Ne oldu Bizim İnsanlığımıza?
Ne oldu bize diye düşünmeden edemiyorum. Ne zaman kitapların arasında saklanan o sessiz dünyamızı? Ne zaman kaybettik şiirlerin insanın yüreğine dokunan o ince sessini? Ne zaman bir sayfanın kokusundan, bir cümlenin anlamından bu kadar uzaklaştık? Çok özlüyorum eski zamanları çünkü insanlar bir kitabı eline aldığında sadece kelimelere bırakmazdı. Bir hayatı, bir acıyı, bir umudu okurdu. Bir insan bir şiirin içinde ke dini ya da bir roman da kahramanın da kendi yaralarını görürdü. Misal vermek gerekirse yaşar kemal daha 4 yaşındayken bir camii çıkışında onun gözlerinin öldürmeleri onu çok derinden etkilemişti ve yaşar kemal 12 yaşına kadar konuşamadı ve ardında ise hepimizin belki de her bireyin okuduğu bir yazar olmayı başarmıştı.
Şimdi ise çoğu zaman hızla tükenen bir çağın arasında kaybolup gidiyoruz. Birkaç saniyelik, şeylere de saatlerimizi veriyoruz ama kendimize ruhumuza birkaç dakika ayırmakta zorlanıyoruz. Bir kitabın bize anlatacağı yüzlerce hayat, bir kitabın bize anlatacağı yüzbinlere hikâye varken biz ne yapıyoruz biliyor musunuz? Biz başkalarının hayatlarını uzaktan izlemekle yetiniyoruz. Belki de bizim en büyük hayal kırıklığımız burada başlıyor; Kendimizi dinlemeyi, düşünmeyi ve hissetmeyi unutuyoruz.
Peki, niçin eski bizlerden insanlığımızdan eser kalmadı? Peki, neden şiire eskisi kadar değer vermiyoruz? Belki de hayatımızın telaşı içinde insanlar kendini duymaz hale geldi? Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor, herkes bir şeylerin peşinde koşuyor. Ama biz bu koşturmanın içinde insanın en değerli yolculuğunu kendi içine yaptığı yolculuğu unutur hale geliyor.
Bir kitap sadece bir kitap parçasından ibaret değildir. Bir kitabın içinde bir yazarın kitabının içinde bir yazarın gençlik hayalleri, bir yazarın o kitabı yazarken nelerden vazgeçtiği, düşünceleri, acıları ve geçmişindeki izleri vardır. Peki, bir şiirin içinde neler vardır hiç düşündünüz mü? Bir şiirin içinde bazen bir annenin gözyaşı, bazen bir çocuğun umudu, bazen de bir insanın hiç kimseye anlatmaya kıyamadığı duygular saklıdır. Şiir insanın içinde saklı en büyük hazinedir.
Ama bugün birçok insan şiir okumayı ya da kitap okumayı çok gereksiz bir şeymiş gibi görüyor. “ Kitap okumak ile ne değişecek? Ama bakın onlara verebileceğimiz en büyük mesaj şu olabilir; Cehalet bir toplum içinde başlar ama insan ancak bu cehaleti okuyarak aşabilir. Bugün birçok düşünür ya da yazar okuyarak çizerek ve yazarak bugünlere geldi. Bir toplum okumazsa işte orada çok şey kaybetme lüksü çok yüksektir.
Toplum olarak belki de en büyük sıkıntılarımızdan biri de derin düşünmekten uzaklaşmamızdır. Her şeyin hızlı olmasını istiyoruz. …hızlı haber mesela, hızlı cevap mesela, hızlı mutluluk bunların sadece bir kaçı… Ama bazı şeyler hızlı yaşanmaz. Dostluk gibi, sevgi gibi, sanat gibi ve en önemlisi de edebiyat gibi bunlar zaman isteyen şeylerdir. Bir kitabı anlamak ya da bir şiiri hissetmek sabır ister anlayış ister.
Eskiden bir insanın evinin içinde kitaplık olması ne kadar mutluluk verici bir şeydi. Şimdi ise devir çok değişti onunla ile kalmadı insanlar değişti. Kitaplar artık yerini telefonlar, tablet ve bilgisayara bıraktı. Hani bir zamanlar bir arkadaşına gittiğinde sohbet edip kitap okuyanlar vardı ya şimdi onlar artık bir eve gittiğinde elinde telefon şu wi-fi şifresini ister.
Belki de bizim kaybettiğimiz tek şey kitap okumak değil, biz birbirimizi anlamayı, biz birbirimizi sevmeyi ve en önemlisi de birbirimize saygı göstermeyi hepten unuttuk. Acı gerçek şu ki; Teknoloji aletler kitaplarımız dâhil insanlığımızı da satın aldı.
Bir toplumun geleceği sadece teknolojiyle binalarla ya da ekonomi ile güç kurulmaz. Bir toplumun gerçek manada gücü düşünen insanlardan gelir. Çünkü gerçek manada kitap okuyan kişi iç dünyası çok geniştir. O insan sadece kendisi için değil, çevresi için de toplum için de okur, düşünür.
Bazen düşünmüyor da değilim; Acaba gerçekten biz mi değiştik, yoksa dünya mı bizi değiştirdi? Eskiden insanlar bir mektubu insanlar aylarca saklardı. Çünkü içinde birikmiş duygular vardı. Şimdi ise binlerce mesaj yazılıyor ama hepsi beş dakikada unutuluyor. Çünkü hız artıkça derinlik de azaldı.
Şairin dediği gibi; “ İnsan kelimeler ile kendini yeniden bulur. Belki de ihtiyacımız olan şey yeniden o kelimelere dönmektir.”
Bir kitabın sayfalarını çevirmek ya da bir şiirin mısralarında kaybolmak aslında kendine yeniden merhaba diyebilmektir.
Peki, ne oldu bizim insanlığımıza?
Belki de cevap uzakta değildir. Belki de cevap içimizde saklıdır. Belki de kaybettiğimiz o duyguları sadece bir kitap açmamız ya da bir şiir okumamız yeterlidir. Çünkü insanın kalbi hala aynı kalptir. Çünkü insan hala sevmek ister, anlamak ister anlaşılmak ister.
Unutmayalım; “Kitaplar sadece geçmişi anlatmaz, geleceğimize yön verir. Şiirler sadece kelime değil, insanın ruhuna bırakılan izlerdir.”