Karışık Usta
This piece was featured as the selection of the day on 11.02.2021.
Şimdi, balkonumda senin oturduğun köşeye oturmuş, bakıyorum dünyaya. Sigaramı yeni söndürdüm. Sana ulaşabilmenin bir yolu olabilir mi diye düşünüyorum.Sadece bir mucize diyorum...belki ya da... Ben şimdi senin gözlerinden bakabilsem hayata senin baktığın gibi. Nasıl görürdüm dünyayı, sen nasıl görüyordun? Nasıldı senin gözlerinden dünya! Ya da senin yüreğinden hissetsem, senin gibi sevsem yaşamı, insanları, doğayı, taşları, ağaçları, Cankuşu... Senin gibi senin kalbinle sevsem ya da senin gibi öfkelensem hatta senin gibi sövsem! Sövsem de kıyamayıp bağrıma bassam... Senin gibi nefes alsam senin gibi gülsem... Ne dersin biraz daha can verir mi bu sana...Biliyor musun masamda bir fesleğen var ona dokunuyorum ve kokluyorum, senin için, kokusunu duy diye..."Usta!" diyorum ona bazen henüz bir isim bulamasam da...Usta! Tenimde sonbaharın tatlı bir esintisi...Hissedebiliyor musun? Yazmak için bir defter istemiştin benden.. bir satır bile yazmamışsın, keşke yazsaydın. Görmesem de yine de şu gezegende bir yerlerde nefes aldığını bilmek benim zenginliğimmiş, iflasın eşiğindeyim şimdi. Bıraktığın gibi değil Usta karışık buralar... Artık daha sevgisiz, daha yalnız, daha sensiz...Özgürlüğümüze prangalar vurdular, canım dünya yasaklı elma gibi...Yemek, yaşamak, tadına varmak yasak. Sadeleştirilmiş kesir gibiyiz, kırpıyorlar dalımızı, budağımızı. Yeterince maskemiz yokmuş gibi maskeler takıyoruz birbirimizi daha çok görmezden gelebilmek için...yalnızlıklara güdülüyoruz. Artık o bankta oturup, sana anlattığım umut dolu hayallerimi dinleyemeyeceksin, hoş ben de anlatamam zaten ama sırf sen gittin diye değil...O bank bile yok artık yerinde, söktüler. Bir tek deniz duruyor, bir de o eski tekneler... Böyle işte Usta! Karışık buralar...Bir varmışız, bir yokmuşuz...
Saraylı