Beni Çıkar Günâh
Ruhumun ışık almayan ininde
bir sabah yürüyüşü yap sevgilim.
Anne'nin rahminden sinsice yükseldi
dünyaya
acınası bir günâh.
Yılanlar neş'e ile tıslarken,
mavi gök
kanlar akıttı bileklerinden,
bir parça saflığıma.
Rahibeler umutsuzca duada;
Keşişler bu günahı tanımak için,
yol hazırlığında. (idi)
Ben ise saklanmıştım
düşlerimin sunağına.
Doğumumla gün yüzü görmüş
kederleri avlıyordum
sorguyla bilenmiş bıçağımla.
Işık!
Gözlerimi kör edecek kadar bile yoktu,
Slyvia'nın
benim için tasarladığı
sırça fanusta.
Ruhumun ışık almayan ininde,
bir öğlen ağacına yasla sırtını
sevgilim.
Elimi bir baba edasıyla tutan adamın,
intikam kokan iç çekişleri
maskelenmişti,
sevgiye kanan çocukluğumla.
İnandım ve kandım!
avuçlarında sakladığı bilyelerin
masum olduğuna.
Ve
öyle bir yalnızlık tanıdım ki,
beni kendine kalabalık görüp,
yapayalnız asardı kendini
dar ağacına.
Uçurum!
Yüreğimin düzlüklerine bile serpilmişti ki
her başlangıçta
hep bahtsız sonlara uçtum.
Ruhumun ışık almayan ininde,
bir akşam güneşine şiirler yaz sevgilim.
Kölesi oldu zihnim,
Hatıralara bir balta ile kazınmış
Tinsel Şubatın huzuruna.
Kişiliklerimi ağırlayacak kadar odası kalmadı
aklımın.
Kırılası aynalar!
Anımsattılar günahımı bana!
Aydınlığın bekaretini çalan ,
karanlığın fahişeliğini
peşiktirdi
acımasızca.
Ölüm pelesenk oldu,
kuru ve tatsız dudaklarıma.
Ölüm buğusu!
Çağsız bir savaş başladı
Günahkâr topraklarımda.
-Öldüm-
Rahibeler umutla duada;
keşişler eve dönme hazırlığında.
- Öldüm-
Ne mutlu sevapkarlara!
Ruhumun ışık almayan ininde
gece oluyor sevgilim.
Hemen, şimdi kaç sevgilim!