Suskun ve Siyah 11
Geceden kalma halde gözlerimi günün ilk ışıklarına çevirdim. Kuşların cıvıltısıyla, ağaçların rüzgarla sağa yahut sola savruluşuyla gökyüzünde yerini almak için gayretle tırmanan güneşin neredeyse yarısı görünüyordu. İki kuşun gökyüzünde birbiriyle oynayarak salınışına şait olmuştum. Onlara katılmak istercesine birden ayağa fırladım. Kendimi doğaya fazlasıyla kaptırmış olmalıydım. Sigaramı yakıp tekrar yerime oturdum. İç çektikten sonra çimlerin toprağa tutunuşuna göz gezdirdim. Aklımda yine karışıklık kol geziyordu. Düşünceden düşünceye atlıyor, uzaklara dalıp gidiyordum. İçimdeki tuhaf neşeyi çözmüş değildim. Kahvaltımı hazırlamak için ayaklandım. Mutfağa yöneldim. Bilgisayarı da alıp mutfağa geçtim. Bilgisayarın sesini biraz kısıp müzik açtım. Küçük bir çocuk gibi neşeli şekilde kahvaltımı hazırlamaya başladım. Telefonum çalıyordu. Sabahın erken saatlerinde iş arkadaşım arıyordu. "Alo" dedim. Ağlıyordu, ne olduğunu anlamamıştım. "Hastaneye gelebilir misin?" dedi." Hemen geliyorum" diyip hastanenin ismini öğrendim ve acele ile yola koyuldum. Endişeliydim. Hastaneye ulaşmıştım. Hemen yanına gittim. Sarıldı. Ne olduğunu çözmeye çalışıyordum. "Noldu?" Dedim. Annesinin kahvaltı hazırlarken birden bayıldığını ve hastaneye getirdiğini söyledi. Hala yoğun bakımda olduğunu kimi arayacağını bilemeyip aklına benim geldiğini söyledi. Arkadaşımı sandalyeye oturtup " Hemen geliyorum." dedim. Gidip su aldım. Yanına geldim. Uzattım istemedi, zorla biraz su içirdim. "Beklemeliyiz, insAllah bir sey olmayacak." Dedim. Sabredip dua etmemiz gerektiğini hatırlattım. Göz yaşlarını sildim. Başını kaldırdım ve gözlerine baktım. Güçlü olmalıyız. "Ben durumunu öğrenmeye çalışacağım." dedim. Başını sallayarak tmm dedi. Ne kadar uğraştıysam bir sey öğrenemedim. Uzun bir süre geçmişti. Yoğun bakımdan bir doktor çıktı. Arkadaşım ayağa fırladı." Annem, annem." Dedi iki defa. Doktor " Durumu şuan iyi kalp krizi geçirmiş. Hastanede kalması gerekiyor." Dedi. Çıkardıkları odayı söyledi. Arkadaşla hızlı şekilde odaya çıktık. Annesi kendindeydi. İyi misiniz? Diye sordum. "Şükür." Dedi. Arkadaşım biraz da olsa iyi olmuştu. Annesinin elini tutup, öptü. Ayşe teyze, Serra'ya moral vermeye çalışıyordu. Serra da Ayşe teyzeye moral vermeye çalışıyordu. Biraz zaman geçtikten sonra odayı gülüşlerin sesi kaplamaya başladı. Geçmişten anılar anlatıyorduk. Kendimize gülüyorduk. Ben müsaade istedim sigara içmem gerekiyordu. Dışarıya çıktım. Sigaramı yaktım. Janset aklıma geldi.