Onu bende seviyorum(Tiyatro- Başarısız bir erkeğin evliliğe bakışı)

Oyun başarısız ve birbirinden farklı tek yanı fiziksel özelikleri olan iki erkeğin bir kadınla evlenebilmek için verdiği mücadeleyi anlatıyor. Esma aslında eski bir hayat kadınıdır. Henüz 16 yaşında zorla evlendirilir.çok geçmeden sarhoş kocasının dayağından ve sapık isteklerinden dolayı evi terk edip kendi kendine yaşama tutunma ve bir yuva kurmak için hayaller kurar. Uzunca bir süre fahişelik yapmak zorunda kalarak. Derken kadın büyük kentin küçük yalnızıyken bulur kendini. Kendisini hiç tanımayan bu yerde yeni bir hayata başlar.Temizlik şirketinde iş bularak. Şirket mağazaların genel temizlik görevlileri göndermektedir. Mahmut ve Fikri ile de tanışması burada olur.
Olaylarda zaten bundan sonra başlar. Erkeklerden Mahmut un karısı intihar etmiştir berdelle evlendirildiği için, diğeri ise aşık olduğu bütün kadınlar tarafından ret edilmiş 29 yaşında yalnız bir adamdır. Karısı intihar etmiş olan Mahmut ölümünden sonra hiç kimseyle konuşmayan melankoli hastası birine dönmüştür. Övündüğü şeyler argo sayabileceğimiz şeylerden öteye geçmese de ölen karısına dahi kendini sevdirmeye çalışmıştır hep. Mahmut' un ölen karısından çocuğu olmamıştır. Daha doğrusu karısı hamileyken kendini asmıştır. Mahmut iki yıllık üniversite bitirmiştir.Fakat mantarcılık bölümünü bitirmesine rağmen iş bulamamıştır. Fikri ile tek ortak yanı özel güvenlik görevlisi olmalarıdır.Mahmut sıkı bir boks meraklısıdır. Hayatı boyunca yalnız milli takımı tutan ender tiplerden biridir. Tiryaki olmasa da ara sıra sigara içer. Birazcık şişman olmasını aynaya bakarken bile madalya niyetine görür göbeğini.Kimseyi çekemeyen ve her yerde bulunan kıskanç tiplerdendir
Fikri de yetim hanede büyütülmüş sonra da 18 yaşına geldiği için hayatla tanışmıştır. Soranlara da ana adı Havva, baba adı adem der. Hoş hepimizin öyle değil midir aslında?. Önceleri apartman temizliği yapan şirketlerde çalışmıştır. Fakat daha sonra yakınlarda açılan güvenlik kursuna katılarak kendisine yeni bir sayfa açmıştır. Ehliyetini alması ancak yirmili yaşların sonunda gerçekleşmiştir. Adını kimin koyduğunu ise bilmek istememektedir. Genel fikri de adını yansıtmaktadır. Otomobillere olan merakı yüzünden hayalinde hep bir Ford Mustang yatar ama hiç uyanmaz. Kazandığı parayla para biriktirmekte epeyce zorlanır. Fakat sevdasından da hiç vazgeçmez. Mahmut'a nazaran milli takımdan başka bir takım daha tutar. O da ülkenin ilk kurulan takımı Beşiktaş' tır. Herkes kadar anlatır ofsaytı. Fikri zayıf uzun sayılabilecek boyda sarışın ve berbat giyinen bir adamdır. Ancak çok yardım sever ve güleçtir.
Mahmut la Fikri uzun süredir aynı yerde çalışmaktadır. Aynı meyhaneye giderler, sohbetlerinde hakim olan konu askerlik anıları ve ülkenin güncel olaylarıdır. Bu bazen deprem, bazen milli bayramlar bazen de gerçekleştiremedikleri hayallerden ibarettir. İkisi de evlenmek istiyor. Fakat bunu hep kısık sesle söylüyorlar.
Esma ile karşılaştıklarında ikisi de aynı şeyi düşünmektedir onunla yakınlaşmak. Ancak bu pek o kadar kolay olmayacaktır. Yemek aralarında görebilmektedirler birbirlerini ve bir de iş çıkışı servis aracında.Hatta yakınına oturabilmek için soğuk savaş vardır aralarında. Esma ikisine de uzak durur. Çünkü eski bir hayat kadını da olsa kendini kolay teslim etme niyetinde değildir kimseye.

Olaylarda bu şekilde başlar. İkisi de ne kadar saklamaya çalış salarda kendilerini ele verirler yine bir meyhane sohbeti sırasında. Ve o iki arkadaş artık birer kan davalısı gibi birbirlerine diş bilerler. Hangisi Esmayla baş başa bir iki laf etmeye kalksa öteki araya girmekten çekinmez. Aralarında geçen bu trajik komik hikayede böyle başlar. Benim olamıyorsan onunda olma.
