Okumaya Nereden Başlayalım? Ve Neler Okuyalım?
Son zamanlarda kitaplarda olsun mektuplarda olsun her tarafta karşıma çıkan iki önemli soruyu sizlere de sormak isterim; Okumaya nereden başlayalım ve neler okuyalım?
Aslında bu iki soru sadece bizim gazetemiz için değil, okumak için heves eden herkes için ortak bir soru çünkü bazen insan okumak istiyor ama nereden okumak isteyeceğini bir türlü karara bağlayamıyor. Evet, insan bazen okumaya heves ediyor ama nereden ve nasıl başlayacağını dahi bilemiyor. Bazen bir kitapçıya uğrarsın onlarca kitap arasında hangi kitabı alıp okumaya başlayacağın konusunda kararsız kalıyorsun.
Öncelikle şunu bilmek gerekiyor ki; Okumaya başlamak için kendimize çok büyük hedefler koymaya gerek yok. İlk günden illa yüz sayfa kitap okuyacağım demek yerine günde on veya on beş sayfa veyahut yarım saat kitap okuyacağım diyebiliriz. Çünkü asıl önemli olan şey çok okumak değil, okumayı hayatımızın bir parçası haline getirebilmektir.
Doğan Cüceloğlu'nun insanın kendisini geliştirmesi ve yaşamını anlamlandırması üzerine yaptığı çalışmaların da bize hatırlattığı önemli bir gerçek var: İnsan, kendini geliştirmeye ve öğrenmeye devam ettiği sürece değişir. Okumak da bu değişimin en güçlü yollarından biridir.
Peki, neler okuyalım?
Bunun tek bir cevabı yok. Çünkü herkesin ilgisi, merakı ve hayat tecrübesi farklı. Bir insan roman okumaktan hoşlanabilir, bir başkası tarih kitaplarından, bir diğeri felsefeden veya şiirden keyif alabilir. Bu nedenle okumaya başlarken ilk yapmamız gereken şey, kendimizi tanımaktır.
Kendinize şu soruyu sorun: “Ben neyi merak ediyorum?”
İnsan ilişkilerini merakınız varsa psikoloji okuyun, geçmiş tarihe merakınız varsa tarihi okuyun, hayatın anlamını merakınız varsa felsefe okuyun, başka insanların hayatların hikâyesini merakınız varsa da roman okuyun eğer duygularınızı anlamak ve ona yön vermek isterseniz de şiir okuyabilirsiniz.
Burada önemli nokta şu ki bir günde bastırıp da yüz sayfa iki yüz sayfa okuma çalışması değildir.
Hiç kitap alışkanlığımız yoksa günde on sayfadan başlayabilirsiniz.
On sayfa gözünüzde küçük gibi gelebilir fakat her gün düzenli bir şekilde okumuş olursak sizin için çık faydasını göreceğinizden eminim. Burada önemli olan bir günde çok okumak değil, kitap okumayı hayatımızın bir parçası haline getirebilmektir.
Bir önemli başka husus ise seçtiğimiz kitaplardır.
Her popüler kitap bize uygun olmayabilir. Bir kitabın çok okunması, çok satması veya herkesin okuması da bize uygun olur diye bir şey yok. Çünkü o kitap belki bizim ruh halimize iyi gelmeyeceği ne malum? Belki sevmeyeceğiz? Yani herkes okuyor diye bizde okuma zorunluluğumuz yoktur.
Bazen bir kitabı birkaç sayfa okur ve çabucak sıkılır ve bu genelde okurlarımdan aldığım sorunların başında geliyor. Peki, bize hitap etmeyen yani anlamadığımız bir eseri gerçekten okumalı mıyız? Hayır, tabii ki de çünkü bize hitap etmeyen bir kitabı okumamalıyız. Kitap okumak bir yarış değildir ve ki her kitabı da okuma zorunluluğumuz da yoktur.
Okuduğumuz bir cümle günlerce hatta aylarca aklımda kalması, bir düşüncemizi değiştirmesi ve bize hiç düşünmediğimiz bir konu hakkında sorular sordurması bir kazanımdır.
Ben bu yazıyı hazırlarken en dikkat çektiğim isimlerden birisi olmuştur Doğan Cüceloğlu, çünkü Doğan Cüceloğlu’nun insanı kendisinden geliştirmesi üzerine vermiş olduğu çalışmalar benim bakış açımı da değiştirmişti yıllar önce… Çünkü insan yalnızca dış dünyaya değil, kendisini de okumalıdır. Ne düşündüğünü, niçin bu şekilde davranışlar sergilediğini ve hayattan beklentisi nedir? Tam anlamıyla anlatmaya çalışmalıdır.
İşte tam da bu noktada kitaplar insana rehber olmuştur. Fakat sadece kitap alarak bir okur olunmaz. Evimizde kitapların bulunması çok güzel bir şey fakat onları alıp okumadan öylece süs gibi bırakmak ile okur olunmaz.
Bugün belki de en büyük zaman kaybımız diyebileceğimiz bir soru soralım; Bizler bilgi hazinesi olan kitaplar dururken neden kitap okumuyoruz?
Bugün televizyon karşısında saatlerce oturup o programdan o programa atlıyoruz. Sosyal medyada birkaç saniye içerisinde yüzlerce içerik görüyoruz. Bir videodan çıkıp başka bir video izliyoruz. Fakat çoğu zaman şunu kendine hiç sordun mu? O videodan o programı anlatmaya kalksak kaç saniyesini anlatabiliriz? İşte kitap okumayan bir birey bunu 5 saniye anlatır ama kitap okuyan ise bunu size özet halinde 2 saate yakın hatta daha fazlasını anlatır.