Yakarış
This piece was featured as the selection of the day on 03.12.2021.
Birisini sevdim ben...
Hem de delicesine...
Öyle el yordamıyla değil.. Başlı başına ve ölürcesine...
Yasaklardan öte, törelerden içre hem de...
Ama hikaye bu ya!
Ve bütün masallara konu olmuştur ya kavuşamamak...
İster dere tepeyi düz et, ister dağları aş, ister del, ister kör ol derin bir kuyuda...
Hiç fark etmez...
Aşk ne, sevmek ne bilmeyenlerin indinde...
Ve
Her ne hikmetse; hep bir onulmazlık, hep bir ulaşılmazlıktır, yürür gider, kangren eder durur hasretin pençesinde...
Hatta
Kim yazıyorsa bu kaderi ya da bu masalları; sürekli anlamsız ve zamansız engellerin çıkması sevenlerin önüne... Neden?
Anlamsız kılan nedir; bu eşsiz, bu nadide dünyanın bütün nimetlerini?
İnsanın doğası gereği var olan; bütün aç gözlülüğünü, bütün doyumsuzluğunu aşka indirgeyen nedir?
Hep bir hüzün, hep bir kıyım, hep bir ayrılık, hep bir hüsran...
Ve ne gerek varsa ki ve ne işi varsa ki yasakların aşkın içinde?
Nereye gitsem ya da el ele gitsek, yolumuza ket vuran yasaklar dikilir hep önümüze...
Sevmek...
Aşık olmak...
Bu kadar mı lüzumsuz gelir insanlara?
Bu kadar zül gelir; başkalarının mutlu olması insanlara?
Bu töreleri, bu kertmeleri, bu ölüm fermalarını imzalayanlar:
Hiç mi sevmedi, hiç mi aşık olmadı hayatlarında?
Hiç mi bir yavuklusu olmadı bunların, hiç mi eli eline, dudağı dudağına değmedi bir kadının ya da adamın?
Hiç mi hasret çekmedi bunlar?
Ya da
Hiç mi çocuk veya genç olmadılar?
Hiç mi şefkate ihtiyaç duymadı bunlar?
Yahut
Birileri çok istedikleri halde, cesaret edemedikleri ya da beceremedikleri veya başaramadıkları için mi; çıktı kıskançlık ve fesatlıkla ihya olmuş bu töreler, kıyımlar?
Oysa...
Hayat sevmekten,
Yaşam aşktan ibaretken,
Ve dünya sevmeye, sevilmeye bu kadar aç ve muhtaçken, ne gerek vardı ki; ket vurmaya, üzengi çekmeye hayallere, mutluluklara?
Hayat; sevmeyle başlamış, sevmeyle ayakta duruyorken, kim kıydı ki bunca cana, aşk diye çarpan yüreğe?
Sevmek, aşık olmak suçu:
Nerede başladı?
Nerede biter?
Söylesin ne olur birisi bana!