1. PERDE
Hikaye bir meyhane masasında başlar. Mahmut ile fikri dertlenerek ah çekerler. Bir yandan da uzaklara bakıp düşünürler. Ve oyun başlar.
Mahmut- Fikri hiç sorma halimi der.
Fikri- olur abi sormam der. Madem istemiyorsun.
Mahmut ? Nedendir bilmem şu iki üç gündür hayallerim dolar gibi yükselişe geçti. Bulutların üstünde geziyorum. Ulan anamdan doğduğumda bile böyle sevinç duymamıştım.
Fikri- Abi anandan doğduğuna niye sevineceksin babandan doğmuyorsun ki?.
Mahmut- yok ya.Terbiyesize bak nerden buluyorsun böyle bozuk esprileri, babandan mı doğmuşmuş zevzek.
Aralarında bir süre sessizlik olur, ikisi de yan gözle birbirlerine bakmaktadırlar. Biraları üst üste içerler .
Mahmut-. (Fikriye döner), sendeki bu haller ne peki, pek sık gezer oldun mağazada. Hı birden komiser kolombo oluverdin. Yoksa birilerine mi yazılıyorsun lan gizliden gizliye. ŞŞŞ. Bak biz yabancı değiliz oğlum çekinme anlat bana.
Fikri- Ne yazılacağım abi arada dolaşıyorum, bakarsın bir şey olur azar işitiriz. Tedbir amaçlı.
Mamut- Tedbir amaçlı ha. Neden şu bir kaç haftadır bunu yapar oldun. Bunu ben yutmam var senin bir derdin.
Fikri- peki abi sen neden bu kadar sık kendine bakar oldun yeni parfümler falan, ondan sonracıma spora başlamak hem de şu bir kaç haftadır. Başını göbeğine mi çarptın ?..
İkisi yine bir sessizliğe gömülür, mamut fikriden şüphelenir. Durumu çaktı mı diye. Eline kalem alır ve şiir yazmaya niyetlenir.Sonra fikriyle göz göze gelir.
Mahmut- fikri sen hiç şiir yazdın mı der. Hani bir kız arkadaşına falan okuldayken.
Fikri ? yazdım abi der.
Mahmut- peki sonra.
Fikri ? kız şiiri yırtıp attı.
Mahmut- ne yazdın ki? der.
Fikri- Orhan velinin dostum şiiriydi abi. Ne oldu anlamdım birden koşarak gitti yanımdan.
Mahmut- hani ulan sen yazmıştın şiiri der.
Fikri- ben yazdım abi.
Mamut- bok sen yazdın.
Fikri- abi ne kızıyorsun. Kitaptan aynısını yazdım.
Mahmut- şairin adını da yazdın mı der.
Fikri- biraz düşünür. Abi ne fark eder ki sonuçta aynı amaca hizmet ediyor.
Sonra ortam yine sessizleşir. Mahmut bir yandan da kendini paralar şiir yazmaya. Fakat ne yıldızlar, ne dağlar, ne ağaçlar kuşlar fayda etmez.Tekrar fikriye döner,
Mahmut- şu yazdığın şiir neydi var mı aklında kalan birkaç mısrası der.
Fikri- (hınzırca güler.) olmaz mı abi hepsi aklımda. Söyleyeyim istersen ilham verir sana da.(yine gülmeye devam etmektedir.)
Mahmut- ihtiyacım yok aslında ama gene de mırıldan bakalım der. Yüzü meraklı bir ifadeyle.
Fikri- Aynada başka güzelsin, yatakta başka.Aldırma söz olur diye, tak takıştır, sür sürüştür, inadına gel piyasa vakti muhallebiciye. Söz olurmuş olsun, dostum değil misin?. Der bitirir.
Mahmut şaşkın şaşkın fikriye bakar ağzı açık. Küfür edecek oluyor elini kaldırıp hay ben senin yazdığın şiirin diyecek vazgeçiyor.Fikriye dönerek.
Mahmut- bu kız seni terk etmekle az bile yapmış. Abisi olsaydım seni bir temiz döverdim der. Tüh yazıklar olsun senin götürdüğün gövdeye der.
Fikri- abisi geçenlerde tecavüzden 3 yıl yedi hala hapiste der.
Mahmut-( Mahmut büsbütün bozulur.Ancak bir türlü lafı tutturamaz fikriyi bozacak.)
İkisi de saate bakıp ayağa kalkarlar. Eve giderler.Sabah olmuş ve işte tekrar birbirlerini süzmeye devam etmektedirler. Mahmut un sıktığı parfüm her yerden fark edilir. Fikriyse aralarda dolaşmaya devam eder. Ancak ikisi de birbirlerinden şüphelenmektedirler. Bir ara fikri ortadan kaybolur ve aralarda dolanmaya başlar.
