Makale-6 Cumhurbaşkanı Gül Neyi Konuşuyordu
Biz vatandaşlar, devletimizin başında olan zatların fikirlerini merak ederiz. Onlar, halkın karşısına çıkmasalar da, gazeteciler denen zevat aracılık yapar, devletin başındakilerinin fikirlerini kamuoyuna duyururlar.
Hasan Cemal de öyle yapmış. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü dinlemiş, onun düşüncelerini gazete sütunundan okuyuculara yansıtmış. (Milliyet 02.08.2008)
Önce şunu merak ettim: Cumhurbaşkanı Gül, bizim ülkemizi tarif ederken, neden 'sui generis' tabirini kullanmış? Ülkenin, çevreye hizmet edişini de 'soft power' ifadesiyle anlatması şart mıydı?
Cumhurbaşkanı Gül, devletin politikasının Avrupa Birliği'yle bütünleşmek olduğunu bildiriyor. Devlet, politikasını öyle kararlaştırmışsa öyledir. Ancak; demokrasi, laiklik, hukukun üstünlüğü ve özgürlük düzeni diyenlerin, sıra bazı kriterlerin uygulanmasına gelince yan çizdiklerini söylemesini anlayamadım. Acaba, reform seferberliği, bu yan çizenlerin yan çizemez hâle gelmesi için mi yapılacak? Eğer öyle ise, gerçekleşen reformla, herkese özgürlük ortamı otomatikman ortadan kalkmış olur. Çünkü adam, demokrasiden gelen özgürlük ortamını kullanıyor, kendisinden zayıf olanları kenara itmesini becerebiliyordu. Gerçi, yazarlar arasında, ''bu, demokrasi değildir'' diyenler var. Ama, anlatmak istedikleri demokrasi görünürde yok.
AB ipine sarılınması gerektiğini bildiren Cumhurbaşkanı Gül'ün, Hasan Cemal'in bildirmesiyle, dilinde sık sık oynattığı şu ifadelere nazar edeyim ve aklıma gelen soruları sıralamaya çalışayım:
1- Demokrasi:
Bu terimi biz 'halk idaresi' olarak biliyoruz. Yani halk oyunu kullanır, çoğunluk esasına göre seçilen kişileri meclise gönderip idare mevkiine oturtur. Peki, demokratik politikada yan çizenler ve destekçileri de olduğuna göre, çoğunluğu onlar alırsa, ülke insanının refahı nasıl yükselir?
2- Hukukun üstünlüğü:
Demokrasiyle hukuk sözcükleri umumiyetle beraber yürütülmeye çalışılıyor. Seçimler sonucu, hukukun üstünlüğünü değil de hukukun üstünde olmayı benimseyenler başa gelirse, 'demokrasi' ve 'hukukun üstünlüğü' bağırtıları son bulur mu?
3- Özgürlükler düzeni:
Bu söylenen düzen kurulduğunda, bunun bir sınırı olacak mı? Yoksa, kim ve hangi kuruluş nereye gidebirse serbest fetvası mı verilecek? Öyle ya. Bazı büyüklerimizin ağzından ''menfaatlerimiz...'' diye söz duyuyoruz. Menfaatlere sınır geldiğinde ne olacak?
4- Laiklik ve laik hayat tarzı:
Bugüne kadar, bu ilkeden zarar görüldüğü belirtilip, tarifi yapılsın diye yaygara kopartıldı. Acaba, Cumhurbaşkanı Gül, bunun tarifini yapıp ülkeye deklare etti mi? Eğer öyle ise, başka hayat tarzlarının da tarifinin yapılması gerekir. Doğru sözle iş yapmak, yalanlarla iş yapmak hangi kategoride, bilinsin diye... Yanlış anlaşılmasın, laikleri itham etmek gibi bir niyetim yok.
5- Piyasa ekonomisi:
Gerçekleşeceğine, doğru insanlar tarafından yönlendirileceğine inanılıyor mu? Acaba, insanlar, çalıştığını kiraya vermek yüzüden ev sahibi olamazken, onların yakınında kiraya vereceği evlere sahip olanları, hangi ekonomiyle açıkayacağız?
Ülke insanlarının mutluluğu, refahı ve yükselmesi için mutlaka bir yol var. Yalnız o yolun önümüze çıkarılması dileğiyle...
İbrahim Faik Bayav (02.07.2008)