Kısır Döngü
Ne eskizler çizdim benden hallice Ki elim ayağım düşkün.
Akreple yelkovanın beni terk ettiği anda,seni beklerken yaşlandığım yerdeyim,işte o beklemelerden kaldı senin bendeki eksikliğin ki elim ayağım düşkün...
En son ne zaman yaralandım hatırlar mısın,hatıraların duruyor mu yerli yerinde? Duruyor muyum yerli yerimde? Evet...Senin gittiğin yerde ki neresidir bilmem ben hala beni bıraktığın yerdeyim. Ben hala seni sevmelerdeyim. Kabuk bağlamış yaralarımı kanatmakla meşgulüm şu ara, kanattıkça kabuk kalınlaşıyor, kabuk kalınlaştıkça ben kanatıyorum. Acayip bir kısır döngü anlayacağın: "Ben seni eksilttikçe hayatımdan, hayatım kayıyor avuçlarımdan" diye düşünüyorum bu aralar.
Bu günlerde şiire başladım, hayata tutunmak için, asıl amacım alkole başlamaktı ama fark etmedi şiir de aynı etkiyi yaptı üzerimde.Tam işte o an şiirin geldiği o an kafam dumanlı gibi. her şey flu. Yeni bir taktik deniyorum yaralarımın üzerinde,şiirle pansuman yapıyorum.Ne yapsam olmuyor, ben iyileştirmeye çalıştıkça yaralarımı daha bir azıyor. Azdıkça yaralarım daha çok şiir basıyorum, ben bastıkça yaralarım azıyor, acayip bir kısır döngü anlayacağın! "Ben seni eksilttikçe hayatımdan, sen şiire giriyorsun ucundan ve bütün kainatı kaplıyorsun ya da benimkini en azından", bütün şiirlerim sana çıkıyor da sen bana çıkmıyorsun.
"Rüzgarları kabul etsem gökyüzü soframa, birinde çıkıp gelsen uçurtma kılığında, kuyruğun gökkuşağı renginde" diye bir şey karalamışım örneğin. Bütün şiirlerime senin adresini vermişim gibi postacı her seferinde sana bırakıyor ama sen evde yoksun zannederim, gerisin geri bana geliyorlar, zaten bu günlerde bana ne çok geliyorlar! Kısır döngü senin anlayacağın; ben yazıyorum sana gidiyor, sen yoksun bana geliyor: "Ben seni eksilttikçe hayatımdan, şiirlerim bana sesleniyor darağacından" yaşamam için birini kabul et en azından.
Ya da sal rüzgarlara,belki uçurtmanla buluşurum ve dönerim uçurumun ucundan.