Vazgeçemedim deli kalbim
Sana kaç kez git dedim kalbim,
Kaç kez kapattım geçmişin kapılarını.
Kaç kez susturdum adını gecelerimde,
Ama ne zaman kendimle baş başa kalsam,
Yine senin sesin doldurdu içimin duvarlarını.
Kusura bakma kalbim,
Seni senden koparmaya çalıştım.
Bir insanın yokluğuna alıştırmak istedim seni,
Ama unuttuğum bir şey vardı;
Sen onu sevmeyi değil,
Onunla yaşamayı öğrenmiştin.
Ben sana kızdım, sen onu özledin.
Ben sana küstüm, sen onun yolunu gözledin.
Ben aklımla bin kere bitirdim,
Sen bir tek hatırasını bile bitiremedin.
Biliyor musun kalbim,
Ben de yoruldum aslında.
Her gece aynı özlemin içinde uyanmaktan,
Her sabah yokluğunu yeniden tanımaktan,
Giden birinin ardından
Kendi içimde bin kez gitmekten yoruldum.
Ama ne yapayım?
Ne sana veda edebiliyorum,
Ne de ona…
Çünkü onu kalbimde öyle bir yere koymuşum ki,
Ne zaman unutmaya kalksam kendimden eksiliyorum.
Sanki onu silersem,
Birlikte yaşadığımız bütün güzel günleri de inkâr etmiş olacağım.
Belki o çoktan başka bir hayatın sabahına uyandı,
Belki benim adım bile düşmüyor artık aklına.
Ama benim içimde hâlâ aynı yerde duruyor,
Ne yaşlanıyor hatırası,
Ne soluyor gözlerimdeki yüzü.
Ölümsüzleştirdin onu kalbimde deli kalbim,
Ne zaman geçer desem biraz daha derinleşiyor izi.
Ne ona veda edebiliyorum,
Ne de seni bu sevdadan kurtarabiliyorum.
Bırak artık demeye dilim varmıyor,
Bekleme demeye yüreğim dayanmıyor.
Çünkü bazı sevdalar kavuşmak için yaşanmazmış,
Bazı insanlar hayatında kalmasa da
İnsanın içinde ömür boyu yaşarmış.
Şimdi söyle bana kalbim,
Biz hangimizden vazgeçeceğiz?
Onu unutursak kendimizi mi kaybedeceğiz,
Yoksa kendimizi bulmak için
Onu daima içimizde mi taşıyacağız?
Kusura bakma deli kalbim…
Bu defa sana sus demeyeceğim.
Seviyorsan sev, özlüyorsan özle.
Ben artık seninle savaşmayacağım.
Çünkü anladım ki…
İnsan bazen birine kavuşamaz,
Ama ondan da vazgeçemez.
Ve bazı vedalar vardır ki,
Ne ağızdan çıkar ne de kalpten geçer.
Ben ne sana veda edebildim deli kalbim,
Ne de onun içimdeki ölümsüzlüğüne…