Mahmut- fikri seni bir bayan soruyor der cep telefonunu arayıp.
Fikri koşa koşa gelir soluk soluğa.
Fikri ? hayırdır abi kimmiş. Benle ne alakası varmış anlayamadım der.
Mahmut- ne o lan Usain Bolt musun?. Yüz metre dünya rekoru kırar gibi hemen damladın. (Bir yandan da güler.
Fikri- (durumu kurtarmaya çalışır). Yok ya abi olur mu öyle şey belki önemli bişey vardır emanet felan karışmıştır. Ondan geldiydim böyle.
Mahmut ? sen onu külahıma anlat. Ha ha ha. (kulağına eğilir) Hangisi söyle bakalım.
Fikri- valla billahi abi kimse yok ne diyorsun sen. (Gergin olduğunu saklayamaz). Hem burada çalışan bütün bayanlar benim bacım, kardeşim ben hayatta öyle bir şey yapmam der.
Mahmut- hayatta değil oğlum bur da şaşkınlar alışveriş mağazasında. Hem eskilerin bir ata sözü var ki ? önce bacım sonra ihtiyacım'. Bırak gazel okumayı bana. Sen giderken ben geliyordum aslanım der.
Fikri gıkını çıkartmaz ve hava almak için dışarı çıkar. Canı çok sıkılmıştır. Zaten Mahmut u bildi bileli sevmez ama bellide etmemeye çalışır büyüğü diye. O sıra da Mahmut ta onu izler çaktırmadan. Esma da elinde paspasla anons edilen yere gitmektedir. Fikri gelir gelmez onun ardından gider iç geçire geçire. Fakat konuşma cesaretini gösteremez kendinde. Öğlen yemeğinde hemen yanındaki masaya oturur. Tabi karşısında fikri. Sürekli göz göze geliyorlar. Mahmut dayanamaz.
Mahmut- şu kuru fasulyeyi de haftada 3 gün yemekten bıktım artık der (esmanın gözlerine bakıp). Ulan sanki memlekette kıtlık var anasını satayım be der.
Fikri- hani abi sen çok severdin kuru pilavı ne oldu. Üç günde midenin ayarı mı değişti.
Esma da bakıp bakıp güler ikisinin atışmasına.
Mahmut- Allahın nimeti tabi sevecem lakin iyi pişirmemişler bu gün. Belki fasulye eskidir. Yoksa hiç böyle tadı değişmezdi der.
Esma- sanki kuru fasulye profesörü gibi konuşuyorsunuz. Beş yıldızlı otel mi burası ister ye ister bak.
Mahmut- siz iyi yapar mısınız kuru fasulyeyi der. (Ancak esmadan umduğu ilgiyi bulamaz).
Fikri- abi farkında mısın küresel ısınmadan dolayı bitkilerin tadı bozuluyormuş. Belki ondandır der.
Mahmut- yoğurt mu lan bu tadı bozulacak ya çürür ya çürümez. Aptal aptal konuşup benim canımı sıkma der. Senin akıl sağlığın bozulmuştur her gün şarap içmekten.(esmayı süzmeye devam eder).
Sizce de öyle değil mi hanım efendi, bundan elli yıl sonra belki resimde göreceğiz bazı şeyleri.
Esma- güler. Elli yıl sonra diyorsunuz önünüzdeki kuru fasulyeyi sevmiyorsunuz, isterseniz birlikte bir hatıra fotoğrafı çektirin der.
Fikriyle esma gülüşürler. Fakat zamansız laflar etmekte üstüne olmayan Mahmut ağzını tutamaz.
Mahmut- neydi geçen gün şu kız arkadaşına yazdığın şiir senin der. (gözlerini kısıp). Ne biçim bişeydi kız neredeyse polis çağıracakmış der. Gülmeye başlar.
Fikrinin gıkı çıkmaz. Duymazlıktan gelir. Yemek biter, ve işe geri dönerler. Akşam iş çıkışı serviste yan yana otururlar. Mahmut un aklından geçenle fikrinin ki aynıdır ancak farkında değillerdir. Kız otobüsten iner ve yürümeye başlar evine. Biraz ilerde Mahmut , biraz daha önce fikri iner.
Yolda karşılaşırlar. Ve suç işlemiş çocuklar gibi birbirlerine bakarlar. Fikri bişeyler söylemek ister ancak vazgeçer. Ertesi gün Mahmut gene ağzından laf almaya çalışır.
Mahmut- hayırdır evi taşıdında bizim haberimiz mi olmadı. Gittin iki cadde geride indin. Bilseydik yardım ederdik yoksa yemek ısmarlarım diye mi korktun der.
