Balık
This piece was featured as the selection of the day on 01.11.2021.
Gidecek bir yolu olmayan insan karaya vuran balık gibidir. Bilmez, denize mi gitsin; karada mı kalsın, yolu nere? Çünkü zaten aslında karadan kurtulmaya çalışmamakla ölmüştür.
Karanın denizden farkı, barındırdığı ve susuz da yaşayabileceğine dair sonsuz inancını gerektiren o özgürlüğü değil aslında. Karada kalmak zorunda olan balık, kendi evinin neresi olduğunu bilmediğinde yerini yadırgar. Eğer biliyor olsaydı balık, karadan kurtulmaya çalışırdı.
Demek ki özgürlük sandığımız her pranga, bir çeşit hür irade. Pranga sandığımız her boğum ve kısıtlama bir çeşit hür irade... Ama hür iradeyi gür iradeden de bir fark ayırır.
Kimin sesi iç sesinden önce çıkarsa o, gür iradesiyle kazanır. Gür iradenin sesi fazla gelirse iç sesinden, özgürlük gerçekliğiyle baki olandır.
Biliyor musun balık? Gideceğin yolu bilmediğin ve her gün yanlış vasıtalarla ilerlediğin her doğru, aslında senin kaybın değil. Sen yüzerek gitmeye alışmışsın, araç nereye götürür bilmezsin ki.
Karadan kurtulmaya çalışmamakta bir ölüsün. Gidersen diyorum sevgili balık, yol bir geminin altında da bıraksa seni; bildiğin yol ve temiz bir istikamet ya hani; yaşarsın.
Kendin için, kendinle barışık.
Hiç ısrar etme söylemem, benim yolumla senin yolun ne zaman birleşir?
Sen karada durmayı ve ben senin gibi yüzmeyi öğrendiğimde.
İmkan dahilinde buluşuruz sevgili balık, karada yaşamayı öğrenmek için yaşamayı seçtiğinde...