Yarın Ararım Dediğin Yerde Kaldım
***
Bazı kardeşler toprağa emanet edilir; ama kalpten hiç gitmezler.
Bazı ayrılıklar zamana karışmaz her gün yeniden yaşanır.
Sen gideli bir yıl oldu kardeşim ama yokluğun hâlâ ilk günkü kadar taze, ilk günkü kadar ağır.
Bir yıl önce, tam da bu saatlerde, bu gündü.
Seninle son konuşmamızdı.
Seni aradım. "İyi değilim, gidip biraz uzanacağım.
" Seni yarın ararım" dedin.
Bana söz verdin kardeşim,
sana inandım.
Ben sana "Neyin var?" diye soramadım. "Gitme, biraz daha konuşalım." diyemedim.
Ertesi gün telefonunu bekledim. Ararsın, konuşuruz, sesini duyarım sandım.
Meğer o gün sonmuş.
Aramadın, sesini bir daha duyamadım, yüzünü bir daha göremedim.
Neden aramadın bilmiyorum, belki de bilmek istemiyorum.
Çünkü cevabı yüreğimi daha çok acıtacak.
Bugün hâlâ o son konuşmayı düşünüyorum.
Söyleyemediklerimi, soramadıklarımı, sarılamadıklarımı.
Affet beni kardeşim.
Yarın ölüm yıl dönümün.
Ve ben sensiz geçen bir yılın sonunda hâlâ çok yarım, çok eksik, çok özlem doluyum.
Zaman geçiyor diyorlar.
Oysa zaman sadece takvim yapraklarını değiştiriyor.
Acı aynı yerde duruyor.
Seni çok özlüyorum kardeşim.
Hem de her geçen gün biraz daha fazla.
Belki insanın en büyük acısı geriye dönüp değiştiremeyeceği anılarla yaşamakmış.
Şimdi dönüp dönüp o son konuşmayı düşünüyorum.
Keşke biraz daha uzun konuşsaydık. Keşke sana seni ne kadar sevdiğimi bir kez daha söyleseydim.
Keşke o telefonu hiç kapatmasaydım.
Ama hayat "keşke"lerle geri dönmüyor.
Sen gittin ve benden bir parça da seninle birlikte gitti.
Bir yıldır gözüm seni arıyor kalabalıkların içinde.
Bir yıldır kulağım telefonun çalmasını bekliyor.
Bir yıldır içimde dinmeyen bir özlem büyüyor.
Tam bir yıl olacak.
Ama benim için zaman, o gün durdu kardeşim.
Takvimler değişti, mevsimler geçti, insanlar güldü, hayat devam etti.
Ben ise içimde eksilen yerle yaşamayı öğrenmeye çalıştım.
Senin yokluğun bir boşluk değil sadece, bir sesin eksikliği, bir nefesin eksikliği, bir kardeşin eksikliği.
Bazen Gökyüzü’ne bakıyorum.
Bir yıldız kayıyor gecenin içinden ,içimden sen geçiyorsun.
Bazen bir şarkı çalıyor, birden gözlerim doluyor.
Çünkü bazı insanlar gitmiyor yoklukları bile varlıkları kadar derin kalıyor.
Çünkü bazı insanlar aramızdan ayrılsa da yüreğimizden hiç gitmiyor.
Hatıralarıyla yaşamaya devam ediyor.
Sen de benim kalbimde öyle yaşıyorsun.
Sana söyleyemediğim ne varsa, içimde kalan ne varsa bugün hepsini gözyaşlarımla anlatıyorum.
Seni çok özledim kardeşim, çooook.
Bir yıl geçti ama hasretin geçmedi.
Bir yıl geçti ama sevgin eksilmedi.
Bir yıl geçti ama yüreğim hâlâ çok acıyor.
Nurlar ìçinde rahat uyu kardeşim.
Ben seni unutmadım,unutmayacağım.
