Doğayı Dinle / Okyanus...
This piece was featured as the selection of the day on 10.10.2015.
Işığı uyutmadan gölgesine dokundum Geçtim köpük, köpük dalgalarının içinden Benden dana çok ben kaldım
Tutun yüzleştirin
Toprağı suyla Ateşi rüzgârla
Yorularak yaşamayı sevmişiz Doğu'dan Batı'ya Gün kovalar geceyi sessiz Aslında ilk yalnızlığı keşfederiz
Ne garip! Herkes yalnızlığı sahiplenir Yalnızlık yine yalnız kalır sahipsiz
Ey sen! Suçun kutsallığını kutsayan Adını buruya yazamayışım aklımda olman Ki biliyorum evren kadar uçsuz bucaksız bağışlaman Ama ben hala varım!
Tüm kıyıları kucaklayan -Büyük bekâr- Soğuk krallıkların görkemli yalnızlığını bir baştan bir başa dolaşan -Mavi seyyah-
Sana övgüler yağdırmak için buradayım Huzur veren dinginlik duygusuyla Yüce gücün sana bağışladığı özelliğini kıskanarak
Coşkuyla kımılda
Küçük küçük Biraz... Biraz daha...
Uzat kurşuni mor tırnaklarını Kendi bağrını da bir yol -aralayarak- Ahh! Yükselt o korkunç sırtını Bir lahit gibi giz dolu kıvrımlarında sarmalan Büyük ve acımasız Ne olduğunu bilmenin bilinciyle Kükreyişini haykırarak ilerle uzaklara Al beni de yanına...
Özdeşliğin simgesi Hep eşit
Yalçın kayalar gibi dalgaların burada kudurmuşsa bilirim ki bir başka yerde bin huzur veriyorsundur arşa
Mazereti olmayan insanların durumu gibi Akşamları cana yakın sabahları mendebur Bu gün gülüp yarın ağlayan Acıdır suların senin
Çok zaman düşünmüşümdür Hangisini bulgulamak daha kolay
Senin derinliğin mi? Yoksa Derinlini mi insan yüreğinin
Fırtınalarında hoyratladığın bulutlar arasından düzensiz salınırken ay Elim alnımda peşine düştüğüm amaçtan başka her şeyi dışlamış Zor sorunu çözümlemeye çalışırken yakalanırım kendime
Evet! Hangisi daha derin Hangisi daha ulaşılmaz Kaçınılmaz cevap insan yüreğidir arkadaş
Ölçülmesi çok güç
Dün tapan Eş-dost-kardeş vs. Yarın Kin-öç- acı vs. vs. vs. vs.
Hep gider ters yöne mutluluğun peşinde Her gün birilerinin başına gelen tansık Gelişme yolu çok uzun, anlaması zordur ruhbilimin
Kıyıda güvenlik içinde bile seni titreyerek seyrettiğim sırada Sana eşit olmadığımı anlıyorum Benzeşmelerimizi bana acı, acı düşündürmeseydin Cayır, cayır yanan alnımı okşamak için açılan ve dokunur dokunmaz ateşini alan o dost kollarına bininci kez neden geri döndüğümü anlatamazdım
Sevgiliden daha çok huzur Dosttan daha çok anlayışlı Burnundan solurken bile masum
Sağ ol Tabiat ana Doğurganlığın baki kala...
Sonsuzluğun simgesi Kadının sevgisi Kuşun kutsal güzelliği Filozofun düşüncesi Şairin içe dönüşü gibi Geceden de güzelsin sen
Denizkızlarını çağır bana... İnsanların o çok korktukları boğuk ve hırıltılı uğultunu göğsünün derinliklerinden koy/u/verdiğin sesinde arıyorum benlileri. İstiyorum ki bu yakarışlarımın son dizesi olsun Gözlerime neden doluyorsun Seni taşıyacak gücüm yok ki
Coşkuyla kımılda Küçük küçük Biraz... Biraz daha...
Yüzüne yansısın sonsuz gücünün verdiği dinginlik duygusuyla Küçük, küçük dalgalar Birbirini izlerler Biri biraz alçalacak olsa, bende her şeyin köpükten yaratıldığını izlenimini uyandırmak için dağılan köpüğün üzünçlü sesinin eşliğinde, bir başkası hemen onun yerini alır. (insanoğulları da böyle, bu canlı dalgalar da birbirleri ardınca, tekdüze, ölürler; ama köpüğün ezgili sesini bırakmadan)
Küçük, küçük Biraz... Biraz daha Coşkuyla kımılda