Benim Halim
Karşıya karşıya bulunan iki bahçeydi bizim bahçelerimiz. Seninki boş bir arsayken benimki yıllarca uğraşıp güzel bir görünüme kavuşturduğum yemyeşil ve rengarenk güllerle çevrili bir bahçe.
Bir aşk yaşadık seninle, senin boş bir arsa olduğunu bile bile sevdim. Ve senin de güzel bir görünüme kavuşman için her seferinde güller uzattım bahçemden.
Fakat senin bana verebileceğin pek bir şey yoktu. Böyle bir beklentim de yoktu senden. Ama sen bana bahçende bulunan taşları attın. Buna rağmen yine her seferinde gül attım bahçene, tohumlar saçtım...
Gel zaman git zaman bir de baktım ki sen güllerle çevrili rengarenk çiçekli böcekli bir bahçe, ben ise sadece taşlarla örülü bomboş bir arsa.
Ve bahçendeki son taşı da attıktan sonra artık yüzüme bakmaz oldun. Kapılarını kapattın. ''ya tekrar taşları bana atarsa'' diye. Halbuki onlar senin taşların değil mi zaten. Hem kapatmasan da kapılarını, benim sana taş atacağımı mı zannettin? Elbet bir gün eritirim bu taşları, elbet çalışır tekrar toparlarım kendimi. Eğer canımı bu sıkıyorsa Allah canımı alsın. Benim canımı sıkan şey: Dışardan bakanlar seni gülden bir bahçe görürken, beni bomboş bir işe yaramaz arsa olarak görecek