Kardelen Üşümesi
Toprağın katı sinesini yardıktan sonra gelen o ilkbahar, aslında kışın en acımasız ayazına direnmekle başlar. Hayat bana kimseye boyun eğmeden, rüzgârın önünde yaprak gibi savrulmadan yaşamanın bedelini yalnızlıkla ödemeyi öğretti. Arkamda dağ gibi duran o heybetli çınarın gölgesi çekildiğinde, geriye sadece rüzgârın uğultusu ve dimdik ayakları üzerinde duran bir kadın kaldı. Ne medet umacak bir kapı aradım ne de başkasının merhametiyle ayakta kalmayı kabul ettim.
Vicdanın o sarsılmaz pusulası, yüreğime kazınmış bir emanet gibi kaldığı yerden yol gösteriyor bana. Çıkar ilişkilerinin ve vefasızlığın hüküm sürdüğü bu kalabalık dünyada, kirli hesapların yapıldığı hiçbir sofrada adım anılmadı. Önüme çıkan engeller beni yıldırmadı; düştüm, kanadım. Düştüğüm yerden kalkmasını bildim ve kendi yaralarımı kendim sardım. Yokluğunun acısı her defasında göğsümün orta yerine kar tanesi gibi düşse de ben bu amansız soğuğa direnmeyi bildim; ruhumdaki adalet ateşi bir an olsun sönmedi. Aynaya baktığımda gördüğüm en büyük gurur, tertemiz bir hayat ve başı dik bir duruştur.
Çocukluğumun o güneşli bahçeleri çok gerilerde kaldı; şimdiyse omuzlarıma yüklenen ağır sorumlulukla yürüyorum. Varsın hayatın fırtınaları şiddetli essin. İçimdeki o hasret her gün biraz daha büyüse de ben bu karakışa teslim olmadım. Doğrunun ezildiği, adaletin yara aldığı bu düzende beni ayakta tutan en büyük güç kaynağım ve yaşama sevincim, evlatlarımın varlığıdır. Onlar ve bana bıraktığın o onurlu mirastır.
Senden öğrendiğim dik duruşu yüreğine kalkan eden, bıkmadan usanmadan mücadele eden, yokluğunla her gün yeniden imtihan edilen bu garip kızının seninle dertleşmesidir annem. Bil ki gitmiş olman hiçbir şeyi değiştirmedi. Sen hep benimlesin.
Seni çok özledim anne.
Gülşen Polat