Fikri- hayır abi canım yürümek istedi biraz der. Üstümde ölü toprağı vardı galiba.
Mahmut- biraz mı senin biraz dediğin bir buçuk kilometre yol. Birini felan takip ediyor olmayasın. Hı.
Fikri- yok abi kimi takip edeceğim Allah aşkına canım istedi yürüdüm. Sen kendine bak bu günlerde çok merak eder oldun her yaptığımı. Eskidense yanından geçerken bile selam vermezdin şimdi peşimden ayrılmıyorsun. Başıma dedektif kesildin bakıyorum da.
Mahmut- (susar önce, diyecek bişey bulamaz. Sonra kıvırmaya çalışır, duymadan gelip.)Hayır sen beni yanlış anladın fikrimin ince gülü niye böyle diyorsun bak kaç saat beraberiz burada. Sen benim hem iş hem meyhane arkadaşımsın tabi merak edicem. Ne derler elmanın sapı armudun çöpü.
Fikri- abi esma geldi geleli dedikodumu yapar oldun bu mu senin meyhane arkadaşlığın yazıklar olsun sana. Armudun sapını da incirin çöpünü de ( cümlenin gerisini getirmez) üzerine yürür.
Mahmut- yalan mı aşık değil misin esmaya. Niye saklıyorsun ki, hem ne var bunda tabii ki hakkın elinden alan yok ki mutluluğu. Varsa var de. (bunu derken içinde fırtınalar kopar, inşallah öyle bişey hissetmiyordur diye ki kıza yazılabilsin.
Fikri- (dayanamaz). Ya sana geçen gün meyhanede içerken okuduğum şiiri beni rezil etmek için kullandın. Aklınca şimdi beylik taslıyorsun. El alemin derdi seni mi gerdi. İşine bak sen.
İkisinin arası iyiden iyiye açılır ve birinci perde o esnada biter.

2. PERDE

Artık rekabet açıkça başlar. Kim esmayı yalnız görürse o başında bitiyordu. Ancak esma bu tür tartışmalara pek alışık olmadığı için şaşkınlıkla izlemektedir olanları. İlk kez(belki de son kez) iki erkek kendisi için mücadele ediyordu. Meğer ne kadar güzelmiş paylaşılamamak. İki arada bir derede kalmaktansa ikisine de yakınlık kurmaz. Bir tercih yapacağı da gün gelip kapısını çalacaktır. Hem bu saatten ve yaşanılan onca acıdan sonra kendi de evinin kadını olabilecekti. Bir gün yine yemek hane de Mahmut la baş başa kalır esma. Sohbet ilerledikçe ve Mahmut un fikriye olan suçlamaları ve aşağılamaları arttıkça kendine daha yakın hisseder fikriyi.ve diyalog başlar.
Mahmut- esma hanım afiyet olsun.
Esma- teşekkür ederim size de.
Mahmut- çok özel olmazsa size bir sual sormak istiyorum.
Esma- tabi buyurun
Mahmut-yaklaşık altı aydır burada çalışıyorsunuz. Az çok kimin ne olduğunu öğrendiniz.
Esma- hı öğrendim hem de a dan z ye. Kinayeli bir ifadeyle.
Mahmut- efendim gördüğüm kadarıyla yüzük takmıyorsunuz. Evli misiniz?.
Esma- niye sordunuz?. Nerden çıktı bu gün anaya kavuşmadan.
Mahmut- hayır sizin gibi güzel, temizliğe düşkün, namuslu bir hanım diyorum nasıl olurda tek başına gelir gider işe.
Esma-(kahkaha atar tutamaz kendini. Ve içinden tekrar eder güzel, temizliğe düşkün, namuslu diyerek)
Mahmut- neden güldünüz, yanlış bir deyim mi zikrettim.
Esma- yok yok olur mu bilakis güzel şeyler tasvir ettiniz. Hiç duymadım bu güne kadar bu iltifatları.şaşırdım biraz.
Mahmut- onlar cahillikten anlamamışlar sizin zarafetinizi.efendim soruma cevap vermediniz ama.
Esma- hayır bekarım mutlu oldunuz mu?.. iyi çalışmalar der ve kalkar.
Mahmut- sevinçten ayakları yerden kesilir. Ulan hayat yaşamayı seviyorum seni der.ve kalkar.
Onlar giderken fikri de yemeğini alır oturur. Yan yana geçerken birbirlerini kesmeyi ihmal etmezler. Ve savaş başlamıştır artık resmen. Fakat oyunu kuralına göre oynamayacaktır. Çünkü karşısındaki adam sırtından vurmak isteyecektir onu. Bir yandan yemek yerken diğer yandan konuşmaya başlar kendi kendine.
