceği ihtimali vardır. Hani, kurumlardan birikmiş sigorta pirimleri bir türlü tahsil edilemiyor söylentileri çıkıyor ya!
e) İşveren olan kişiler, bahsedilen olumsuzluklara kapılmadan üretim gerçekleştirse, ürünler, maaşları devletçe tıkır ödenenlerden başkasına satılamaz. Parasız kalmış vatandaşların büyük çoğunluğuna satılamayan ürünler, üreticilerin elinde kalır. O zaman, ürün satın alabileceklerin varlığı kadar ürün üretilecek demektir. Bu da, belirli tüketici grubunda refahı getirecek ama, üretici insanlar, kesinlikle refahtan pay alamayacaklardır.
Normal şartlarda, hükümetin şimdi almaya çalıştığı tedbirler işe yarardı veya yaramasına çalışılırdı. Şimdiki şartlarda ise işe yarayacağı şüphelidir. Krizin millete teğet geçerek(!) vurduğu darbe, millet fertlerini 'acaba?..'larla başbaşa bırakmıştır. Politik çalkantılar da görüldüğünde, tedbirlere kapılıp iş kurma, iş edinme veya iş geliştirme ihtimalleri zayıf kalacaktır.
Peki, işe yarayacak bir tedbir bulunamaz mı?
Bulunur. Hem de tüm millet fertlerine, bir kısım kötü niyetlilerin vereceği zorluğu hesaba katarsak, yüzde dosan garanti verir. O da;
a) Varlıklı kişilerin, atıl vaziyetteki varlıklarının bir kısmını paraya çevirip bölgelerindeki yoksul vatandaşlara vermeleridir. Yani, ihtiyaç içindeki vatandaşların ürün satınalabilecek duruma gelmelerini sağlamalarıdır;
b) İstihdam edilecek kişilerin vergi ve prim ödeme sorumluluğu işverenlerin üzerinden kaldırılıp, bizzat çalışanlara yüklenmelidir;
c) Hükümet, çalışana ödenecek en az ücreti belirlediğinde, çalışan o ücreti elinde görmelidir. İşte o zaman işveren, sadece, kendi hissesine düşen vergi ve prim kadar sorumlu olur, çalışanların hakkı işverenlerce yeniyor imajı da ortadan kalkar.
Sunduğum bu fikir, dikkate mi alınır, yoksa yüzlerde tebessüm oluşmasına mı sebep olur bilemem.
İbrahim Faik Bayav (5 Haziran 2009)