KÂİNAT ŞHİDİM
Bazı sevgiler anlatılmaz, insanın içine işlenir. Bazı vedalar yaşanmaz, ömür boyu taşınır. Bu satırlar, kavuşamasa da sevmekten vazgeçmeyen bir yüreğin kâinata bıraktığı şahididir. Çünkü bazen insanın söyleyemediği her şeyi, kalbi anlatır.
Kâinat şahidim sevgilim, ben seni bir insanı sever gibi değil, ömrümün bütün anlamını tek bir kalbe emanet eder gibi sevdim.
Benim sana olan sevgim, iki dudak arasında söylenmiş bir kelime değil; sustuğum her gecede içimden göğe yükselen, kimsenin duymadığı bir duaydı.
Seni öyle bir yere koydum ki yüreğimde, senden vazgeçmek kendimden vazgeçmekten daha kolay görünse de kendimden geriye kalan her şeyi seninle birlikte kaybettim.
Kâinat şahidim, ben seninle yalnızca bir hayat yaşamak istemedim; seninle yaşlanmak, aynı gökyüzünün altında beyazlayan saçlarımıza bakıp bir zamanlar nasıl da genç olduğumuzu hatırlamak istedim.
Ben seninle bir evin kapısını değil, bütün dünyaya kapanıp birbirimize açılacağımız bir ömrün kapısını aralamak istedim.
Bir gün yorulursan başını omzuma koy diye kendime dağlar kadar sabır biriktirdim; meğer insanın en büyük yorgunluğu, omzunu yaslayacağı kişinin yokluğunu kabullenmekmiş.
Ben seni kaybetmekten korktuğum için değil, seni kaybedersem içimdeki hangi parçanın bir daha asla geri dönmeyeceğini bildiğim için titredim.
Çünkü sen benim için bir ayrılık ihtimali değildin; sen, bütün ihtimallerimi geride bırakıp seçtiğim tek gerçek hayat ihtimaliydin.
Kâinat şahidim, ben seni mutlu olduğun günlerde değil, mutluluğunun bana ihtiyaç duymadığı günlerde bile sevdim.
Senin yüzüne doğan güneşin altında ben karanlıkta kalsam da gölgene sitem etmedim; yeter ki senin gökyüzün kararmasın diye kendi içimdeki bütün yıldızları söndürmeye razı oldum.
Ama insanın da bir kalbi var sevgilim; en çok sevenin bile geceleri başını yastığa koyduğunda kimseye anlatamadığı bir yenilgisi oluyor.
Benim yenilgim sen değildin; benim yenilgim, sana verdiğim bütün sevgiyi bir gün kendime bile veremeyecek kadar tükenmiş olmamdı.
Bir gün dönüp geçmişimize bakarsan, sakın beni seni sevdiği için pişman olmuş biri sanma; ben seni sevmekten hiç pişman olmadım, yalnızca sevgimin içinde kendimi bu kadar kaybedeceğimi bilmiyordum.
Ben sana bir ömürlük yer açarken, kendi ömrümün kapısında bekleyen bir yabancıya dönüşeceğimi nereden bilebilirdim?
Kâinat şahidim, eğer bir gün bu dünyadan sessizce geçip gidersem, ardımdan büyük sözler söylemeni istemem; yalnızca bir akşam gökyüzüne bak ve bir zamanlar o gökyüzünün altında seni herkesten, hatta kendinden bile çok seven bir kalbin yaşadığını hatırla.
Çünkü bazı sevgiler mezara sığmaz, bazı özlemler yıllara yenilmez, bazı isimler insanın dilinden silinse bile kalbinin en derin yerinde ömür boyu yankılanır.
Benim sana söyleyemediğim bütün cümleleri geceye bıraktım; belki bir gün yıldızlar susar da içlerinden biri senin pencerene düşer.
O zaman bil ki o ışık, sana ulaşamayan bir adamın son umudu değil, ulaşamayacağını bile bile seni sevmekten vazgeçmeyen kalbinin hatırasıdır.
Ve olur da bir gün başka birinin elini tutarken aklına ben gelirsem, kendini suçlama sevgilim; insan bazen en mutlu anında bile geçmişte bıraktığı bir acının adını hatırlayabilir.
Ben senden beni beklemeni istemiyorum; yalnızca bir gün beni hatırladığında, sana verilmiş bir sevginin ne kadar büyük olabileceğini inkâr etme.
Çünkü ben seni bir gün unutulmak üzere sevmedim; seninle bir ömür kurmak üzere sevdim, ömür nasip olmadıysa da sevgimi bir ömrün hatırası olacak kadar derin yaşadım.
Kâinat şahidim olsun ki ben bu dünyada senden bir kalp çalmadım; kendi kalbimi bütün kapıları açık bırakarak sana teslim ettim.
Ve şimdi içimde senden kalan ne varsa, ne bir suçlama ne bir beddua ne de bir pişmanlık taşıyorum; yalnızca bir insanın başka bir insanda ne kadar derin bir iz bırakabileceğinin sessiz kanıtını taşıyorum.
Eğer aşkın bir mahkemesi varsa, ben bütün yaşanmışlıklarımla huzuruna çıkarım; ne kendimi aklamaya çalışırım ne de seni suçlarım.
Yalnızca elimi kalbimin üzerine koyar ve derim ki:
“Ben onu sevdim.
Bazen kendimi unutarak, bazen kendime rağmen, bazen bütün dünya susarken içimden adını söyleyerek sevdim.
Bana ait olmayan yarınları onunla hayal ettim; hiç yaşanmamış hatıralarımızın bile özlemini çektim.
Ve eğer bütün bunlara rağmen kavuşamadıysak, bırak bunun hükmünü zaman versin.
Çünkü ben sevgimi anlatmak için kelimeleri değil, ömrümü kullandım.”
Kâinat şahidim sevgilim…
Bir gün herkes beni yanlış anlayabilir, sözlerim unutulabilir, yazdıklarım sararmış sayfaların arasında kaybolabilir.
Ama ben bir kez olsun seni gerçekten sevdiğimi inkâr edersem, işte o gün kendi geçmişime ihanet etmiş olurum.
Benim senden geriye kalan en büyük hatıram, seninle yaşadıklarım değil; seninle yaşayamadığım bütün hayatı hâlâ içimde taşıyor olmamdır.
Ve belki de bu yüzden, bunca zaman sonra bile sana dair bir cümle kurduğumda kalbim hâlâ susmayı beceremiyor.
Çünkü bazı insanlar hayatımıza girip geçmez sevgilim…
Bazıları gider, ama insanın içinde bir ömür boyu kapanmayacak bir yer bırakır.
Kâinat şahidim olsun: Ben seni kaybettiğim gün değil, sensiz de yaşamaya alıştığım gün anlayacağım bu ayrılığın ne kadar gerçek olduğunu.
Ve eğer bir gün gerçekten alışmış olursam, sakın bunu seni az sevdiğime yorma.
Belki de insanın en büyük vedası, gitmek değil; kalbinde hâlâ yaşayan birini, hayatında artık beklememeyi öğrenmesidir.