Fikri- hayatımda belki de gerçekten birine bağlanıyorum. Hem benden üstün bir tarafı da yok. Üstelik kendini beğenmiş değil. Belki o da kendine hayat arkadaşı arıyordur. Belki oda çok acı çekmiştir en az benim kadar. Ya da daha fazla. Su nereye akarsa aksın geçtiği yere hayat verir. En azından bir denemiş olurum kaybedecek neyim var ki zaten elimde kaybolan ömründen başka. Baba olmak, koca olmak, bir baltaya sap olmaktan daha önemli. Karşımdaki kabzımal bakalım ne haltlar karıştıracak dur hele bekleyip görelim.sonra yemeğini bitirip çıkar yemekhaneden.
Akşam meyhane de yine karşılaşırlar bu defa aynı masayı paylaşmazlar. Gözleriyle devamlı birbirlerini süzerler. Lakin ikisi de sessizce içkilerini içerler. Mahmut onu nasıl alt edeceğini biliyordur. Bir kere piçtir fikri. Anası babası yoktur. Yetimhane çocuğudur. Kimi kimsesi akrabası kısacası hayatında bir gölgesi vardır kendini tanıyan. Ve karanlık dünyalarda yaşar. Ne kimseyle konuşur ne de yolluğu vardır cebinde. Oysa kendisini herkes tanır ve beyefendi bilir. Karısının ölümünden sonra da ağzına kadın ismi almamıştır. Babası eski muhtarıdır mahallenin ve evin tek erkek çocuğu. Hoş zaten kızı beğendi diye ablasının biri berdel zoruyla evlenmişti.ki o da karısı gibi intihar etmişti damdan aşağı atarak kendini. Sicili parlak değildir kalbinin. İçindeki bitmiş olan insanlığını aynaya baktığında göremez. Hayvanlar bile daha gururludur ondan. İzinli olduğu bir gün esmaya çiçek ve mektup yollar. Esma kuytu bir köşede mektubu okumaya başlar.
Esma- merhaba esma hanım. Biliyorsunuz uzun süredir birlikte çalışmaktayız. Bende sizin kadar bekar olduğum için, yalnızlıktan şikayetçiyim. O kadar güzelsiniz ki size teslim olmamak imkansız. Yanaklarınız elma, dudaklarınız hurma, gözleriniz inci tanesi. Sizi ilk gördüğüm andan itibaren içime bir şimşek düştü. Yani kısacası size abayı yaktım ben. Kendime ait bir evim var, söylemesi ayıp babam buranın sayılan ve bir zamanlar sevilmiş insanlarındandır.niye bir zamanlar çünkü 10 yıl önce eşekler cennetine gitti. Beni bu çevrede kime sorsanız bilir. (kendi kendine aaa niye sorayım canım banane, nüfus memuru muyum ben der.) eğer ki siz de bir yuva kurmak ve anne olmak isterseniz (kendini tutamaz anne lafını duyunca ve gözünden yaşlar akar zoraki tutmaya çalışır dudaklarını hıçkırıp ağlamamak için.) ben sizinle evlenmeye kendimi layık görüyorum. Hayırlı bir cevap almak ümidiyle. Hoşça kal esma. Seni seven Mahmut. Gülü koklar çünkü ilk kez biri ona gül göndermektedir. Yollayan Mahmut bile olsa. Mektubu hemen yırtıp atar kimseye göstermeden. Güllerse hafta da bir gelmeye başlar.
Fakat uzunca bir müddet ne Mahmut la ne de fikriyle konuşmaz. Üç maymunu oynar esma. Sessizliliği Mahmut bozar. Esma servise bindiğinde iş çıkışı yanına bitiverir. Ve konuşmaya başlar.
Mahmut-(önce bir öksürür) esma hanım nasılsınız görmeyeli der.
Esma ? valla ne olsun mektupları çiçekleri alıp duruyoruz ha bire. Fabrika gibi yazıyorsunuz maazallah. Çiçekleri de koyacak yer kalmadı evde.
Mahmut- aman efendim size dünyanın bütün çiçekleri feda olsun. Güzelliğinizin yanında hepsi soluyor. Rica ederim ben siz o çiçekleri alınca güller açıyorum. Her gece uykularımdan uyanıyorum. Size bir şey oldu diye.siz ki cennetlerden hurilerden daha güzelsiniz.
Esma- iye ne zaman gördün ki onları. Banane uykularınızdan uyanıyorum ben mi dürtüyorum sizi kalk bana bişey olacak diye. Rica ederim size herhangi bir cevap verdiğimi hatırlamıyorum ki.
Mahmut bir şeyler söylemeye çalışsa da esma oralı olmaz. Fikri de ne olup bittiğini anlamaya çalışmaktadır. Ancak Mahmut un esmaya artık alenen yazıldığı aşikardır. Fakat ne yapacağından emin değildir. Bir süre sonra yüz yüze konuşmaya karar verir. İkisi de aynı gün izinlidir. Öğle yemeğinde karşılaşırlar.
