Soğuk Camların Arkası
"Kalabalıklar çoğaldı canım, lakin insana değen insan azaldı..."
Milyonlarca sesin yükseldiği o parlak ekranlar,
Birer soğuk hapishane gibi kuşatmış dört bir yanımızı...
Göz göze gelmekten korkan,
Bakışlarını parlayan bir cama sabitlemiş kalabalıklar...
Işıkları hiç sönmeyen o hayal şehirler,
Sözde herkese ulaşılan, herkes yakın...
Biz komşunun kapısını çalmayı yakınlık belledik;
Bir fincan kahve kadar sıcak,
Bir tebessüm kadar içten,
Bir/az da bu mesafeli çağın ortasında gurbette...
Ah! Ben bu yalnızlığımı kime anlatayım?
Beğenilerin, sahte gülücüklerin havada uçuştuğu bu panayırda,
Dokunmadan seven, dertleşmeden yaşayan insanların arasında...
Hani nerede o diz dize oturulan içten sohbetler?
Koyun beni bir köy odasının tahta sedirine,
Ilık bir soba kenarına,
Ekran/sız öleyim...
Kaç kere yutkunduk bir selamın hasretiyle, bilir misiniz?
Kaç kere içimizi dökecek bir dost aradık da bulamadık,
Kaç kere "ne oldu bize" dedik?
Anladım ki şimdi ben,
Gönülden gönüle kurulan köprülerin yıkıldığı bir zamandayım...
Zamanın meydanlarında,
Görüntüye tapıp ruha kör bakanların,
Kalbi değil, profilleri süsleyenlerin,
Yalnızlığını gürültüyle örtenlerin çoğaldığı bir devirde;
Şimdi bir/az da
Ekranların arkasına saklanan o sahte diller sussun,
Samimiyeti bir ekrana kurban eden ruhsuz çağ düşünsün