Mevlana'ya Mektup
Sevgili Hazretleri,
Her şeyden önce kalbimizden o rahmet dolu, ışık saçan yüreğinize Rabbimin selamıyla.. Siz ki medeniyetlerin üzerine bir güneş gibi doğan, kalplere aşkı saadet bilmiş yüce zat.Her sabah güneşi siz bilip huzurla yatağından dualarla uyanan, ben aciz kulunuz.. Biz aciz kullar.. Bu mektup yüreğimin sizin aşkınızla yanan en kuytu köşelerinden sonsuzluğa uzanan varlığınıza en samimi duygularla atfedilmiştir.
Ya Mevlana! Sen ne kutlusun ki, Allah aşkını, sevgiliye varmayı yüreğine düğün ettin.. Sizi anan gözlerden dökülen her damla yaşın altında, en yüceye varmanın mutluluğu da var aslında.Bugün sizi gönülden seven tüm kalpler sizin kelamlarınızla, semahlarınızla ve size dualarla varıyor, vardığınız mutluluk kapısına.Gönül kapınız, ruhunuzun semaya ulaşmasıyla aralandığı 738 yıldan beri tüm insanlığa ışık saçmaya devam ediyor.. Ve kalbinizle doğan onlarca medeniyet, milyonlarca kalp.
Yıllar, yüzyıllar eskidikçe kelamlarınız dillerden, sıcaklığınız kalplerden, şiirleriniz duygularından ne arınıyor ne de eskiyor.. Heybenizden dünya üzerine serptiğiniz hoşgörü tohumları halen birilerinin kalplerinde büyümeye devam ediyor. Her ne kadar sizi 'yok' bilmesekte, keşke tekrardan fani dünyaya göç edebilme rahmetine erişebilseniz.. Hala kalplerinde umut, hoşgörü, insanlık barındıramayan düşmanların, kötülük işleyenlerin ve dünyanın gerçek manasını bilemeyenlerin kalplerine dilinizden, kalbinizden gerçek mutluluğun, aşkın, hoşgörünün sırlarını yükleyebilseydiniz.
Keşke son nefesiniz bir tekrar silsilesi içerisinde dünyayı sarsa.. Kalplere huzuru üflese.. Kainata diktiğimiz 804 mum keşke aşkınızla yansa.. Her kalbi aydınlatabilse.Keşke kalp atışlarınız dünyaya bir yıldırım gibi çarparak düşse ve tüm kötülükleri kül zerrecikleri halinde okyanuslara gömse.. Ve 'keşke' ki ruhumuzu saran, bir daha dilimize bu kelimeyi dolamayacak azmettirecek kötülükleri, şer'i pişmanlıkları kalbimize düşürmese.. Herşey sizin rahmetinizle.
Bugün savaşlar, terörler insanlıktan nasibini almamış kalplerin ve yıkanmış beyinlerin en büyük suçu.. İnsanlığın en büyük ayıbı.. Dökülen binlerce kan, parçalanan binlerce ana yüreği, katledilmiş suçsuz masum bebekler.. Bence bu değildi Tanrı'nın emri.. Bu olmamalıydı O'nun rahmetine karşılığımız.Ya Mevlana! Hani hep diyordunuz ya 'Gel, gel.. Ne olursan ol yine gel!'diye, ama artık sıra bizde.. Çünkü size gelemedik, O'na eremedik.. O'na varanlardan çok onun verdiklerini almaya çalışanlar var.Bu yüzden artık sana kalplerimizle avuçlarımızı açtık ve haykırıyoruz ki 'Gel, ne olursun gel ve kurtar bu dünya ehlini bu gafletten!'.. Heybendeki barış tohumlarını beraber sokak sokak, ülke ülke dolaşıp serpelim insanlığın üzerine.Umutlarınızı dağıtalım yalnıza, yoksula, yoksuna, umutsuza.. İnsanlığınızı koyalım suçlunun, katilin avuçlarına.Terkedilmiş şehirlerin, başıboş sokaklarında aç, yetim, ezilmiş ne kadar vücut varsa hepsini sağlıklı, mutlu bir hayatla ıslah edelim.
Ya Mevlana! Siz fani dünyadan göç edeli beri kainat huzurun, aşkın, hoşgörünün lezzetinden uzak kaldı.. Kalpler aşk-ı muhabbetinizle yanıp tutuşmakta.Şems'e mektubatınızda da belirttiğiniz gibi artık dizginlerimizi ilaha, hoşgörüye çevirerek 'neş'e ve zevk filinin hortumunu' uzatmak istiyoruz.Siz olmadan bizlerede huzurumuz semada helal değildir.Zevk u sefa, fesatlıklar, kinler bir iblis gibi ensemizde barınmakta.. Bunu ancak sizlerin yolunuzdan gittiğimiz an defedebiliriz başlarımızdan.Artık gidilen bu yolda ne altın ne gümüş paklar bizleri.Esas olan maneviyat.. Varlığımız da sizsiniz, yokluğumuz da.. Yaramıza tek merhem..
Sizden sonra tüm kainat barışçıl felsefelerin doğrultusunda hoşgörü ve barışın kapılarını araladı.. Kimisi bu kapıdan geçebildi kimisi de sır'at'ın gerisinde kaldı.. Kalbimde büyük umutlar besliyorum ki, kainatın tümü senin barışçıl felsefelerini benimser ise evrensel bir barış ortamı bizlerden uzak olmayacaktır.Ki şu terör ve savaşlar ortamında düşüncelerin kalplerde büyük önem taşımakta ve umuyorum ki taşımaya da devam edecektir.Fakat sizin tutkuyla bağlandığınız insanlık hala hoşgörünüzü ve sevginizi anlayamamış ve uygulayamamıştır.. Umuyorum ki birgün tüm dünya ülkeleri ve tüm insanlık at gözlüklerini bir kenara atıp insanlığa, insanların farklılıklarına ve olaylara sizin düşünceleriniz doğrultusunda hoşgörüyle bakabilecek ve birbirini seveceklerdir.
Ya Sevgili!
Sizin için diktiğimiz mumlar hala sönmedi.. Hala kalplerimizde milyonlarca ışık var.. Hala umutlar, sizin yolunuzda.Eğer dünyanın zevk u sefasına, kinine, düşmanlığına kapılır isek daha çok kesilecek bileklerimiz.. Daha çok akacak kanlar.. Ama inanıyorum ki size olan aşkımız buna ihtimal vermeyecek.Bu yüzden kalplerimize tüm hoşgörü ve sevginle 'Ne olursun gel!'.. Kelamınız üzere;
'Mezarınız yerde değil, sizi seven gönüllerde'dir.
Muhabbetle.