Fikri- afiyet olsun der. Söze başlamak için. Hayırdır bugünlerde epeyce keyifsizsiniz. Kötü bişey mi oldu canınızı geren.
Esma- (tereddüt eder. ) hayır neden öyle bir şey olsun ki gayet iyiyim. Mevsimdendir der geçiştirmek için.(aslında farkına varmadan fikriye fırsat vermiştir kendisine konuşmak için.
Fikri- bakın ben yarın izinliyim sizin gibi eğer ki bir yere davetli değil veya işiniz yoksa sizinle bir çay içmek isterim. Tabi sizce de bir sakıncası yok ise der.
Esma- (bir an düşünür olumsuz bir cevap vermek isterken onu da tanımak ister ve) tamam öğleden sonra buluşuruz bir çay içmek için. Öyle olsun peki der. Mahmut a cevabı da o görüşmeden sonra vermeyi düşünür. Zaten artık 30 un ortasına geliyordu yaşı, pek genç de sayılmazdı. Yorgundu bedeni.
Bir mart ayının cumartesi günü öğleden sonra buluşurlar. Fikri ucuz yollu siyah takım elbise giyerek gider buluşmaya, esmada uzun bir kot etek ve kırmızı buluz kullanır. Bir elinde çiçek diğer elinde ise küçük bir kutu vardır. Fikri üçüncü çayını içerken kapıda görünür yanakları kızararak. Kısa bir hoş beşten sonra. Fikri mevzu ya girer.
Fikri- esma hanım aslında sizinle neden konuşmak istediğimi az çok anlamışsınızdır. Fakat ben yine de söylemek istiyorum. (kelimeler boğazında düğümlenir konuşurken ve terlemeye başlar heyecandan.)
Fikri- ben yetimhanelerde büyüdüm. Kimim kimsem yok. Bazılarına göre de piçim. Ama bu benim tercihim değildi. Hayatımı seçme hakkım yoktu ben ve benim gibi olanlar içinde aynı bu kanun. Kadere karşı gelemez insan parası ve umudu yoksa. Fakat boğazımdan haram lokma geçmedi. Çok ezildim. Aile nedir bilmem. Ana kucağım olmadı. Alıştım tek başına hayata yenilmemeyi. Bunları niye söylüyorum. Gün gelir de başkasından duymanızı istemem. Bende vatan severim, ancak onun beni ne kadar sevdiğini bilemem. Belki de sizi karşıma çıkartarak gösteriyordur sevgisini. Evet. Niyetim sizinle arkadaşlık kurmak değil. Evlenmek. Benim olmadı bari anam babam çocuklarımın olsun. Benimle ömrünüzün geri kalanını paylaşmak ister misiniz?.der.
Esma-(susar, gözlerini aşağı çevirir. Beş dakika kadar ağzını bıçak açmaz. Ne demeliydi şimdi ona. Oda eski kocası tarafından satıldığını mı demeliydi, babasının töre gereği öldürülmesine hükmettiği için doğup büyüdüğü topraktan kaçtığını, evlenmek istemediği için günlerce dayak yediğini, sevdiğinin vurulduğunu mu anlatmalıydı kaçarken. Hayır bunları söyleyemezdi. İçindeki mezar da kalmalıydı hepsi. Hem ya bu haliyle onu istemez ve iş yerinden de kovulup yine kör talih kuduz bir köpek gibi peşine düşebilirdi. Zaten canı yeterince yanmıştı. İzi duruyordu ruhunda geçmişin.) Birer çay daha söylerler vakit kazanmak için. Teklifinizi düşüneceğim size en kısa zamanda haber veririm der.
Fikri- (Fikrinin istediği bu değildir. Ve gözlerinin içine bakarak zorla uydurduğu birkaç cümleyi bir araya getirir elindeki kutuyu açıp yüzüğü gösterir.) benim o kadar zamanım yok esma. Şimdi bana net bir cevap ver. Alınmak yada öfke duymak yok. Hayatı bıraktığınız yerden devam ederiz der.
Esma- (Esmanın gözü yüzüktedir. Ona samimi olması da daha da yakın hissettirir kendine onu. Sıcaktır kalbi yıllar sonra.) Evet seninle olmayı evlenmeyi yaşamayı paylaşmayı kabul ediyorum der.
Fikri tepkisini içine saklar. Ve yüzüğü parmağına geçirir. Sonra sohbet uzun uzadıya devam eder. Ve el ele kalkarlar masadan.
