Damla ile Küçük Sarı Çiçeğin Masalı
Uzak dağların yeşil ormanlarında, o yeşil ormanın kıyısında uçsuz bucaksız çimenlikler,
o çimenliklerde de allı morlu, türlü donlu çiçekler yaşarmış.
Günleri yağmuru özleyip güneşi sevmekle geçermiş.
Her yağmur damlasında bir yaprak bezeyip ,bir çiçek açarlarmış.
Sabırla neşeyle büyürlermiş, ne birinin dalına zarar verir ne de güneşine gölge olurmuş.
Yeşil çimenli ,yeşil ormanlı dağların başında da beyazlı morlu hatta siyahlı bulutlar yanak yanağa gezermiş.
Hepsi batı rüzgarını bekler sırasıyla damlalarını gönderirmiş yer yüzüne tıp ,tıp da tıp, tıp...
En küçük, en beyaz olan pamuk bulut merakla sormuş;
cıvıl cıvıl damlaları zorlukla zapt etmeye çalışan tombul kara buluta:
-Ben de damla damla yağmur olmak istiyorum ama hala bekliyorum demiş.
Tombul kara bulut kahkaha ile gülmüş, gülerken de bir kaç damla kaçıvermiş kirpiğinden
-Sabret benim pamuğum, şöyle kuzeyden serin rüzgarlar gelsin sen de damla damla düşersin yeryüzüne demiş.
Küçük Beyaz bulut ellerini koynuna çiçek yapmış miskin miskin oturup beklemeye başlamış
Aşağılarda pırıl pırıl parlayan küçük göl çevresindeki uzun uzun ağaçları seyretmiş.
Tam bu sırada aklına kurnaz bir fikir gelmiş: aşağıdaki çiçeklere hemen ulaşmanın bir yolunu bulmuş.
yakınlarında uyuyan kendi gibi küçük beyaz bulutları dürtükleyerek
- şşt,şşt kalkın nasıl yağmur olacağımızı buldum ,demiş.
Küçük bulutlar mahmur mahmur peşine takılmışlar bizim Beyaz bulutun.
Az ilerde zayıfça bir lodos, iyice damlalara doymuş kara bulutu itekleye itekleye dağın tepesine götürmeye çalışıyormuş.
Tam bir nefes verecekken küçük beyaz bulut araya girmiş ve ne olduğunu anlayamadan savrulmuş.
Savrulurken de kocaman bir damla düşürmeyi başarmış.
Keyifle onun düşüşünü seyrediyormuş ki , eyvah demiş!
Gölün kenarında Küçük Sarı Çiçek derin bir öğle uykusuna dalmış uyuyormuş, üzerine gelen kocaman damladan habersiz.
Karıncalar koşmuş kelebekler kanat çırpmış ama nafile;
Bir yaprağının üzerine pat diye düşüvermiş irice bir damla
Korku ve acıyla kaldırmış yapraklarını
Bakmış gökyüzüne ne kara bulut var ne de lodos, açmış gözlerini kocaman
- sen nerden çıktın? Böyle ani böyle zamansız, hadi konuş
Damlacık korkmuş ,üzülmüş. Yaprağın bir köşesine büzülmüş - çok merak ettik de yeryüzünü , affet bağışla nemlendireyim toprağını
Bilgiç karınca konuşmuş: - Biz, bulutlar kararıp lodos çıkınca hazırlık yaparız sen güllük gülistanlık öğle güneşinde geldin, canını yaktın Sarı Çiçeğin
Sarı Çiçek acısını unutup korkuyla büzülen damlaya acımış; - geçti artık tamam, bu kadara da ağlamam , haydi süzül bakalım toprağa ama dikkat et, bundan sonra uyuyan yaprağa!
İri damla özür dileye dileye süzülmüş köklere .
Herkes dağılmış evlere , Küçük Sarı Çiçek sevgiyle bakmış bulutlara.
Gökten üç damla düştü:
-Biri sana
-Biri bana - Biri de hala bu masalı duymayana .