Kayıp Zamanlar (Sonsuz Dostuma İthafen)
This piece was featured as the selection of the day on 22.08.2018.
Kaybolan zamana yanmak! Ne fayda azizim? Turuncu güneşin bir metafor gibi vurup camlarına, bize doyumsuz hatıralar bırakan malum yerde, kollarımı açıp, duraksız rüzgarlarda ruhumun temizlendiğini hisseder, aradığım huzuru bulurdum. O'nu hissetmenin kıyısından geçerdim belki de. Yosun tutmamıştı kalbim henüz. Sorunsuz Dünyamın, kusursuz hayallerini kurmuştum. Fatihi düşlemiştim. Bilmezdim bıçağın keskin olduğunu. Balın acılığını, sirkenin tadını. Kimseye engel olmak değildi niyetim. Ben, insanlara nasıl zarar verilir? bilmezdim. Kendi halimde yaşıyorum derken, bastığım balçığın kiri herkese sıçramış. Nasıl kanıyorum şimdi, bilemezsin. İçimdeki yangını söndüremezsin. Ruhum, bedenimden ayrılmak istiyor. Anlayamazsın... Vuslat karşılamaz, hasretimin büyüklüğünü. Anılarda yaşıyorum eski günleri... Şimdi ikindi üzeridir. Güneş kehribar rengini almıştır oralarda. Hala o temiz ve mucize ile dolu nurunu yaymaktadır. Bense şimdilerde kalbimdeki tortularla uğraşıyorum. Pas tutmuş, güzellikler fayda etmiyor. Her defasında yasak meyve koparma sevdasında, eski masumiyetinden eser kalmadı. Belki de kundaktan çıktığım anda bitmiştir masumiyet. Bilemiyorum. Yoruldum... Şimdi aklında soru yok değil mi? Suçlu biziz. Suçlu benim. Bu suç benim!
11 Temmuz 09 ; 17:50