Sinema
Bizim yüksek topukluların Nermin'i satır arasında şöyle diyor ?kadınları mahveden erkekler değil ayrıntılardır'. Ayrılıklar sonrası yaşanan küçük ama çok tesirli yıkıntılara gönderme yapmış verdiği örnekle. Geneline bakıldığında neşeli denecek bir hafta sonu filmi havası var Mungan'ın kitabının, ancak içi öyle dolu öyle vurucu kısımlardan oluşuyor ki bitirdiğinizde tatlı bir yorgunluk duyumsuyorsunuz. Çok basit bir olayı öyle güzel hikâyeleştirebiliyor ki yazarın ne kadar dolu ve kaliteli olduğunu bir kez daha görüyorsunuz. Hep içimde olan şeydir böyle hoş bir romanın filmini izlemek: Murathan Mungan yazsa Ferzan Özpetek film yapsa ne muhteşem olur.-rüya gibi-
MAVİDEN GÜZEL SEVGİLİM'E...
Onun bakışlarında bir ok saplıdır Bir deli nehir sığınmıştır sesinin çeperlerine Saçları hasat kokulu çiçek Elleri mermi grisi heykel gibidir Mavi sana söylüyorum kıskanma sakın Senden daha güzel benim sevgilim Adı mı ne bilmem hiç düşünmedim Bir tek şunu biliyorum Hem Tülsü'den daha güzel Hem de Belma Sebil'den...
27.04.09
Bir keman sesi bazen alıp götürür ya insanı, gözlerimiz titrer ah çeker oluruz. ? ah çeker olmak deyimini duymadığınıza asıl ben şaşırdım-. Sırf üzülelim diye puslanır hava sanki bağrımıza işleyen güfteler ordusu saldırır durur ya bazen, işte o günlerden biriydi. İşi gücü beklemek olan, yıldızları saydığımız günlerden biriydi yani anlayacağınız. Tatminsizliğin önce kendime, yakınlarıma ve-veya topluma verdiği zararın boyutları hakkında arkadaşlarla yaptığımız sohbet sırasında her zamanki gibi dalıp bir cam eşyaya bakakalmışım. Olur, işte neden bilinmez ara sıra takılırım böylece, yine dalmışım; şişenin ötesinde en sevdiğim oyuncular bir öykü canlandırıyordu. Aslında konunun önemini didaktik anlatımla vermeye çalışan o zihnimdeki dev kadro nedense yetersiz kalıyordu. Ne olduğunu tam da bilemediğim bir şey eksik gibi geliyordu. Kimler yoktu ki oyunda, başkarakter Haluk Bilginer, rahmetliler Mümtaz Sevinç, Toto Karaca-her ne hikmetse- son zamanlarda ortada olmayan Şahika Tekand, Macit Koper. Hepsi rüştünü ispatlamış çok üst düzey oyuncular, beklenenden vasat oynuyorlardı- ki Bilginer bir sihirbaz gibi dokunduğu senaryoyu masallaştırır genelde-. Ne eksik diye düşünürken dalıp gitmişim- dalgınken bile dalıp gidebilmek nasıl bir şey sormayın lütfen-...
SİNEMA EMEKÇİLERİ
Bekle demişti gölgeye Islık çalacaktı dönerken Susuz yazlara uzandı önce Yol bekledi olmadı Duvar sandı karşısına çıkanı Fikrinin ince gülüydü belki Yılanların öcü veyahut Çingeneler zamanında bir cennet sinemasıydı Baba bir film bekledi durdu yıllarca Kelebek dedi olmadı Safsatalarla geçti bir dönem Sonraları adı Vasfiye oldu Ne bileyim Anayurt Otelinde soluklandı belki de Elbette yurttaş Kane gelmezdi bir kere daha En azından bir Leon beklemek hakkıydı yani Şimdilerde bizim Avrupalı Türk yönetmenlerimiz var İyi ki Duvara karşı Kutsal yüreklerini koyuyorlar Bir kelebek etkisi yarattılar bizde Düşlememiz için güçlendirdiler Açıkça demedikleri çıplaklıkları ile Çok sert durdular karşılarımızda Ben ve benim gibiler Özlüyoruz iyi filmleri Çiçek Abbas, Şekerpare, Tosun Paşa izlendikçe izleniyor halen Hababam Sınıfı ve şürekâsı çıkmaz hayalimizden Zengin mutfağında bir eşkıya oluverir aynı cengâver Titretir gönlümüzü acı tebessümü züğürt ağanın Gönül yaramızı deşer aslı badi Ekrem olan üstat Hulusi Kentmen, Nubar Terziyan devrinden gelen bizler Yaşayan efsanelerimize ne kadar sahip çıkıyoruz Ölüp gittiklerinde sızlanmak faydasız Gazanfer ustada olduğu gibi; Erol günaydın, Münir Özkul ne yaparlar, ne dertleri vardır diye hangimiz sorar?
Nadir