Ölüm Yolculuğu...
Farzet ki ölüm ansızın kapıyı çaldı.
Aldı bu canı götürdü senden uzaklara,
Ten kokusu uzaklaştı burnunun ucundan,
İpekten bir yumuşaklık artık yok parmaklarının ucunda,
Hayalmiş dersin bütün yaşadıklarımıza.
Su sesi gibi gelir kulağına ölüm çığlıkları,
Ulu'sun boş ver köpeği,görsün canımı almaya gelen azraili,
Leylaklar arasına gömün beni dillerden yükselen ölüm çığlıklarıyla,
Taşar gözlerinden gözyaşı damlaları sessiz bir uğultuyla,
Alır götürür bir çift omuz beni kara tabutun içinde,
Ne çare gelir ki elden ölüm meleğine karşı.
Maziye gömün beni,kara toprakta yalnız bırakmayınız beni,
Eskiden bu diyarda böyle bir aşık yaşardı diye anarsınız ismimi,
Halen soğumamış bedenime bırakın bütün sıcaklığıyla sevginizi,
Mavi bir yolculuk isterken,kara bir toprağa yolcu gitti dersiniz,
Esir düşmüştür bir kara toprağa,bir de beyaz kefene,
Tutunamadı hayata her ölümlü gibi o'da öldü dersiniz ölüm yolculuğumda...