Darmadağınık Bir Şiir
Her şey darmadağınık,
Saçlarım rüzgar yemiş,
Ağustos sıcağında, yanıyorken denizler
Gözlerimde nisandan, kalan yağmur tanesi...
Düşmüyor bana inat, düşmüyor yanağımdan
Dağlar toprak renginde, bahara küskün şimdi
Yamaçsız zirvelerde, kışın beyaz örtüsü...
Kaldırımlardan uzak musikisiz ayaklar,
Dudaklarda yılanın yalandan ısırığı...
Yılanlar ki yalandan bizden daha uzaklar
Ay bulutu gizliyor, vuslat zamanı sözde
Yıldızlarda güneşten menfaat beklentisi...
Ve gece kayıplarda...
Günün peşine düşmüş,
İmkansız aşka inat
Sesleniyor, sessizce 'Benim... sen için hayat'
Her şey darmadağınık,
Kapanmış tüm perdeler, kapılar sürgülenmiş
Geçmiş firar ederken, gelecek süngülenmiş
Allah diyen Allahsız akıncılar eliyle...
İmanını satlığa çıkarmışlar diliyle...
Ben kalmışım sınıfta, başım dik sesim kısık
Anlatamıyorum...
Düşünceler, her şey darmadağınık
Şu doğru ve şu da yanlış, işaret etmek boşa
Bütün gözler kapanmış, insanda kış uykusu
Uyku tutmayan gözde kaybetmenin korkusu
Rüya yorumlayan var, ya kabuslar n'olacak
Duydukların masalsa, destanı kim yazacak
Aç her gördüğün yere üstü örtülü kuyu
Bu kuyular ki yutar emin ol bir orduyu
Her şey darmadağınık kelimeler mısralar
Sayfalar kararmadan, yazsam şiir olmuyor...
Kalemi bırakıp da sussam dilim durmuyor...
Her şey darmadağınık...
Her şey, her şeyden yoksun
Düşünce denizini çarşafla örtmüş insan
Her mevsim bahar diyor
Ve aylardan da nisan...
Konuşanlar medrese yapmışlar her zindanı
Bu siyahtır ak değil
Demek mi zor olanı...