İyileşenlerin Görkemli Mabedi
(Sen ve ben acıdan bir dağız, sen ve ben
bu dünyada bir daha hiç karşılaşmayacağız.
Hiç olmazsa gece yarıları
bir selam gönderebilsen yıldızlardan.)
-Anna Ahmatova
***
Merhaba; benim adım veda tamircisi
yeniyim buralarda ama oldukça eskiyim de
uzaklardan geldim, aynı zamanda yakınlardan
tanıyorsunuz aslında beni en iyi yabancınızım sizin
hatırı sayılır ödüller aldım elinizden
anlamasam da boynumun neden sürekli kanadığını
“Salıncak Yontusu” adlı bir şiirde
çok kötü yaralanmıştım daha önce
oradan da tanıyorsunuz;
birkaç sözcük yarası almıştım tam da şuramdan
alkışlamıştınız yaraların yarattığı muhteşem yıkılışı
az kalsın ölüyordum ama kağıttan bir kuş yaşattı beni
“Saatler boyunca başka saatleri bekleriz”
tekrarlayıp duruyordum buz tadındaki bu sözü
ta ki beklemenin çürümek olduğunu anlayana kadar
sonra bıraktım beklemeyi, bulantıyı koydum yerine
gelip başköşeye oturdu sanatın ıssızlığı
eli sözcük tutan hayaller gösterdim size
ne çok gülmüştünüz, hatta gülmekten iyileşmiştiniz
omzumun çökük olduğuna bakmayın
hayattan uzaklaşanların sığınağıydı eskiden orası
yaslanılma hurdalığı
iyileşenlerin görkemli mabedi
ah iyileşenler, ne kadar tatlıydınız giderken
nasıl da yakışmıştı yüzünüze unutuşlar denizi
yine de hiç ele vermedim sizi, bu konuda iyiyim
saatler boyunca keman çalmaktan oldu dedim hep
kim sorduysa omzumdaki o çöküklüğü
hayır, obsesif kompulsif değilim!
böyle oluyorum anlamın tatile çıktığı zamanlar
geçici bir şey bu, renklerin yorgunluğunun
ve hatırlayışın etkisi de var:
kuru otların arasında ateş böceği toplarken
çocukluğumu yanlışlıkla kaybettiğim geliyor aklıma
babamın haberi yoktu, yeni gelmişti yoklar ülkesine
duvarların altında kalan duygularını onarıyordu babam
yenilgilerinden utanç duyuyordu bu yüzden
tekrar düşündüm bunca ışıltılı ödüle rağmen
bir insanın boynu neden kanar diye;
ipler imparatorluğunda yaşamaktanmış.