Kan Şehri Urumçi
Kimin toprağı için kimin canına kıyıyorsunuz? Allah'ın koca topraklarına sığdıramadığınız küçücük bedenlerinizi,iki metrekarelik mezarlara nasıl sığdıracaksınız? İnsanca yaşamak kavramı yıllardır size öyle az idi ki,susuzluktan çatladınız.. Kan sizler için ab-ı hayattı,onlar için ölümün en hazımsız ahval'i..
Allah'ın nefes üflediği insan'ın,yine Allah'ın can verdiği diğer insanları değil öldürmesi,hor görmesi bile Allah'ı inkar değil midir? Şeytandan ne farkınız kaldı?
Ya bizler? İki gün yakamızda siyah kurdele,bir hafta Çin mallarını protesto ile vicdanlarımızı yeteri kadar rahatlatabilecek miyiz? Bunun üzerine gelebilecek ( en başta kendi iç sesimden ) kaçınılmaz soru;Ne yapabiliriz ki? Bilmiyorum.. İnanın bilmiyorum..
Öyle bir çark'ın dişlileri arasına sıkışmışız ki,sanki en ufak bir hamlede çark hareket edecek ve bizler dişliler arasında can vereceğiz. Her zaman ilk hareket üst dişliden gelir. Peki ya üst dişlimizde ne var? Hak,hukuk,vicdani sorumluluk,sevgi,anlayış,insanlık v.b gibi soyut kavramlar mı? yoksa mal,mülk,para,pul,dünyevi avantajlar,kariyer kaygıları v.b mi?
Yaşam statüleri,standartların altında olan insanlar vicdani sorumluluk uğruna çin mallarına nasıl ambargo koyacaklar? Dünyanın en büyük pazarına sahip o çekik gözlü küçük insanlardan önce boyun eğdikleri,altında ezildikleri kendi devletleri değil midir?
Hangi birimiz o yaşlı kadın gibi tanklara ( refah içerisinde yaşamaya engel teşkil edecek herşey ) meydan okuyabiliriz?
okuyamayız ! Çünkü bizim kaybedecek şeylerimiz var ? ( ayrı bir başlık altında sorgulanması gereken-en kısa zamanda sorgulayacağım bir konu) onun yok.. az zaman önce öldürüldü !!