İbret-i Dêbirez....
Eyy Seyyah!
Duy sesimi
Kalpten düşen, mücerret sözlerin,
Yüzü suyu hürmetine,
Dön yüzünü çehreme...
Hele bir bak,
Hele bir bak şu hercai kalbe...
Eyy Seyyah!
Benim buraklardan atlarım,
Gökyüzün de şükürden bulutlarım,
Candan öte candan ziyade,
Sevdalarım var...
Hele bir gel,
Hele bir gel şu karanlık hücreye...
Aydınlat, köhne kalbin zifir sevdasını,
Al, al içimden bu kalabalık yalnızlığı...
Sonra muhabbet haktır,
Muhabbet ki elbet haktandır...
...
Ben bir seyyah,
Sen bir seyyah,
Hep döndürülüp ona götürüleceğiz
Var mı ötesi (Ey! Aşka Kanmış İnsan!) ?
Diyor ki
Altından ırmaklar akar...
Orada baldan pınarlar,
Burakdan atlar,
Dilediğin herşey var...
Eyy seyyah!
Soruyorum şimdi yolculuk nereye?
Benim bu dünyada;
Giz üstüne girift sevdalarım...
Birde sevda topladığım maççez bağlarım.
Hangi sevdadır ki Aşk'a kani gelmiş
Eyy dost! Ben, ben gece gündüz ağlarım...
Bilmiyor kimse;
Şu kalabalık şehrin kalpsiz hengamesinde
Ne aşklar tüketilir...
Yine söylüyorum
Bilmiyor kimse;
Aşk
İnsanın başına
Bu dünyada
Bir kez gelir...
Kıymetini bilene ne mutlu
O hakikat ki
And olsun ki
Hakk'ı sevendir
Burdur/
Sevda için ölenlere rahmet,
Aşk için yaşayanlara ibret olsun...
İbret-i Dêbirez = İbret az sonra...
Seyyah= yolcu...
Giz = sır
Girift = Birbirinin içine girmiş karışık bir hâl...
Mücerret = aşkın, dolu...
Çehre= eşgal, yüz, surat...
Burak= saf, temiz...
Kani= doymak, doyuma ulaşmak...
Hengame= gürültü, kavga, tartışma vb...
Maççez = Olgunlaşmış üzüm bağı
Hercai = kararsızlık...
Hakk = Allah...