Aykırı Hayatlar - 2
Bu yazı, 08.01.2015 tarihinde günün seçkisi olarak öne çıkarılmıştır.
Doruk noktasında, kimsesizliği oynayan bir kumarbaz gibi bitkin bir geceyi yaşıyordu Cebrail. Yatağına uzanmış, bir eli başının arkasında, gözlerini tavana dikmiş, düşüncelere dalıyordu. Aslında hiçbir şey de düşünemiyordu. İçi sıkılmıştı. Yavaşça doğruldu yatağından, perdeyi araladı. Derin bir nefes aldı. Sigara paketine gözü ilişti. Bir sigara çıkardı ve yaktı. ' Tanrım, neyi bekliyorsun, illa her şeyin bir sebebi olması gerekmiyor ki. Şu an yalnızsam, bu senin eserindir. ' diyerek isyanını beyan ediyordu. Derken sokakta yürüyen bir bayana gözü ilişti. O da Cebrail gibi yalnız, bitkin, belki de doruk noktasında terk edilen bir kumarbazı oynuyordu. Kadın sendeleyerek yürüyor, Kâh düşüyor, kâh elindeki birasını yudumluyordu. Pencereyi açıp, kadını incelemeye başladı.
-
Hayırdır, film çeker gibi ne izliyorsun be adam!
-
Ben mi?
-
Yok dedem
-
Hanımefendi yanlış anladınız. Sadece benim şu anki halime çok benzettiğim için sizi, hoşuma gitti. Affedersiniz.
-
Gelsene buraya, beraber içelim
Cebrail, üstüne deri ceketini geçirip sokağa atmıştı kendini. Gördüğü manzara içler acısıydı. Kadın yerde sızıp kalmıştı. Kollarından kavrayıp, kadını kucakladığı gibi evine götürdü. Ve yatağa yatırdı. Ağzından sadece, ne kadar güzel bir kadın Tanrım çıkabildi. Bir sigara daha yaktı. Pür dikkat kadını izliyordu. O sırada telefon çaldı. ' Hay aksi, bu saatte kim arar ki '
-
Alo Cebrail, hangi cehennemdesiniz siz ya. Hiçbirinize ulaşamıyorum. Güray zaten yurt dışına gitti. Amarna desen kayıplarda. Hakikatten ne oluyor bize böyle, biri bunu açıklayabilir mi?
-
Dur biraz sakin ol Aysu'cuğum. Kimseye bir şey olduğu yok. Sadece bir geçiş süreci bu yaşadıklarımız. Güray'ın da yurt dışına gittiğinden inan haberim yok. Amarna ile geçen telefonda konuştuk gayet iyiymiş.
-
Bilmiyorum Cebrail, buluşmamız lazım, sana anlatacaklarım var. Telefonda söylenilecek şeyler değil bunlar.
Cebrail uyandığında saat öğrene geliyordu. Evin her yerini dolaştı; ama kadın yoktu, gitmişti. Gözü salondaki masaya iliştirilen nota takıldı. Notta, beni bu numaradan ara yazıyordu. ' Tanrım, ne cins insanları sokuyorsun hayatıma ' diyerek Aysu'yu aradı. Buluştular.
-
Sana bir şey göstereceğim. Bu eskiden birlikte oturduğumuz evin video kayıtları.
-
Aman Tanrım Aysu, bunlar nedir böyle. Amarna neden bahsetmedi bize böyle şeyler yaşadığını.
-
Korktu sanırım bize anlatmaktan. Psikiyatr doktoruna da gitmiş. Her şeyi biliyorum artık. Bize son zamanlarda neden garip davrandığını, neden evlendiğini...
-
Of Allah'ım biri büyü mü yaptı acaba bize. Bu olanları anlamak mümkün değil.
-
Kalk hadi, doğru bir hocaya gidiyoruz.
( İki saat sonra )
-
Yavrum, sizin üzerinizdeki kara bulutların sahibi, çok yakınınızdaki birinin yaptığı bir çeşit uzaklaştırma büyüsü.
-
Peki hocam, bu kişi kim olabilir?
-
G harfi görüyorum yavrum. Yakınınızda isminde g harfi olan birileri var mıydı?
-
Cebrail ve Aysu birbirlerine ürkütücü gözlerle bakarak Güray diye bağırmışlardı.
-
Ama nasıl olur hocam, o bizim en yakın arkadaşımız.
-
Sizi içten içe kıskanıyor bu çocuk yavrum, büyüyü de bozmamız için o çocuğun buraya gelmesi lazım.
-
Ama o yurt dışına gitti, nasıl buluruz hocam?
-
Eyvahlar olsun o zaman, Allah yâr ve yardımcınız olsun diyerek çekildi köşesine.
-
Bana artık müsaade çocuklar, elimden başka bir şey gelmez.
Hayatında hiç sigara içmeyen Aysu, Cebrail'den bir adet sigara istemişti. Sırtlarından vurulmuşa dönmüş, o an yer yarılsa da içine girsek diye düşünüyorlardı. Biraz dolaştıktan sonra ayrılma kararı aldılar. Cebrail eve gelince o kadının söylediği numarayı çevirdi telefonundan.
-
Alo.
-
Ooo beyefendi, aklınıza düştük sonunda.
-
Kusura bakmayın, şu sıralar zor günlerden geçiyorum.
-
Benimle yatmak ister misin?
-
Nasıl?
-
Hayat kadınıyım koçum ben, paraya bakarım.
Ertesi gün, evine gelen hayat kadınıyla sabaha kadar sevişen Cebrail, bir an rahatladığını hisseder gibi olmuştu. Bu kadının kendisine iyi geleceğini düşünüyordu.
( İki ay sonra )
-
Alo Cebrail çok kötü bir şey oldu.
-
Ne oldu Aysu, delirtme adamı, söyle çabuk!
-
Sende Alman kanalları vardı değil mi?
-
Evet de...
-
RTL TV'yi aç çabuk.
-
Aman Tanrım bu Güray değil mi?
-
Ta kendisi, kendini asarak intihar etmiş. Biz şimdi ne bok yiyeceğiz Cebrail?
-
Allah kahretsin!
Gün geçtikçe Amarna, Cebrail ve Aysu birbirlerinden uzaklaşıyor. Ayrı birer yolların izini sürüyorlardı. Oysa önceden dostlukları, hayat çizgileri ve geleceğe dair hayalleri ne kadar da bütünleyiciydi.
Amarna cinlerle ortak bir yaşam sürdürmeye alışmış, Aysu çeşitli işlere girerek geçimini güç bela kurmaya çalışıyor ve Cebrail de, her gün başka bir hayat kadınıyla sevişme derdine düşüyordu. Bu kötü hayatlarından tek çıkış yolları Amarna'yı bulup, kendi hayatlarına son vermekti. En azından Aysu ve Cebrail böyle düşünüyordu. Ve öyle de oldu. Bir gün Amarna'yı tesadüfen yolda gören Aysu, Cebrail'i de arayarak yanlarına gelmesini sağladı. Her şeyi o an Amarna'ya bir bir anlattılar. Şoke olan Amarna, ağlamaya başlamış ve Cebrail ile Aysu'nun intihar planlarına ayak uydurma sözü vermişti. Çünkü mutsuzluk Amarna'nın içine işlemişti.
Önce günlük bir ev kiralayan üç arkadaş, daha sonra tavana üç kalın ip bağlayarak aynı anda ipi boğazlarına geçirip, destek buldukları tabureyi devirerek ölümlerini bekliyorlardı.
Kim bilebilirdi ki, dört iyi arkadaşın, bir gün aynı kaderi paylaşacaklarını...