3. Ve son perde.


İş yerinde fikrinin kapının önünden bir yere gitmediğini gören Mahmut çok şaşırır. Yanına yanaşır, yüzüne bakar tepkisizdir. Ve her zaman ki yalnızlığına geri dönmüştür. Ağzını kerpeten açmaz. Nicedir bu kadar suskun olduğu görülmemiştir. Aylar sonra onu bu halde görmek tesadüf olamazdı. Arası bozuk olduğu olduğu için bişey de soramaz. Kılı kırk yarar konuşmak için, en sonunda dayanamaz.ve laf atar.
Mahmut- arkadaşın biri uzun zamandır bu kadar sessiz değildi. Karadeniz de gemi mi kalmadı der.halbuki bir zamanlar yerinde durmazdı. Demek ki insan boyundan büyük işlere kalkışmamalı. Eeee ne de olsa davul bile dengi dengine aslanım der. Bükemeyeceğin bileği öpeceksin.(bunu derken elini karşıdan alnına koyması için kaldırır.sağır gibi davranmaktadır. Normalde bu lafların altında hayatta kalmaz.)
Fikri- haklısın bükmeyeceğin bileğe elini uzatmayacaksın. Anlamışsın nihayet, hayret demek o kadar kafan çalışıyor. Bravo sana.
Mahmut-(ne olduğunu anlayamaz şaşırır, birkaç şey söylemek ister beceremez) ne dedin anlayamadım, bunları bana mı dedin der kekeleyerek.
Fikri- yoo öylesine konuşuyorum, haddime mi sana bunları söylemek, maazallah çarpılırım.(elini kulağına götürür, nazar anlamında öpücük atar boşluğa).ulan tabi sana diyorum eşoğlu eşek . yok anam yok senden ne toprak olur ne insan. Sen anca busun işte.
Mahmut- ney der. Sen ne biçim konuşuyorsun benimle. Almayım ayağımın altına yüz verdik diye astarını isteme.ukala. buymuş sen kendine bak ne idüğü belirsiz piç.
Fikri- kendini tutamaz çıksana beş Dakka dışarı benimle der. Akşam iş çıkışı seni bekliyor olacağım, kart zampara. Utanmıyor musun karıma çiçek göndermeye ha. Bittin ulan sen dünyayı dar edeceğim o koca göbeğine. Ulan maymun evrim geçirse senden daha akıllı olur be.
Mahmut- kim evli kime diyorsun anlamadım der. Sen kafayı mı yedin ne diyorsun oğlum sen der. Allah a şükür kimsenin kümesinde gözümüz yok, olmadı da. Bu lafları kümestekiler gibi yumurtlayacağına sen aynaya bak ne kadar zavallısın der.
O arada esma yanlarına gelir. Ve fikrinin kulağına bişeyler söyler. Sonra alelacele gider. Fakat giderken esmanın parmağındaki yüzük Mahmut un dikkatini çeker.ve artık fikrinin neden öyle dediğini anlamaya başlar. İçinde büyük bir hayal kırıklığı ve kin oluşur. Geri dönüş yoktur artık bütün bildiğini kusacaktır esmaya. Ki ne mal olduğunu bilsin ki caysın bu sevdadan. Hem inanamıyordu o salağa nasıl kandığına. Yapacağı şey açıktı. Akşam onunla bütün kozlarını paylaşacaktı ki esma da büyük ihtimalle yanlarında olacak. Ve onu terk edecekti. Kendinden çok emindi. Çanta da zürafaydı bu iş. Hem kim bir piçle evlenmek ister ki.bu gurur meselesiydi. Onun olmalıydı. Onun hakkıydı esma. Gerek aile şöhreti, gerek ise çevresinde bıraktığı intiba buna yeterdi. Unuttuğu bir şey hariç. İnsan severken yalnız gözlere bakar kimliğe değil. Bunu anlayabilecek kadar zekası olabilseydi şayet lise de mantık dersinden şube öğretmenler kurulu kararıyla geçmezdi. Bir adam hani derler ya bu kadar da andaval olmaz. Buyurun oluyor işte.made in Mahmut.
Akşam olmuştur. Mahmut dışarıda beklemeye başlar ikisini de. Kendinden emin. Biraz sonra fikri ile esma yan yana görünürler kapıdan. İkisine de söyleyecek lafı vardır. Hali hazırda rezil edecektir onları. Fikri esmaya servise binip evine gitmesini söyleyen işaretler yapar ancak esma pek oralı değildir. Onun da içinde kalan birkaç sözü vardır söyleyecek. Ona doğru yanaşırlar.
Mahmut- ooooo çifte kumrular da geldi der. Bu ne kadar güzel bir uyum, tazmanya canavarıyla heydi.
(güler biraz abartarak). Hayatta her şeyin olacağına inanırdım ama buna asla. Kesin kıyamet alameti bu başka bir şekilde açıklaması olamaz der.
