Küçük Prens Kitabından Hafızalardan Çıkmayacak En İyi 15 Alıntı

— min. okuma: 3-4 dakika
Küçük Prens Kitabından Hafızalardan Çıkmayacak En İyi 15 Alıntı

Antoine de Saint-Exupéry tarafından kaleme alınan ve yazarın yer yer sulu boya çizimlerine de rastladığımız unutulmaz Küçük Prens romanı hiç kuşku yok ki yediden yetmişe herkese hitap etmeyi başaran nadir yapıtlardan bir tanesidir. Dünyanın en popüler öyküleri arasında kabul edilen Küçük Prens, 200’ün üstünde dile çevrilerek ülkemizde de Selim İleri, Azra Erhat, Sumru Ağıryürüyen, Tomris Uyar ve Cemal Süreya gibi ünlü çevirmen ve yazarlar tarafından ayrı ayrı dilimize kazandırıldı.

Gezegenindeki çiçeği ile arası bozuk olan Küçük Prens’in çıktığı yolculukta dünyaya uğraması üzerine Sahra Çölü’nde bir pilot ile karşılaşması ve aralarında gelişen maceraları konu alan Küçük Prens, tıpkı hikayedeki yetişkin adam gibi bir pilot olan Saint-Exupéry’nin yarı otobiyografik hikayesi olarak da tanımlanıyor. Eğer siz de Küçük Prens’i defalarca kez okuduysanız ve sayfalar arasındaki hafızalardan kolay kolay silinemeyecek diyalog ve alıntıları tekrar hatırlatmak istiyorsanız sizlere minik bir seçki hazırladık. 

İşte Küçük Prens kitabından en beğenilen alıntılar…

1. Yıldızlar, gözden ırak bir çiçek yüzünden güzeldirler.

2. “Yalnız evcilleştirdiğin şeyleri tanıyabilirsin,” dedi tilki, “insanların tanımaya ayıracak zamanları yok artık. Aldıklarını hazır alıyorlar dükkanlardan. Ama dost satan dükkanlar olmadığı için dostsuz kalıyorlar. Dost istiyorsan beni evcilleştirir işte…”

3. Onu hareketleriyle değerlendirmeliydim, kelimeleriyle değil.

4. “Neden içiyorsun,” diye sordu Küçük Prens. 

“Unutmak için,” dedi ayyaş.

5. Bir keresinde güneşin batışını tam kırk dört kez izlediğini anlatmıştın bana. Sonra da şöyle demiştin: “Bilirsin, insan çok mutsuz olduğu zamanlarda güneşin batışını izlemeyi sever.”

6. “İnsanlar nerede?” diye sessizliği bozdu sonunda Küçük Prens. “Çölde insan yalnız hissediyor kendini.” 

“İnsanların arasında da yalnızdır insan,” dedi yılan.

7. “Zaten ben hiçbir şeyin gerçeğine varamadım şimdiye kadar. Yargılarımı sözlere değil davranışa göre ayarlamalıydım. İşte ne güzel koku ve ışık saçıyordu bana. Onu yüzüstü bırakmam yakışık alır mıydı? Suçsuz zavallı hesaplarının ardındaki inceliği kestirmeliydim. Çiçekler öyle değişkendir ki! Ama ben çiçeğimi gereğince sevmek için çok küçüktüm o sıralar.”

8. Onlara “Pembe tuğlalardan yapılmış bir ev gördüm, pencerelerinin kenarında sardunyalar, çatısında güvercinler vardı,” diyecek olsanız, böyle bir evi hayal edemezler bile. Onlara “Yüz bin dolar değerinde bir ev gördüm,” demeniz gerekir. O zaman “Ah, ne kadar güzel bir ev!“ diyeceklerdir.

9. “Gitme, seni bakan yapacağım,” dedi.
“Ne bakanı?”
“A... Adalet bakanı!”
“Ama burada yargılayacak hiç kimse yok ki!”
“O halde sen de kendini yargılarsın,” diye yanıtladı kral. “Kendini yargılamak diğer insanları yargılamaktan çok daha zordur. Kendini gerektiği gibi yargılayabilirsen, çok adilsin demektir.”

10. Kendini beğenmiş insanlar başkalarını kendine hayran sanır.

11. Büyükler rakamlara bayılırlar. Diyelim, yeni arkadaşınızdan söz ettiniz; asla işin özünü merak etmezler. Örneğin, "Ses tonu nasıl? Hangi oyunları seviyor? Kelebek koleksiyonu var mı?" diye sormazlar asla. Onun yerine “Kaç yaşında? Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor?” derler. Onu ancak bu şekilde tanıyacaklarını sanırlar.

12. Gökbilimci buluşunu heyecanla bir uluslararası gökbilim kongresinde sunmuş; ama, giysileri yüzünden kimse ona inanmamıştı. Büyükler böyledir işte.

13. Tüm büyükler bir zamanlar çocuktu. Pek azı bunu hatırlayabilse de...

14. İnsan susuzluktan ölecek olsa bile bir dostu olması içini serinletiyor.

15. Bir dostu unutmayı üzücü buluyorum. Herkes gerçek bir dosta sahip olamaz. Eğer dostumu unutursam, rakamlardan başka bir şeyle ilgilenmeyen büyüklere benzerim.

Paylaş:
Yorumlar