Fıtratın Bedeli
Fıtratın Bedeli
Yaşlı bir adam parktaki bankta oturmuş, kedilere mama verip kendi kendine kahkahalarla gülüyordu. Yanına gidip oturdum. O sırada kedilerden biri, uçmayı yeni öğrenen küçük bir kuşu yakalayıp kaçırdı.
Az önce gülen yaşlı adam birden öfkeyle donakaldı. "Kalleş kedi!" diye mırıldandı.
Ona yaklaşıp, "Hayat nasıl geçiyor, hayat nedir senin için?" diye sordum. Cevap vermeden önce elindeki mama torbasını yavaşça kapattı, yüzünde buruk bir tebessüm belirdi:
— Hayat dediğin, masalların o ilk cümlesidir evlat; bir varmış, bir yokmuş. Gözünü açarsın varsın, kaparsın yoksun. Gerisi sadece o iki kelimenin arasındaki koskoca bir oyalanmadır.
Kalbimin ritminin hızlandığını hissettim. "Peki ya o var ile yok arası?" diye üsteledim. "O koca boşlukta ne var?"
Derin bir iç çekti, bakışları parkın ötesindeki uzak binalara kaydı:
— O boşluk acıdır, özlemdir, pişmanlıktır. İnsan o aralıkta kaybolur ama yine de yürümeye devam eder. Kimse o boşluğun içini tam dolduramaz; ben de dolduramadım ve kendi ellerimle bir hayat gömdüm o boşluğa...
Şaşkınlıkla yüzüne baktım. Sesi fısıltı gibi çıkarak devam etti:
— Yıllar önce çok büyük bir şirketin sahibiydim. Güç ve para bendeydi. Tıpkı bu kedilere yaptığım gibi, etrafımdaki insanları lükse ve hazıra alıştırdım. Bu kediler eskiden fare peşinde koşardı, doğanın bir dengesi vardı. Ama hazır mamalar onları tembelleştirdi. Emek vermeden doyan canlı, asıl düşmanını unutup en zayıfa saldırır. Ben de ailemi, dostlarımı böyle evcilleştirdim. Onlara iyilik ettiğimi sanıyordum.
Gözünden bir damla yaş süzüldü:
— Sonra bir gün iflas ettim. Hazıra alıştırdığım o insanlar, tıpkı bu kedi gibi fıtratlarını unuttukları için ilk krizde beni sırtımdan bıçakladılar. Beni parçaladılar.
Ayağa kalktı, ceketinin önünü ilikledi ve bana hayat boyu unutamayacağım şu son dersi verdi:
— İşte bu yüzden her gün buraya gelip kendi aptallığıma gülüyorum. Birine emek vermeden sunulan her şey, onu zincire vurmaktır. Doğanın dengesiyle oynarsan, o denge gelir seni vurur.
Yaşlı adam torbayı bankta bırakıp parkın loş patikasında gözden kayboldu. Bense hayatın tam ortasında, öylece donakalmıştım.
