Serim
Sessizliğin, fulardır kış gecelerinin boynuna
yaz gecelerini saymıyorum bile
ceketidir güneşin bazen
yıldızların ayakkabı bağıdır
bazen de bir şiirin
giriş cümlesindeki o ölü adamdır...
-Bilmiyorlar bu kaçıncı kırık ağustos gecesi...
Kavuşursan yavaşça çürük bir geceye
ay ışığının örgülü saçlarına tırmanıp
yıldızları avuçlarının içine alırsan
kırılgan bir mevsimle
uyursan bir partizanın ıslıkları içinde
beni anımsa
biliyorum çünkü
güneşin gözlerinde ki sürme değildi yangınımız...
Kaç çocuk öpecekti yanağından oyuncakların
silinip giderken sesin bir yangın dalgasından
gemiler kaç kez boyanacaktı
intihar bir renk olsaydı benim okyanusumda satılan
Sorma,
ben Tolstoy kadar iyi düşünemiyorum hayatı
ve öpemiyorum aşkı bel kemiğinden!
sorma,
yanmak izinsiz ama güzel bir eylem
eğer kibrit çöplerinde birgün üşürsen
- Bilmiyorlar bu kaçıncı kırık ağustos gecesi...
Bir gök yüzü giyinsen bu kadar
fakir olmazdı gülüşlerin
bir bulut dolasam boynuma
belki daha güzel öpecektin beni
geceleyin
bir şiir dibe vursaydı
papyonlu rakı şişelerinde
ödüllendirilseydi bir kere de sarhoş olmak
hem de çirkin bir adamın sesinde
daha güzel olurdu-inanıyorum-
kırmızı karanfiller gibi
yaşamak
sana ait olmayan
ceket ceplerinde
Bu gece
gülümseyen her çocuğun evine
isyancı yağmurlar yağıyor
duygularım bir broş gibi süslüyor
kirpiklerimin asaletini
işte ben ıslanan çocuklar için
yarın çıkıp balkona
çamaşır iplerine asacağım şu gökyüzünü
-düşün-
sonra yakalayacağım tek kanatlı kelebeği
kurularken terimi sayfalarca !
- Bilmiyorlar bu kaçıncı kırık ağustos gecesi
Ah rimeli ne adi imiş be bu gecenin !
şehrin ışıklarını boyuyor siyaha
ağladıkça bir kadın
ve kırdıkça kaldırımları magmaya dokunmak için !
Şimdi kılcal damarlarımda oluşan
mazbut bir dünyayı
keşfediyorum
Ve
bilmem hangi zaman diliminde
ilkel bir şiir
yüreğimde buluyor ateşi
14 Ağustos 2012
Serim-Düğüm-Çözüm