Caretta carettalar Ve Serap
Bir anne tarhana çorbası yapmıştı ergenliğe yeni giren kara yağız bir oğlana, anne bam telinin koptuğunu oğlundan saklamış ismim oğlanın iliklerine saklanmışken
Oğlanın kara alnı, bir şarkının kızıllığında günahlara hazırken ben hiç kimseye kırmadan anlatamıyordum kendimi. oğlan büyüyüp en onarılmaz yarayı alıp bana döndüğünde gülüşümde serap kokuları birikmişti.
Ellerim saçlarının en kederli rengine tuhaf bir hikaye anlatıyordu. Kör bir heykeltraştan bahsediyordu, dudaklarım boynunda gezinirken.
O kör heykeltraş , acılarımızla törpülediği şekilsiz uykularımızı , kilin içine harç edişini tarif ediyordu. Benim rüzgara gülücük fısıldayan kadın, senin rüzgarın oğlu olduğundan bahsediyordu. Öldüğümüzde avluya çıkamayacağımızı bile bile aynaya bakamamanın, kimsesizliğimizden olduğunu bile bile ,bir daha gidemeyeceğimiz şarkıların sözlerini dinlemediğimizden şikayet etmeyen kör heykeltraş rengimizin neden sarardığını sordu. Uçamayacağımız uzaklıklar bizi sorulardan nefret ettirir. Cevapsızdık ve kimsesizdik.
Sen yanımda olmaktan korkmuşken, ben ihanetten İkimizde sararıp solmuşken, yarayı şiir yapan gözlerimiz kaleme uzanmışken.
Benim sedef kahramanlığım yine laf dinlememişti. Anlamlar arası boşluklar çoğaldıkça, hiçleştikçe insan ömrü, sakat kalan dudaklarım bir kaç cümle ancak konuşup bin şiiri ruhuma hibe etmişken.
Öpmüştüm seni, bir mayıs telaşlıyken Bu ölümler bir sene önümüzdeyken Masumiyet, yellim yepelek tarihten komaya girmişken, unutmuşken alın terinin çocuk sesi günaydınını Uzaktaki bir orman yaprağını kıpırdatamazken Bir sokak köpeği üç okşayış daha ilave etmişti ellerimize, ellerimiz , gönlümüz kadar kimsesiz ama kumsala koşan caretta carettalar kadar cesur, çünkü gözlerim git bu adamı son kez öp günündeydi . Ellerin gel bir daha öldür çağrısında. korkusuz ellerin , içimden bir labirenti yolup çıkarmıştı Benim değil bu çok ağlayışlı sır, demiştim , gönlümü kaçırmıştım . Hemen yarınlarına özgürlük örterim demiştin, geceydin sen, sana gündüzü bulurum ben, nasıl demiştin şaşırmıştım. hediye kağıdını açar gibi parlamıştı gözlerim , gözlerine bakarken..
Gözlerimiz delisine aşıkken İzmir'de bir meydan kimse öpüştüğümüzü görmesin diye tüm gözlere papatyalar sunmuştu İzmir'de bir meydan dolusu sarılış,,dört bir yanımız bedenden kıvılcım çıkarma karnavalı Bir meydanın orta yerine anıtı dikilecek özgürlük heykeli, savaşa inat bedenleri kelebek Kimlikler hafızanın ve devletin kapıkulları, kapıyı açacak yine sonsuz.
Uçamayacağımız uzaklık bizi korkutur,, bahaneneler ve ihanetler büyütür Cehennem korkanlar için sevimlidir. Kendi kötülüğüne aşıklar için cennettir.
biz caretta caretta değildik biz birer aşıktık..
bir bulut en başta biliyordu sonuçsuzluğu.
Fısıltı nehrinde kalbimi dinlendiriyorken ben Uçurum çiçeği ruhumdan duyduklarını, vadilere yankıladı
İzmir'in içi cız ederken Kucağımda yolculuğu biten şarkıyı okyanusa uğurladım.
Bir şarkıyı derine gömen her kadının yüzünün yarısı serap kalırmış..
Artık hiç kolay değil hatta hiç mümkün değildi aşk.
caretta carettalar hala cesur