Hayalet
This piece was featured as the selection of the day on 11.02.2013.
Kalbin içine sakladığım dualarım ve ruhumun kuytularından odadaki eşyalara dağılan düşüncelerim, sesimden yoksun, kumlu bir fırtına yaygarası yapıyorlar odanın içinde.
Nasıl unutursunuz şefkatimi. Gülüşüme, olmadı yazdıklarıma sakladığım beyin loplarımı ve kalbimin içini mekan etmiş çekirgeler sizi, nereye isterseniz gidebiliriz ama bu sefer siz beni değil, ben sizi gezdireceğim ve götüreceğim yer belli. Durun son bir çay, bir sigara sonra deniz kenarı serinliğinde bir şarkı daha sonra ölelim gerçeği yıkıp geçecek güçte bir ıslığa binip sürülelim anlamdan anlamsızlığa aşktan nefrete düşten gerçeğe felsefeden masala şüpheden kesinliğe yalandan bir ihtimallere
odada kalsın bu gölge sis ve ürküntü kabuğunda kalmasın yüzünden çekelim yeryüzünü sevimli bir gülümseme ile göğe hakkettiği hayranlığı duyan camsız yüz, sen uyu, varoluşun arınsın bedeninden sen uyurken götüreceğiz seni sevdiğine
kokum yol, özlemim sen, bedensiz bir ürperiş olarak gelsem yanına sen uyuyor olsan, perden hafif aralık, yüzünün yarısında ay, yarısı karanlık. Tanrı varoluşun boşluğunu sıkı doldurmuş hücrelerine kasların, bir güzele sarılsam hissine hazır Kolların bir gönül ülkesinin kapıları gibi iki yana açık. Alnında yorulmuş bir ülkenin izleri, adım adım geçilmiş bir ömür. Gündüzün başağrısı, gecenin bilinmezi saçlarının kokusunda sevmek kaburganın gizeminde, mesut bir fotoğrafın tab edilmemiş hali bize hor görülen yerle gök arasındaki huzur, çarşafların buruşukluğunda Tanrının gözünde minik bir buğday tanesi gibi serilmişsin , ah güzel tanecik sözün yok, sesin yok, hüznün bir rüzgârın sırtına binip, uzaklaşmış odandan teninde uzak denizlerde kaybolan balıkçı tekneleri, volta atan mapus ağbeyleri ecelin ve aşkın bilinmezliği başı ve sonu yazılmamış bir eserin tiradı küfürler savurmak isteyip birden susan bir çift dudak ve bedeninde açık bir pencere bulsa dışarı b-akacak hayalkırıklıkları izleri.
Kirpiklerin kıpraşıyor, belli rüyadasın ve kalbin çarpıyor,keşke gerçek olsaydı dercesine bir isyanda. Kıskanıyorum birden, ya ben o rüyada yoksam.Gerçek olmasını düşlediğin hayâl neydi? Soruma cevap vermeyen, o uyuyan yüzün umarsız hali çileden çıkarıyor beni Kalbimin çıkardığı ses bedenime geri çağırıyor ama dönmek istemiyorum, seni uyurken seyretmek binlerce şehirde gezmekten daha eğlenceli. Dağları biliyor yüzün, ovaları da tavernaları da yüzünde bıyıklı babaların lunaparka götürdüğü çocuklar da var, gül satan çingeneler de penceresi mezarlığa bakan evlerde var, büyük gökdelenlerin delici yalnızlığı da bir köy düğünün halayları da, bir tangonun yakıcı tınısı da sapsarı günışığı da var, parlayan bir yağmur da, gölgesinde sevişilecek zeytin ağaçları ve yaz da var kararan bir gökyüzü de var, yüzünü gölgeleyen titreyen yapraklar da ağlayan cumartesiler de, balkonundaki küpe çiçeğini sallatan gülen pazarlar da var ve yüzünde şarap yanaklı şairler de var, puposuz kalmış filozoflar da ve görmek için tutuştuğum çok aşık bir devrimci.. Nasıl bir dünya istediğini kesin ve kesin bilen bir yüz,, uyumak lazım uyumak uyanıklık kadar kutsal sırtı ağrıtan yüklerden, alnı kırıştıran endişelerden arınmış başın küzeyde ayakların güneyde bu ülkenin uçsuz bucaksız kırlarına uzanmışcasına göremesem de bildiğim o asi bakış kirpiklerin altında.
Rüyanda beni görüp görmeme kıskançlığını unutturdu bu savunmasızlık bu masumluk,, uyurken seyrederken seni hiç çocuk olamadan büyüyenleri düşündüm,bütün oyuncakcı dükkanlarını çocukların rüyasına taşımak istedim,, bütün şehirlerden mezarlıkları aya bakan hıçkırıkları, pencerelerden toplamak istedim annelerin siyah elbiselerine beyaz taneli çiçekler serpmek yanık türkülere bir bardak su vermek istedim uyurken bile sancıyan yüreklere efsunlu ninniler fısıldamak bir işçinin emek sancıyan sırtına, şifacı bir bulutu yollamak istedim uyandıklarında korkularından hüzünlerinden sıyrılmış, açılacak yeni yaralara buyrun sizinle insanlaşacağım diyebilecek güçle ayağa kalkmalarını istedim. istedim ki nefreti ve öfkeyi okşayanlar tükürüklerimizle boğulsun ve öyle çok istedim ki yeni günle uyanan yüreğinde iyilik olan herkesin birbirini sevmesini...
Ve aşkı kutsadım üzerinde, sonsuzluğu yudumlar gibi öptüm seni kâinat inandı bana hiç tükenmeyecek nil olup, yanına uzandığıma..