Şiirin Zamanı
This piece was featured as the selection of the day on 08.02.2012.
Bazen gerçekle karışık bir öykü halinde bulaşır dilime...Bazen de geceyle barışık bir gülümseyişle...Kimi zaman derin bir nefes gibidir, umut doldurur ciğerlerimin kapanmış bronşlarına, kimi zaman da derin bir yaradır iyileşmeyen, kalp kıvrımlarımda.
Şiir...Yarası da evladır, devası da. Bu yüzden ne zaman kalabalık bir şehir düşse adımlarımın ucuna ve ne zaman derin bir uykusuzluk kaçsa gözlerimin ücra bakışlarına bir şiirin dizlerine kapanırım. " Medet ! " der gibi...
Sokakların dili olmayan boş duvarlarında bir izdiham yaşanırken, belirsiz gölgeler gibi, silinmiş izlerin ardından yürümek gibi ardından yürürüm ve bir ses çalar aklımı, sanki bir şiir düşürsem dilime, yaşam yeni pencere açacakmış gibi gelir bana. Aldanırım ben de... Sonra bir ışık düşer avuçlarıma birkaç sözcük sığınır parmak uçlarıma...Emrine amade olurum sözcüklerin. Ama anlatması mümkün olmayan kalırım her seferinde. Işıkları kapanır bütün evlerin, sokaklara sarhoş bir hüzün eşlik eder yalpalayan yalnızlığıyla. Şubat ısınır ayrılık cehenneminde ve cinnet vaktine çalar gitmeler. Omuzlarına bir gülüş kondurmuş deli bir kadın bağırır '-aşkı satıyorum !' diye. Kuruşu kuruşuna ödeyene mi acaba, yoksa birkaç güzel sözün hesabına mı bilemem ama ben susmak isterim. Yürümek isterim kapılarına, mühür vurulmuş bir kalbe uğrar adımlarım... Ha sevdi ha sevecek ! Ama hiç sevmez ! İşte o zaman son saatidir bekleyişlerin. İşte o zaman yaşam kendi asırlarında kendini saklar ve unutulmuş bir şiir dökülür ırmakların yataklarına... Ve o şiir imkansızımı çarpar yüzümün aynalarına.