Aynalı Keman
Bu yazı, 01.12.2014 tarihinde günün seçkisi olarak öne çıkarılmıştır.
" Herkes; tellere doğru bassa/Dünya; sazı hep güzel çalardı... " - Cömert Yılmaz
Bakire sessizliğin vaveylası, biçare evin dış yüzüne bakan dağ eteklerini sarhoş etmeye yeterdi. Gri insancıklar, serpilmiş temmuz yağmuru ile birlikte, siyaha lâl şarkılar peydahlıyordu. Gün, kendini geceye saklıyordu Bilbao sokaklarında. Sokak lambalarının uyanmasıyla, konağın genç kızı İsabel, elinde sigarası, kanadı kırılan bir kuşa yaverlik ederken fark edildi, rüzgârın dedikodularında. Zaman dur durak tanımadan akıyordu yağızlığa. Keyfi keder yağan yağmurla, dans eden rüzgâra üşüyen saçları, mahcup mahcup uykuya dalmıştı İsabel'den habersiz. İçinde bir yerde, saklambaçları seven bir başka çocuk yetişiyordu aslında. Kimsesizdi madam Rozalin dışında. Sigara içmeyi de yalnızlıktan öğrenmişti. Ayağındaki kırmızı pabuçlarını ve beyaz dantelli yakası bulunan uzun etekli lacivert elbisesini üzerinden hiç çıkarmamıştı o gün. Tenha bir geceyi seçmişti ilk yolculuğuna. Adımları yavan, göz kapakları kapalı, düşü ise yorgundu. Bilmiyordu, bir erkeğin çıplaklığına dokunmasını. İstiyordu. Sonra perdeler kapandı. Şık bir adam belirdi kuruyan dalların arasında. " Matmazel diyordu, herkesleşmek, o masum dünyanızdan nispet edercesine uzaklaşmaktır. Ve ekliyordu, ben sizi, kendinizden daha iyi tanıyorum. " Heyecanı ölmüş müydü, bilemedim. Bedeni sızlıyordu. Belki de kalbi.
Bakire sessizliğin vaveylasıydı bu. Bir telaş madamı yanına çağırıp; " Erkekler, kendi bildiklerinin dışına çıkmaya korkan bir çeşit aynalı kemana benziyorlar " diyordu. Rozalin de, İsabel'in sözüne katılırcasına; " Benziyorlar kızım. Çünkü anladım ki, onlar uçmak nedir bilmiyorlar... "