Adın her duamda, özlemin her nefesimde, hatıran kalbimin en derin yerinde yaşamaya devam ediyor.
Seni seviyorum Ali’m.
Bugün de, yarın da, ömrümün sonuna kadar da.
Ve biliyor musun kardeşim en çok da yarım kalan şeyler canımı acıtıyor.
Birlikte içeceğimiz çaylar, yapacağımız sohbetler, güleceğimiz günler, birbirimize anlatacağımız dertler.
Hepsi bir anda yarım kaldı.
İnsan bir günün, bir telefon konuşmasının, bir "yarın ararım" sözünün bu kadar değerli olacağını nereden bilebilir ki?
Ben bilemedim kardeşim.
O yüzden kendimi affedemiyorum.
Sana daha çok sarılmadığım için,sesini daha uzun dinlemediğim için, seni ne kadar sevdiğimi daha çok söylemediğim için.
Ìçimde dinmeyen bir sızı var.
Çünkü bazı özlemlerin çaresi yokmuş.
Sen gidince öğrendim.
Bir insanın yokluğu bazen bir evin bütün ışıklarını söndürebiliyormuş.
Bir insanın sessizliği bazen Dünya’nın en büyük gürültüsü olabiliyormuş.
Sen gittin kardeşim ama ardından bıraktığın özlem her gün benimle kaldı.
Yarın tam bir yıl olacak, koca bir yıl.
Tam üç yüz altmış beş gün.
Ama ben sensizliğe alışamadım.
Herkes zamanla geçer dedi,herkes acı hafifler dedi, geçmedi kardeşim.
Sadece taşımayı öğrendim.
Yokluğunu her sabah yeniden hissetmeyi, adını içimden sessizce söylemeyi, gözlerim dolarken gülümsemeyi öğrendim.
Ama özlemin hiç eksilmedi benden.
Bazı geceler hiç uyuyamıyorum.
Aklıma son konuşmamız geliyor.
"Yarın ararım."
Bu iki kelime bir yıldır kulaklarımda yankılanıyor.
Bir insan bir sözü bu kadar bekler mi?
Ben bekledim.
Belki hâlâ bekliyorum.
Çünkü kalbim senin gittiğine inanmak istemiyor.
Bazen bir rüzgâr esiyor, “Buradayım” diyorsun gibi oluyor.
Bazen bir çocuk gülüyor sokakta, sanki senin gülüşün çalınıyor kulağıma.
Sonra bir anda her şey susuyor.
Ansızın karşıma çıkıyorsun
bazen sanki.
Sonra içimde kocaman bir boşluk büyüyor.
Ve yine o boşluk kalıyor.
En çok da anlatamadıklarım acıtıyor beni.
Keşke diyorum, keşke bir kez daha sesini duyabilseydim, bir kez daha "abla" deyişini işitebilseydim.
Bir kez daha sarılabilseydim sana.
Ama hayat bazı dilekleri kabul etmiyor.
Sana anlatamadığım ne varsa, sana söyleyemediğim ne kaldıysa, hepsi içimde bir düğüm gibi duruyor.
O yüzden şimdi sana yalnızca dualarımı gönderebiliyorum.
Gözyaşlarımı gönderebiliyorum.
Özlemimi gönderebiliyorum.
Ve hiç bitmeyen sevgimi, canım kardeşim.
Rahat uyu.
Ben seni kalbimde taşıyorum, acınla, özleminle, hatıranla.
Bir yıl…
Sadece takvimde büyüyen bir sayı oldu ama kalbimde hep aynı gün kaldı.
Eğer bir yerlerde beni duyuyorsan bil ki hâlâ o son konuşmanın içindeyim.
Ve hâlâ seni bekleyen o yarının içindeyim.
Bir yıl geçti ama içimdeki zaman hâlâ o telefonda takılı.
“Yarın ararım” dediğin yerde…
sevay
