Muhammed-ül Emin'e ( s.a.v. )
Eskimiş, kokuşmuştu zaman nasıl da durdu
Yeni bir yüz takındı hiç bitmeyen nurunla
Gelişinle müşrikler daha beter kudurdu
Ey Allah'ın Resulü Sen ki pak onurunla
Gönderildin dünyaya güzel ahlak, rahmetle
Sen ezelden seçildin yüklendin merhametle
Güneş doğardı ancak her taraf karanlıktı
Vahşet almış, yürümüş; zorbalar can yakardı
Fitne, fesat putçuluk en büyük tiranlıktı
Mazlumların kanları oluk oluk akardı
O gece müjdelendi varlık kendi dilinde
Ve âlem bayram etti ol mevlid kandilinde
Bülbül dala konarak Ahmet diye şakırdı
Gül ışığı bekleyip hasret ile inlerken
Putperestler putlara ediyordu lakırdı
Hasbi kalp taşıyanlar Hakk emrini dinlerken
O gece göğe bakıp anladılar ki gelmiş
Hanif olan insanlar o vakti evvel bilmiş
Bu günleri olduran ulu Rabbe hamd olsun
Ruhundan can üfleyip ve akılla donattı
Arza nimet dolduran ulu Rabbe hamd olsun
İnsanoğlu nankördür deyip dünyaya attı
Cümle resul, nebiler Hakk'ı bilip birledi
Hamd olsun ki bizleri doğrulukta derledi
Ey Allah,'ın Resulü; baba yok, ana yoktu
Deden ve amcaların Sana kol kanat gerdi
Kırkından sonrasında düşman olanlar çoktu
Allah, Seni günahtan korudu, ismet verdi
Muhammed-ül Emin'din Mekke'de her gönülde
Sen, cennet kokun ile imgelenmiştin gülde
Bir gün değil bir ömür, aldığımız nefeste
Daldık bir tefekküre ettik salât ve selam
Seni andık, zikrettik, dilimizde o beste
'La İlahe İllalah' dilde en büyük Kelam
Seni gönülden sevmek imandır, ibadettir
Vallahi böyle bilmek Hakk ehlinde adettir
Elazığ, 02.02.2012