Dörtgöz Osman






Tangır tungur bir ses duyuldu mutfaktan. Ne ola ki deyip hemen mutfağa seğirtti Cemal... Bir de ne görsün? Müstakbel ve de çok gereksiz kayınpederi Dörtgöz Osman’ın aldığı davul fırın patlamış, ortalık duman dumana olmuştu. Tepsinin içindeki çipura balığı da kabak çiçeği gibi açılmıştı.

‘Allah kahretsin’ diye mırıldana mırıldana fişi çekti. ‘Uyuz Osman şimdi bunu bilerek bozduğumu zanneder. Ulan gül yüzlü kızın olmasa, bakar mıyım senin suratına a kılıbık? Çok saygıdeğer ve aman aman pek sevdiğim nadide eşin, yani benim kayınvalideciğim sayın Kara Fatma’nı da al git…
..diyeceğim ama diyemiyorum. Kahretsin yaaa…Ortalık rezalet.’

Söylene söylene banyoya gitti. Eli de biraz yanmıştı. Canı acıyordu. Yıkadıktan sonra sargı beziyle sardı.

Kayınpederiyle tanışmaları çok ilginç olmuştu. Zeynep’le henüz 2 aylık bir birliktelikleri vardı ve Zeynep, ailesinden şimdilik bunu saklamayı uygun görmüştü. Bir gün çarşıda gezerken, Cemal’e bisikletli bir adam çarptı. Cemal bir tarafa, adam bir tarafa, bisiklet bir tarafa, bisikletin sepetindeki ayakları bağlı canlı tavuk zıp zıp bir tarafa… Çarşı bir anda karışmıştı. Cemal’in kanayan dizi ve uzun yırtmaçlı bir eteği andıran parçalanmış beyaz pantolonu, adamcağızın kırılan gözlükleri, tekerlekleri sekiz olmuş bir bisiklet, caddenin karşısına zıp zıp giden bir tavuk… Manzara korkunçtu ve görülmesi değerdi. Bir taraftan hem gülüp hem de onları ellerinden kollarından tutup yardımcı olmaya çalışan esnaf, bir taraftan kenarda olayı izleyen ve kıkır kıkır gülen yurdum ahalisi…
Cemal ah’lar uh’lar içinde bir taraftan adama söyleniyor, bir taraftan da üstünü başını silkeliyordu. Adam da kırılan ve çerçevesi yamulan gözlüğünü gözüne yerleştirmeye çalışırken, Cemal’e karşılık vermeye çalışıyordu.

Bu komik olayın üzerinden bir yıl geçti ve Cemal ailesiyle beraber Zeynep’i istemeye gittiklerinde manzara dehşetti. Kayınpederi olacak şahıs, ona bisikletiyle çarpan adamdan başkası değildi.

Sonrasını hatırlamak istemedi
Ne günlerdi.
Zeynep’le bir yıldır evli ve mutluydu. Gerisini boş vermek lazımdı.


Sargı bezini bir daha kontrol etti. İyi sarmıştı. Banyodan çıkmak üzereydi ki çok sıkıştığını fark etti. Tam hacetini görecekken kapı zili çaldı. Ama O rahatlama turuna geçmişti bile. Zil durmadan ve uzun uzun çalıyordu. Panik oldu, iki arada bir derede kaldı. Sağ eli de sargılıydı. Ne yapmalıydı?

Panik halinde banyodan fırladı. Fermuarını zar zor kapattı ama banyo, yerler, paspaslar, koridor ve en nihayetinde beyaz pantolonu mahvoldu. Kapıyı hızla açtı ve tam sayıp dökecekken kapıdakine, içeriye giren şahıs onu fazlasıyla şok etti.

Çok saygıdeğer kayınpederi Dörtgöz Osman elinde kocaman bir davul fırınla kapıdaydı ve kahkahayla gülerek:

-“Vay benim sevgili damadım. Sana aldığım davul fırın var ya, imalat hatası yüzünden kısadevre olup yanabilirmiş. Onu geri iade edeceğim. Ama bak sana yenisini aldım bile. Artık Zeynep’le sen bize balık ziyafeti çekersiniz ha?” diyordu.

Cemal hiçbir şey diyemedi.





14 Eylül 2020 2-3 dakika 3 öyküsü var.
Beğenenler (2)
Yorumlar