Fikri- sen kim oluyorsun da hakaret ediyorsun sirk maymunu. Bedenin gelişmiş ama beynin yumurta kadar. Delikanlı ol biraz, susuyorsam korktuğumdan değil. Ve o an Mevlana hazretlerinin ibretlik şiirini söyler.
Cehalet insanı çirkinleştirir

Suskunluğum asaletimdendir

Her lafa verilecek cevabım vardır

Lakin lafa bakarım laf mı diye

Adama bakarım adam mı diye...
Mahmut-( Mahmut fena bozulur. İş çığırından çıktından çıkmıştır. Ağzına ne gelirse saymaya başlar. Gözü hiçbir şeyi görmüyordur.) kimsin lan sen piç der. (üzerine yürüyerek). Sayemde hem çevren oldu hem (sözünü keser Fikret)
Fikret- hem karım değil mi bunu demek istiyorsun. Ve onu ilk andan beri istiyordun. Doğru ben piçim ya anlamam. Sen nesin peki ulan ölünü yıkayacak adam bulunmaz senin. Hani ağaçlar boyuna uzar, mandalar enine , sen yamuk olduğun için yeryüzünde kapladığın yere yazık. Hani bişeye benzemişsin ama neye benzediğin belli değil.
Mahmut-(esmaya döner) sen değil miydin çiçeklerimi alan mektuplarımı okuyan, yemekte bana işve yapan,
Esma- (lafını keser). Evet mektuplarını aldım gidip millete dedikodunu mu yapsaydım. Herkes okuyup gül semiydi. Seninle alay etmem mi lazımdı. Çiçeklerini aldım çöpe mi atsaydım, geri göndersem ne yapacaktın yada müdüre çıkıp beni rahatsız ediyor ahlaksız şeyler teklif ediyor mektuplar yolluyor desem daha mı iyi olacaktı der. Doğru konuş cart diye yırtarım ağzını. Ben sana cevap bile vermedim ki anlayışın kıtmış ki şapşal şapşal her gün soruyordun bana der.
Mahmut- o bir piç onu nasıl seversin kafayı mı yedin büyümü yaptılar sana. Ne idüğü belirsiz birine beni tercih ediyorsun. Seni bende seviyorum, benim olmalıydın der.
Esma- piç evet ama insan ana baba sevgisi görmemiş benim gibi. Ama dağ gibi yüreği var. Ne olmuş yani sahipsizse kimsesi yoksa, senin olmuşta ne faydası var.
Mahmut- onun olamazsın seni hak etmiyor, ben sana daha iyi bakarım der.
Esma- öyle mi ondan mı karın intiharı seçti. Ondan mı bacını değişmeye razı geldin. Kendi zevkin için. Bana gazel okuma senin gibisini çok gördüm ben. Ulan ablanı hiç tanımadığı birine verdin. O sevmiyor muydu sanki. Bir kalbi yok muydu. Ne midesiz bir şeysin sen. Bir de karşıma çıkmış seni çok mutlu ederim diyorsun. Senin neyi mutlu edeceğin belli der(apış arasını göstererek.) Memlekette sizin gibi töreciler olduğu müddetçe kadınlar sevme ve eş seçme kullanamazlar. Uçkur sevdanız ne din tanıyor ne aşk. Kendinizi bizim yerimize koysanız bir kere, bakalım acılarımız sizin çaresizliğimi anlamanıza yeter de artar bile. Biz pazarda sebze kasapta et, yada ceket değiliz. Zaten bunu anlasanız..... neyse ne anlatıyorum ki ben .Eşeğe altın semer taksan yine aynı eşek boşa konuşuyoruz bunca yıldır.
Mahmut-(hiç beklemediği bu sözler karşısında şok geçirir. Ancak ağzını bıçak açmaz. ) sadece inan bana bende çok üzüldüm der. Az mı acı çektim sanıyorsun bundan her gece saadeti kadehte aradım der.
Esma- gün doğarken batacağı bellidir. O kız domuz mu ki seninle mutlu olsun. Değil ki ablan. Yeter artık zaten bu saatten sonra burada kalmayız.hala biraz gururun varsa pişmanlıktan dolayı başkalarının hayatına laf etmezsin. Sen sevilecek biri idinde ben mi sezemedim.
Fikri ile esma el ele tutuşurlar ve gecenin karanlığında kaybolur. Mahmut sa belindeki silahı kafasına doğrultur. Onu yapmak için bile yüreği yoktur. Sonra silahı yere atar, ağlamaya başlar elleriyle yüzünü kapatarak. perde şu türküyle kapanır. kubatın türküsü gene ben yandım

24 Ocak 2009 27-28 dakika 3 öyküsü var.
Yorumlar