Biz Kadınlar Neler Konuşuruz
Genç kadınların gün toplantılarında (besi günlerinde)ki sohbetlerden alıntılar : . ---Kocam saçlarımın rengini çok beğeniyor, boyamamı istemiyor. Hele sarı saçı hiç sevmiyor, ne o öyle kötü kadınlar gibi saçlarını sarıya boyatıyorsun diyor. ---Yemeğe sarımsak koyamıyorum, kocam sevmiyor. Kocam pilavsız yemek yemiyor, yanında salatası da mutlaka olacak, yoksa çok kızar. ---Ben eve erken dönmek zorundayım yemeğim yok, eğer kocam yemek hazır olmazsa deliriyor. Vallahi beni ter bastı, gitmem lazım. ---Ben kocamın zevkine göre giyiniyorum, aldığım kıyafetleri kocamın zevkine göre alıyorum. Bu yüzden kocam beni çok seviyor ---Kız benim kocam çok kıskanç, asla açık giydirmiyor, açık giyinen kadınları da ayıplıyor. Kadın dediğin derli toplu olur diyor. ---Benim kocam daha kıskanç beni çalıştırmıyor, evde otur evimin hanımı ol diyor, ben de çalışmıyorum. Kocamın prensesiyim. ---Kocam o kadınla görüşmemi istemiyor, o kadın aşırı makyaj yapıyormuş, erkeklerle fazla içli dışlı oluyormuş. ---Ben kocamdan habersiz ev gezmelerine gidemem. Fazla gezmemi sevmez, devamlı söyleniyor, şuraya gitme, buraya gitme, herkese güvenme. Zaman kötü, kolla kendini diyor. ---Kocam yan komşunun kocasını sevmiyor, ona güvenmiyor, onun için o kadını görünce kaçıyorum, kocası hovardaymış. Kırığı varmış ---Mesai bitti mi, ben kocamdan önce evde olmalı ona kapı açmalıyım, eğer geldiğinde beni evde görmezse deli oluyor. Her akşam ona kapı açmam hoşuna gidiyormuş ---Benim aybaşım uzun sürüyor, kocam kızıyor, deliye dönüyor, çok üzülüyorum ---Allahtan benimki kısa sürüyor, birkaç günde bitiyor. Böylesi iyi, kocamın gözü dışarıda olmuyor. ---Benim kocam çok iyi, beni taşıyabiliyor, çok anlayışlı, sadece hasta olmamı istemiyor, üstüme çok titriyor, asla senin üstüne gül koklamam diyor, ay ben kocamı çok seviyorum ---Benim kocamın boyu devrilesice babası da böyleymiş, karısına çok çektirmiş, oğlu da bana çektiriyor. ---Kocam beni çok seviyor, ne içkisi var, ne kumarı var, ne de karı kız ayakları, ben o kocanın ayağını suyunu bile içerim, o yeter ki istesin köle bile olurum, işte onun için başımı kapadım, canım ona feda olsun.
....... Böyle uzayıp gidiyor saatlerce pasta-börek sohbetleri. Kocalar ve görevler, farkına varılamayan kişilikler. İleri yaşlarda konu kızlık ailesine, çocuklarına, hastalıklara ve başka kadınların dedikodusuna kayar. Sevgili Duygu Asena'nın dediği gibi 'Kadının adı yok'. Kadınımızın adının olmasını istediği de yok galiba. Bu vurdumduymazlığın, boş vermişliğin ceremesini daha çok erkek çekiyor aslında. Kadını kişiliksiz olan aile , diğerlerinden zayıf oluyor eksik kalıyor . Bedelini toplum ödüyor . Böyle toplumlar geri kalmışlık bataklığından bir türlü çıkamıyor .
Müsadenizle