Zar-zor
Parmak uçlarındaki zaman kırıntısı mı?Yaşayan sen misin yoksa yaşattığın mı?Tanımak,tanımlamak,sözlükler,arşivlerin derdi ne devrik cümlelerin devrim olamamışken..Altı üstü çizilmiş bi sınırda koşuşturan harflerin boyunu aşmıyor deniz.. Ölümler soğuk,sen sıcak ve dünya bi ona bi buna boşaltılmış ılık bir paşa çayı kıvamında.Zorlamadan zor olma hali,halde donmuş oysa.Çözünüyor,sen de çözünüyorsun bozuluyor dünya;sen organik oluyorsun bu çağda.Oysa başka bi dönemde yaşamış olmak var serde.Ne ben ne sen buraya aitsin.Yada bura bize ait değil. Saklayıp bulamadığın ne peki.Bulup da sakladığın..Aşk bi fosil mi dilden dile dolaşan,ağızlarda çürük diş gibi kokan..Ab ı hayat değil ya..Ya öyleyse..Üşüyor parmak uçlarım defterin kırışan yaprakları gibi düzelmiyor.Ama ben senle hep aynı sayfaya aynı anda geçtim..Kırıştık,ataçlarla susturulduk... Seni seviyorum hayatta kaç kez tekrarlanan bi cümle yabancı bi dil gibi öğrenilecekmiş gibi..Feragat edilenler senli bi desen çizemez çünkü...