Üç Yalnızlık Bir Hayat
Benim hiç dostum olmadı. Antidepresanlardan başka...
Yalnız kalmak için yaratılmıştım. Yalnızlığa alışmak için yaşıyorum. Yalnızlığa gerçekten alıştığımda da öleceğim. Üç yalnızlık bir hayatı götürecek. Ve simsiyah olacak her yer, belki de bembeyaz. Hangisi daha çok acı verecekse o.
O günü bekliyorum. Bir sigara daha yakıyorum. Artık gözümde o kadar da küçük olmayan bir ilaç atıyorum beynime. Kendimi bile unutuyorum.
Canım sıkılmıyor, artık canım yok. İnsanlıktan çıkmamak için bir sebep yok. Bir balkon var, oraya çıkıyorum. Biraz üşüyorum hala bir bedenim olduğundan, içeri giriyorum. Çok dağınık oda, kim yapıyor bilmiyorum. Ben sadece hayatı toparlamaya çalışmakla uğraşıyorum. Dışardan bakıldığında başarıyorum. Ama biliyorum ki herhangi bir dolaptan fışkıracak hiç görmediğim sessizlikler, çöp kutusundaki pet şişeler bağıracak, kimse duymayacak. Ben duyuyorum.
Saçma sapan şeyler için insanlara dişlerimi gösteriyorum. Küçüklüğümden beri ağzımı açmayı sevmemiştim. Dişlerim çarpıktı mesela, burnum uzuyordu. Dünyaya böyle bahanelerle gelmiştim. Çok yüksek ihtimalle de böyle keşkelerle gidecektim ki umursamamayı öğrendim. Dişlerim dışarıya bakmak istiyor, komikler, gülüyorum.
Ve dünyanın en büyük icadı, yalan söylüyorum. Bazen inanıyorum. Sabah uyanırken ruhumu yatakta bıraktığıma inanıyorum en çok, sonra konuşurken sustuğuma inanıyorum. Güldüğüme inanıyorum.
Aşk yok, aşk acısı yok. Dost yok, dost kazığı yok. Bir yok, bir yok. Kendimi sıkma portakal suyu gibi hissediyorum. Çok vitaminliyim de sıkılmaktan başka çarem yok. Al işte! Bir yok daha. Yarın diyorum, bir yarın olması için uyumalıyım. Uyuyorum, uymuyorum. Dünya da bana uymuyor. Geçinemeyip gidemiyoruz.
İyi geceler...