Yavaş Yavaş Sona
Yavaş yavaş sonumuza gidiyoruz. Daha vahim olan ne biliyor musunuz? Daha vahim olan bu sonu kendi ellerimizle hazırlamamız Dünyamız başlangıçta kusursuz bir biçimdeydi. Havası tertemiz, yemyeşil... Yüzyıllar geçmişti. Biz de var olan kaynakları tüketmeye başlamıştık bile... Hem de akla hayale sığmayacak bir bilinçsizlikle. Sanki hiç tükenmeyecekmiş gibi. Kaynakları bilinçsizlikle tükettiğimiz yetmiyormuş gibi bir de savaşlar çıkardık. Silahlar, tüfekler, atom bombaları... Hele 2.Dünya savaşı sırasında Hiroşima'ya atılan atom bombası nerdeyse her yeri etkisi altına aldı. İnsanlar öldü. Doğa bozuldu. Hala atom bombasının atıldığı yerde bir tane bile ot yok... Sadece atıldığı yerde olsa keşke etkileri. Rüzgârlar ve yağmurlarla bırakın diğer ülkeleri diğer kıtalara kadar gitti etkisi. Hala da atom bombasının etkisi sürüyor. Günümüzde ise yenilenemez enerji kaynaklarının ömrü 100 yıldan daha az. Buna rağmen hala yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı neden yaygın değil? Neden dünyamızı mahvetmek için inat ediyoruz ki? Dünyamızın ömrü gün geçtikçe azalıyor. Artık ufak tefek önlemler alınmaya başlandı. Ülkeler arasında yıllık gaz salınım oranlarıyla ilgili bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmaya uymayan ülkeler ise cezalandırılacak. Ama bu cezalar pek de caydırıcı değil. İnsanlar bilinçlendiriliyorlar. Bizim de elimizden geldiğince tasarruflu olmamız gerekiyor. Ama pek kimse aldırış etmiyor. Yine aynı savurganlık, yine aynı umursamazlık... Biz insanlar öyle garip yaratıklarız ki geleceği görsek bile etkilenenlerin sayısı bir eldeki parmakların sayısını geçmez. Biz fen ve teknoloji dersindeydik. Çevre sorunlarını işliyorduk. Berivan hoca anlatmaya başladı. Gelecek yılları, şu anki durumumuzu yapmamız gerekenleri... Okulun en yaramaz sınıfı olan sınıfımı bir anda sessizlik ve hüzün kaplamıştı. En sonunda hocamız bize, bizden neler yapmamız gerektiğiyle ilgili örnekler vermemizi istedi. Herkes çok etkilenmiş ve kendinden geçmişti. Herkes hocamızın anlattıklarını düşünüyordu. Kimseden çıt çıkmıyordu. Öğretmenimiz de sessizliğimiz karşısında şaşıp kaldı. Ne oldu. İçiniz mi karardı. Dedi. Biz de evet dedik. Daha sonra zil çaldı. Herkes sınıftan çıktı. Tekrar içeri girdiklerinse ise yine aynı haşarılık var bizimkilerde. Hemen unutup gitmişlerdi bile. Bense şaşıp kalmakla yetindim sadece. Biz insanlar ancak dünyanın sonu geldiğinde akıllanacağız galiba. Ama tabii ki çok geç olacak. Umarım dünyamızın sonu gelmeden bir an önce akıllanırız...