Bayat Kahve Kokusunda Terkedişler
Ne gözlerindeki salıncaktan düşmek ne de kirpiklerinde sadece bir toz olmak
Ben kimliğinden düştüm sevgili, düşlerimdeki yaralar ondan
Keskin kokulu, hürriyetimi ellerine bıraktığım sevdadan sürgün yedim sevgili
Ucunda güneşi andıran ışıkları yok bu içi jilet dolu tünelin
Düşlerinin bulutlarından düştüm, ilerleyemiyorum
Ellerimde hatıra defterinden fırlamış papatyalar
Başımda bir duvak, oda perdesinden hallice
Nefesinden uzaktayım sevgili,
Perdesiz çalgı gibi uzattıkça uzatıyorum inlemeleri
Kahkahalar çınlıyor duyusal sanrılarımda
İçinde bir ben bir de içimi eşeleyen kız çocuğu
Gözlerimde şarap damarları, yolumu çizmiş gibi ne başı belli ne sonu
Saçlarımdan söküp attığım umutlarımın kelebekleri uçuşuyor görsel sanrılarımda
İçinde bir sen bir de misk-i amber kokusu
Bayat kahve kokusunda terk edişler..
Hiçliğin ilk nefesi sigaralar, çektikçe siluetini üflediğim, ucube gülümseyişlerle
Hiçbir yanım yok artık,
Kendime ait diye sığındığım sağ yanım da hiçliğini eline almış
Dağdan inen kurt gibi öfkelerim ne varsa kalanına dair yiyip bitiriyor azar azar
Menzilim yokluğun, ucu yok sonu yok
Alnımdan sızan geçmiş öpüşlerini,ayaklarına bağladım güvercinlerin..
Küllerinden doğmalı insan..eğer sevdiğinin yokluk rüzgarı savurmamışsa..